Cumartesi Anneleri yargılanıyor: 46 kişi bugün yargıç karşısında

 

Cumartesi Anneleri eyleminin 700’üncü haftasında gözaltına alınan 46 kişi bugün kanuna aykırı toplantı yapmaktan İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacaklar.

25.03.2021
Yazı Boyutu:  
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için 27 Mayıs 1995’ten beri Galatasaray Lisesi önünde her hafta oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri, 25 Ağustos 2018’deki 700. hafta buluşmasında polisin sert müdahalesiyle karşılaştı. Gözaltına alınan ve haklarında “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlamasıyla dava açılan 46 kişinin yargılanmasına İstanbul  Çağlayan Adliyesi'nde 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 13.30'da  başlanacak.

Bugün hâkim karşısına çıkacak olan 46 kişi içinde yer alan Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak ve İHD Kayıplar Komisyonu üyesi Sebla Arcan dava öncesi Cumhuriyet Zehra Özdilek'e konuştular:



YARGILANMAK İSTENEN KAYIPLAR MÜCADELESİ

Besna Tosun: 700. haftada çok sert müdahaleye maruz kaldık. Darp edildik, saatlerce ters kelepçeyle gözaltı araçlarında bekletildik. Küfürlere, hakaretlere maruz kaldık. Bu müdahaleden sonra darp raporlarımızla ve olay anına ait görüntülerle birlikte hepimiz ayrı ayrı suç duyurusunda bulunduk. Bizim yaptığımız suç duyuruları takipsizlikle sonuçlandı. Ama iki buçuk yıl sonra toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkımızı kullandığımız için hakkımızda dava açıldı. Ben bunun 46 kişiye karşı açılmış bir dava olduğunu düşünmüyorum. Burada yargılanan Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi. Aslında burada yargılanmak istenen kayıplar mücadelesi.



YENİ DÖNEMİN ŞARTLARINA UYGUN

Ali Ocak: Demokratik bir hakkın kullanılmasını suçlamanın, saldırganlıklarını gizlemenin başka yolunu bulamadıkları için bu yolu deniyorlar. 26 yıllık ‘adalet’ talebine verecekleri bir cevapları olmadığı için, adalet ve hukuk arayanları susturmak istiyorlar. 700. hafta, gözaltında kaybetmelere karşı yürütülen mücadelenin önemli bir noktasıydı. Ya bu talebe, küçük de olsa bir yanıt verilecekti, ya da akıllarınca susturmak için saldıracaklardı. İkincisine başvurdular. Zaten geçmişte bu tür suçuları işleyenler, artık yeni iktidarın da ortağı olduklarından dolayı, yeni dönemin şartlarına da uygundu. 



‘İDDİANAME HUKUKİ METİN DEĞİL’

Sebla Arcan: Biz 699 hafta boyunca orada anayasal hakkımızı kullandık. Sessiz oturmamız kanuna aykırı değildi. Bu nedenle bu duruma itiraz edilemedi, yasal bir takip de yapılamadı. Her yüzlü buluşmamız çok büyük kalabalıklarla gerçekleşirdi. Sorun yaşanmıyordu. 700. haftada da böyle bir şey beklemiyorduk. Belli ki emir geldi, yasakladılar. Polisin haklarımızı ihlal eden talimatlarına uymamamız yurttaşlık görevimiz. Dağılmadık ve darp edildik. Suç duyurularımız karşılıksız bırakıldı. Ama hak ihlaline uğrayan bizlere anayasal hakkımızı kullandığımız için dava açıldı. İddianame hukuki metin niteliğini taşımıyor. Adalet dağıtması gereken, kayıpların faillerini yargılaması gereken yargı makamların bizleri yargılaması bu ülke adına büyük utanç. 
(Fotoğraflar: Faoş Erdoğan/Twitter)






Üye Ol



Üye Girişi