Erdoğan: Güçlü kadınların arkasında güçlü aile yapısı var

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek bir hanımefendiye başının açık veya kapalı olmasından dolayı olumlu veya olumsuz yorumda bulunmadığını söyledi

04.03.2017
Yazı Boyutu:  
Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan, "Siyasi hayatımızın hiçbir döneminde ayrımlarla uğraşmadık. Başı açık, başı kapalı ayrımı hiçbir zaman yapmadık" dedi. "Böyle davrananların karşısına dikildik" diyen Erdoğan, "Tek bir hanımefendiye kılığından, kıyafetinden, başının açık veya kapalı olmasından dolayı olumlu veya olumsuz yorumda bulunmadım. Tek bir örnek verilemez" ifadesini kullandı.

Erdoğan, Hürriyet'in tartışma yaratan 'Karargâh rahatsız' haberine bir kez daha isim vermeden göndermede bulunarak, "Geçtiğimiz günlerde bir medya kuruluşunda başörtülü personelin TSK'da çalışmasını sinsice eleştiren bir haber çıktı. Hani rahatsız olmuyordunuz. Dünya değişti ya, Türkiye değişti. Bazı kafalar hala eski köhne alışkanlıklarından vazgeçmiyor" dedi.

"İKNA ODALARINDA BAŞI ÖRTÜLÜ KIZLARIMIZ NE HALE GETİRİLDİ"

Cumhunbaşkanı bugün HAK-İŞ Konfederasyonunun 6. Uluslararası Kadın Buluşması'nda konuştu. 

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Kadınların kıyafetleriyle değil, tıpkı erkekler gibi kafaların içindeki fikirle değerlendirilmesi gerektiğini söyledik. Siyasi hayatımızın hiçbir döneminde ayrımlarla uğraşmadık. Başı açık, başı kapalı ayrımı hiçbir zaman yapmadık. Böyle davrananların karşısına dikildik. Tek bir hanımefendiye kılığından, kıyafetinden, başının açık veya kapalı olmasından dolayı olumlu veya olumsuz yorumda bulunmadım. Tek bir örnek verilemez.

Kadınları birikimleriyle değil, bedeniyle değerlendirmek bu kardeşlerimize yapılacak en büyük hakarettir. Geçmişte başı kapalı birçok kız kardeşimiz üniversite kapılarında, kamuda bu hakarete maruz kalmıştır. Bu hakareti kimlerin yaptığını sizler çok iyi biliyorsunuz. Sizler ikna odalarında kızlarımızın ne hale getirildiğini gayet iyi biliyorsunuz. Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya diye bakılan üniversite kapılarından geri çevrilen kızlarımızı iyi biliyorsunuz. Hala aynı zihniyetin çarpık fikirleriyle karşılaşıyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde bir medya kuruluşunda başörtülü personelin TSK'da çalışmasını sinsice eleştiren bir haber çıktı. Hani rahatsız olmuyordunuz. Dünya değişti ya, Türkiye değişti. Bazı kafalar hala eski köhne alışkanlıklarından vazgeçmiyor. Biz başı açık veya kapalı, hiçbir hanım kardeşimizin bu şekilde aşağılanmaya maruz kalmasına rıza göstermedik, göstermeyeceğiz. Bu ülkenin tüm imkanlarının ayrım olmaksızın seksen milyonun tamamının hakkı olduğunu istese de, istemese de herkes kabullenecek. Eğer özgürlüklerin egemen olduğu bir devleti konuşuyorsak, o zaman bu ülkede kimse kusura bakmasın herkes istediği gibi giyinir, istediği gibi inancını yaşar, kimse buna müdahale edemez.

Olayın aslı budur. Ben Türkiye'nin cumhurbaşkanı olarak vatandaşlarımın arasında bir ayrımı kabul edemem. Ayrım yapanlar için de gereğini yaparım. Böyle düşünen varsa, öyle iki yüzlülükle, riyakarlıkla, alavere dalavereyle değil, mertçe, yiğitçe çıksın ortaya söylesin fikrini.

'KADINA ŞİDDET GÖSTERENLER İLE CAHİLİYE DÖNEMİNDE KIZ ÇOCUKLARINI GÖMENLER AYNIDIR'

Kendi üstünlüğünü göstermek için kadına el kaldıranların durumu, Cahiliye döneminde kız çocuklarını diri diri toprağa gömenlerden farklı değildir.

Bugün kadını medyada, iş yerinde bir meta gibi pazarlayan anlayışla, köle tacirleri arasında fark yoktur. 

Kadına kurumsal güvence sağlamanın yolu aileyi güçlü tutmaktan geçiyor. Güçlü kadınlarımıza baktığımızda, arkalarında güçlü bir aile yapısının olduğunu görüyoruz.

Siyasette 40 yıldır verdiğim mücadelede, başarılı olmamın gerisinde iki önemli faktör vardır. Birincisi daima bana destek olan eşe ve çocuklara sahip olmamdır. İkincisi de gençlik kollarından ve 1989 yılındaki il adaylığımdan itibaren tüm siyasi çalışmalarımda hanımların etkin bir biçimde yer almasıdır.

15 Temmuz'da canları pahasına ülkeyi ve milletini savunanların arasında ne kadar çok hanım kardeşimizin bulunduğunu sizler de gördünüz. 

Şehitlerimizin arasında 11 kadın kardeşimiz vardı. Onlar, sevgili peygamberimize en yakın makamda olanlardır. 

Siyasi hayatımda kadınlarımıza zaten çok borçlanmıştım. 15 Temmuz'dan sonra buna bir de can borcu eklendi.

GENÇLER 15 TEMMUZDA KENDİLERİNİ ÇOK FARKLI İFADE ETTİLER

Şimdi diyoruz ki, "Gençlerimiz için evet". Birisi de çıkmış "Gençlerimiz için hayır" diyor. Allah Allah bu nasıl iş. Gençlerimiz için hayır; bunu Kandil'deki diyor. Bunu aklım alıyor, der. 17-18 yaşındaki gençleri, kız-erkek aldatarak bunlar Kandil'e kaçırmadılar mı. Verdikleri özel eğitimlerle, ellerine verdikleri silahlar suretiyle bunlar benim vatandaşlarımı öldürmediler mi? Kardeşlerim, 16 Nisan bu tezgahı bozma günüdür, buna hazır mıyız? Mesele bu. Şimdi, kusura bakmayın 18 yaşındaki gençlere seçilme hakkını getiren biziz. Bu kardeşiniz bunu yıllardır söylüyor biliyor musunuz, yıllardır bunu kimseye anlatamadık. Şimdi, artık milletimize gidiyoruz. Seçmen yaşını 18 olarak kabul ediyorsun, seçilmeyi niye kabul etmiyorsun. Zor olan seçmektir, seçilmek seçmeye göre daha kolaydır. Biz gençlerimize güveniyoruz, bu gençler 15 Temmuz'da kendilerini çok ama çok farklı ispat ettiler. F16'ların karşısında gençlerimiz durdu, kadınlarımız durdu, yaşlılar durdu. Bu gençlik, o gece "Arkadaş, yurdumu alçaklara uğratma sakın. Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk'ın, kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın". Kardeşlerim, böyle bir gençliğe siz ön açacaksınız. Dünyada 22 -23-24 yaşında bakan, milletvekili oluyor da benim ülkemde niye olmasın? Şahsen, 2017 yılında hala bu meseleleri tartışıyor olmaktan utanıyorum, sıkılıyorum. Bizim 2023 hedeflerimizi konuşuyor olmamız gerekiyor. 2053, 2071 dediğimiz zaman birileri dalga geçti. Kardeşlerim biz bugünleri konuşmayacağız, yarınları konuşacağız. Sadece evlatlarımızı değil, torunlarımızı konuşuyor. Eğer biz lider bir ülkeyi inşa etmenin adımlarını attıysak, onun projelerini şimdiden hazırlamak zorundayız.  (Foto: Sputnik)

Üye Ol



Üye Girişi