Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Kadından imam olmaz

 

Türkiye'de imam hatip liselerine gönderilen ve "imam" sıfatı ile mezun olan binlerce kız olmasına karşın Diyanet'in patronu kadından imam olamayacağını açıkladı.

15.02.2019
Yazı Boyutu:  
Fransa'da 1905 tarihli laiklik yasası yeniden düzenlenerek, Paris'te öncelikli olarak kadınlar ve erkeklerin aynı camide namaz kılma, vaaz etme ve imam olma imkanını sağlayacak bir cami anlayışı yaratmak amacıyla çalışma yapıyor. 


 
Türkiye'de imam hatip liselerine gönderilen ve "imam" sıfatı ile mezun olan binlerce kız olmasına karşın;  Diyanet İşleri Başkan Prof. Dr. Ali Erbaş, kadınların imam olmasının mümkün olmayacağını açıkladı.

Posta gazetesi yazarı Oral Çalışlar, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'a “Kadın imam var mı?” diye sorduğunu ve karşılığında "Kadından imam olmaz" yanıtını aldığını aktardı.

Posta Yazarı Oral Çalışlar, "Nihat Zeybekci'nin şarap çıkışı" başlığıyla yayımlanan yazısında Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın gazetecilerle gerçekleştirdiği görüşmeye de yer verdi.

"Beş gazeteci meslektaşımla birlikte aklımıza takılan soruları sorduk. Başkan'ın erken ayrılmak zorunda kalması yüzünden sohbetimizi derinleştirmedik" diyen Çalışlar, şöyle devam etti:

— Ali Erbaş, geçtiğimiz ekim ayında Tunceli'yi ve Tunceli Cemevi'ni ziyaret etmişti. Bu, Diyanet İşleri açısından bir ilkti. Ülkemizin en önemli dini kurumunun başkanı, Alevilerin yaşadığı şehre 100 yıldan beri ilk kez gitti, ilk kez cemevini ziyaret etti. Biraz garip değil mi? Erbaş, bir ilki gerçekleştirdiği için mutlu. Cemevinde sıcak karşılanmış.

— Özetle anlattıkları: Diyanet'in 150 bine yakın kadrosu yeterli değil. Hâlâ 20 bin boş kadro var. Başkanlık bütçesinin yüzde 96.5'i, personel maaşlarına gidiyor. 88 bin cami, 30 bin Kuran kursu bulunuyor. Her yıl 600 yeni cami yapılıyor. Yurtdışında 2000 din görevlisi çalışıyor. Erbaş, "Kadın imam var mı?" soruma, "Kadından imam olmaz" diye cevap verdi. Verdiği cevap beni düşündürdü. Neden kadın imam olmaz acaba?

BİR KADIN HEMCİNSLERİNE İMAMLIK YAPABİLİR

Hanefî mezhebine göre kadınların kadınlara dahi olsa imamlık yapması mekruh kabul edilmiştir. Bundan dolayı Tesbih namazı da dahil olmak üzere herhangi bir namazı kıldırmaları mekruhtur.

Ancak diğer mezheplerde Şafi mezhebi de dahil olmak üzere kadınların kadınlara namaz kıldırması caizdir. Dolayısıyla eğer kadınlar kendi aralarında tesbih namazı kılmak istiyorlarsa Şafiî mezhebini taklit etmek suretiyle içlerinden bir tanesi bu namazı kıldırabilir.

Öteyandan; Sorularla İslamiyet sitesi'nde yer alan kadınların camilerde imamlık yapıp yapamayacağına ilişkin sorulara verdiği  yanıtı içeren makale de ise şöyle deniliyor.

Konunun Fıkhi Yönü:

* Kadınların namazda imamlık yapması, bir kadının hemcinsleri olan diğer kadınlara imamlığı ve kadın-erkek karışık cemaate veya sadece erkeklere imamlığı olarak iki kısma ayrılır.

* Kadının hemcinsleri olan diğer kadınlara imamlığı konusunda, Hz. Peygamber (asm)'in hanımlarından Ümmî Seleme ve Hz. Aişe' nin kadınlara imam olarak namaz kıldırdıklarına, bu durumda öne geçmeyip ilk safın ortasında durduklarına ait ilk devir hadis kaynaklarında bilgiler vardır.

Kadınların günlük beş vakit namazda olduğu gibi, teravih namazında da diğer kadınlara imamlık yapmaları İslam fakihleri tarafından caiz görülmüştür. Ancak Hanefilere göre kerahetle caizdir.

* Bir kadının, erkeklere veya kadın-erkek karışık cemaate imamlık yapması ise, ilk hadis kaynaklarında yer alan bir habere göre Hz. Peygamber (asm) istisnai olarak Ümmü Varaka isimli hafız-ı Kur'an bir sahabiyye hanımın kendi ev halkına imamlık yapmasına izin vermiştir. Ümmü Varaka'nın ev halkı ise, ölümünden sonra azad olmaları kaydıyla hür kıldığı biri erkek diğeri hanım iki köleden ibaretti. Erkek köle ise yaşlıydı. (Ebu Davut, Salat, 61, Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI/405; İbn-i Sa'd, Tabakat, VIII/457; Beyhaki, Sünen-i Kübra, 1/456) Bu rivayete dayanarak İmam Ahmed, Ebu Sevr, Müzeni, Taberi, İbn Teymiyye gibi alimler, kadının zaruret halinde erkeklere de imamlık yapabileceğini söylemişlerdir.

* İmam-ı Azam Ebu Hanife, Şafii gibi müctehidler ile Cumhur-ı fukaha ise, kadının erkeklere imamlığını caiz görmemişlerdir. Böyle bir namaz kılınmışsa erkeklerin namazları geçersiz olur, yeniden kılmaları gerekir. Çünkü Hz. Cabir ve Hz. Ali’den rivayet edildiğine göre: “Kadın erkeğe imamlık yapamaz.” (Beyhaki, Sünen, III/90; İbn-i Ebi Şeybe, Musannef, 1/430; İbn-i Rüşd, Bidayetü’l-Müçtehid, 1/114; Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslamî ve Edilletuhu, II/175; Nevevi, el-Mecmu, IV/223; Din İşleri Yüksek Kurulu Kararları, Diyanet İşleri Başkanlığı, 23.06.2002)

Diğer taraftan Darakutni’de yer alan bir rivayet, Peygamber Efendimiz (asm)’in Ümmü Varaka’ya kadınlara imamlık yapmasına izin verdiği, şeklindedir. (Darakutnî, Sünen, 1/279) Her hâlükarda rivayette açıkça görüleceği üzere Peygamber Efendimiz (asm) bir kadına sadece kendi hane halkından biri kadın diğeri yaşlı erkek kölesine kıldırması için izin vermiştir. Bu kadının namaz kıldırdığı insanlar kendi ev halkıdır. Ve bu özel bir durumdur.

Bütün bunlarla birlikte Allah Resulü (asm), kadınların evde namaz kılmalarının daha faziletli olduğunu bildirmiştir. (Ebu Davud, salat, 53; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI/371; Müstedrek, 1/328)

Konunu, Sosyal ve Siyasal Boyutu:

Günümüzde İslam’da kadın meselesinin yanlış anlaşılması ile karşılaşırız. İslam’a bir bütün halinde bakamayanlar, kadının namazda imamlık yapamamasını onun ikinci sınıf insan kabul edildiğine delil saymaktadırlar. Oysaki kadının insandan sayılmadığı dönemlerde, ilahi vahyin tebliğ ve temsilcileri peygamberler sayesinde insanlık gerçek manada kadın-erkek eşitliğini gördü. Bugün kadının görünürlüğü, kadınsılığı ön plana çıkarılıyor, özgürlüğü bu şekilde tefsir ediliyor ve o erkeklerin karşısına savaşması gereken biri olarak çıkarılıyor.. Eğer insaflı ve objektif bakabilsek insanlığa kadın-erkek eşitliğini gerçek manada getirenin İslam olduğunu da görürüz. İslam, kadına sadece fiziki cazibesinin olduğu bir dönemde değil çocukluk, yetişkinlik, evlilik, annelik, teyzelik, ninelik yani hayatın bütün safhalarında değer vermiş, onu saygın bir konuma yerleştirmiştir.

Kadının ayrı, erkeğin ayrı donanımda yaratılması ve her ikisinin de bu farklı yapıları esas alınarak ele alınması eksiklik değil adalettir. Allah kadını zerafet, iffet, şefkat ve annelik gibi vasıflar üzerine yaratmıştır. Hiçbir beşer kadına Allah’ın verdiğinden fazlasını veremez. Ona veriliyor gibi görünen her hak kadını daha da alçaltır ve onu komikleştirir. Çünkü yaratan en iyisini bilir. Yeter ki biz ilahi vahyi doğru anlayalım. Kur’an’da erkekler anlamına gelen bir sure yoktur. Kadınlar anlamına gelen Nisa suresi 32. ayette ise şöyle buyurulur:

“Bir de Allah’ın kiminize kiminizden daha fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır.”

Allah kadını da erkeği de insan olarak yarattı. Ama her ikisinin fıtratına birbirini tamamlayan farklı özellikler yerleştirdi. Bunları birbirini tamamlayan unsurlar olarak almak yerine çatışma vasıtası kılmak fıtratla çatışmak demektir.
(KAZETE HABER MERKEZİ)




Üye Ol



Üye Girişi