Erdoğan’dan İdlib'le ilgili gerilimi tırmandıracak çıkış

 

İdlip’teki gerilimi tırmandıracak açıklamalarına devam eden Tayyip Erdoğan, Suriye’ye yönelik tehditlerini sürdürerek “Suriye’yi terör örgütlerinden ve rejimden temizlemeden bize huzurla uyumak haram” dedi

15.02.2020
Yazı Boyutu:  
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hem Pakistan dönüşü uçakta hem de AKP İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen üye katılım töreninde yaptığı konuşmalarda İdlib’teki gerilimi tırmandıracak açıklamalarına devam etti.

Şubat ayı sonuna kadar TSK gözlem noktalarının gerisine çekilmemesi durumunda Suriye ordusuna karşı harekete geçileceğini söyleyen Erdoğan, ayrıca “Suriye’yi terör örgütlerinden ve rejimin zulmünden temizlemeden bize huzurla uyumak haramdır” dedi.

“Şubat bitmeden bu işi yapacağız”

Erdoğan’ın AKP İstanbul İl Başkanlığı’ndaki konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

– Türkiye’nin Suriye topraklarını işgal veya ilhak gibi niyeti asla söz konusu değildir.

– Biz işgal ve ilhakın önüne geçmenin gayreti içindeyiz.

– Rejim güçleri, Soçi Muhtırası’nın sınırlarına çekilene kadar İdlip’teki sorun çözülmeyecektir.

– İdlip’teki sorun çözülmedikçe ne buradan sınırlarımıza yönelen yeni kitlelerin, ne de ülkemizdeki Suriyelilerin dönüşü mümkün olmayacaktır.

– İdlip’teki çözüm, rejimin saldırganlığının durdurulması ve anlaşmalardaki sınıra çekilmesi, aksi takdirde Şubat bitmeden bu işi yapacağız.

– Bunu dostlarımızın desteğiyle gerçekleştirebilirsek memnuniyet duyarız.

– Bu işi zor yoldan yapmamız gerekiyorsa ona da varız.

– Suriye’yi terör örgütlerinden ve rejimin zulmünden temizlemeden bize huzurla uyumak haramdır.

– Türkiye’nin Suriye’de davetsiz misafir olduğunu öne sürenler, acaba kendilerinin dünyanın dört bir yanında davetsiz şekilde yürüttükleri faaliyetleri aynı şekilde tarif edebilecekler mi?

“Elimizde kapı gibi Adana Mutabakatı var”

Erdoğan, Pakistan dönüşünde uçakta gazetecilere yaptığı açıklamalarda da İdlip tehditlerini sürdürdü.

“Şunu çok açık, samimi konuşmamız lazım; Bizim elimizde kapı gibi bir Adana Mutabakatı var. Biz oraya Adana Mutabakatı çerçevesinde gittik. Hani ‘Siz oraya nasıl gidiyorsunuz, burası Suriye’nin topraklarıdır’ gibi yaklaşım gösterenlere bu bir cevaptır. Bu işin birinci boyutu” diyen Erdoğan, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Türkiye, bölgeye girince bir düzenleme yapıldı. Neydi bu düzenleme? Gözlem noktaları kuruldu. Burada Soçi mutabakatının teminatı var. Hele hele Soçi mutabakatının 2. ve 3. maddeleri ki 2. madde burada çok çok önemli. İşte biz bu adımları 2. ve 3. maddelere dayalı olarak attık. Rejim güçlerinin bizim bu gözlem noktalarını kuşatmaya başladığını görüyoruz. Onların kuşatması karşısında sessiz kalmamız mümkün değil. Onlara karşı da biz gereğini yapıyoruz. Son dönemde özellikle İdlip’teki çatışmalar ciddi manada kendisini göstermeye başladı. İşte bugün (dün) de yine Halep’in batı tarafında bir helikopter düşürüldü. Bunlar tabii rejimi rahatsız ettiği gibi Rusya’yı da rahatsız ediyor. Bunun dışında yine ciddi bir zayiat verdiler. Fakat aslolan şey, 1 milyona yakın İdlip halkının bugün bizim sınırlarımıza doğru hareket halinde olması. Biz zaten 3,5-4 milyon insana ev sahipliği yapıyoruz. Bu 1 milyonu da kabul etme durumuz maalesef yok. Öyleyse ne yapmamız lazım? Biz dedik ki sınırımızdan 30-32 kilometre içeride sınır boyunca briket barınaklar yapalım. Şu anda yoğun bir şekilde orada barakalar yapılıyor. Hatta ben bunu Merkel’e de açtım. ‘25 milyon avro gönderirseniz bunun bir kısmını da siz üstlenmiş olursunuz. Zaten büyük bir kısmını biz üstleneceğiz. Ama bu arada siz Fransa, İngiltere gibi diğer dostlara da söylerseniz, bir destek gelirse biz yoğun bir şekilde bu barakaları daha insani hale getiririz.’ dedim. Şu anda 25 milyon avroyu Kızılhaç vasıtasıyla Kızılay’ımıza gönderiyorlar. Biz onları beklemeden bu briket barakaları yapmaya başladık.”

“Tutturdukları bir şey var, ‘Hmeymim, Hmeymim…’”

“Sadece Almanya mı gönderdi?” sorusu üzerine de Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Şu an itibarıyla sadece onlardan söz geldi. Ama daha henüz elimize geçmiş değil. Kızılhaç vasıtasıyla Kızılaya ulaştırdıklarına dair bir haber geldi. Fakat olsa da olmasa evelallah bunun altından kalkarız. Asıl önemli olan şey, sürekli ‘oradaki teröristler’ diye dile getiriliyor. Tamam da bu teröristler kim? Bunlar bir PYD, bir YPG değil. Bunlar tam aksine Suriye’nin kendi insanları ve Suriye’nin yerleşik halkı. Bu insanlar kendi topraklarını, kendi evlerini korumanın mücadelesini veriyor. Bunların içerisinde teröristler varsa, nasıl PYD/YPG’ye karşı bu mücadeleyi veriyorsak, o teröristlere karşı da bu mücadeleyi verelim. Ama orada sivil halk uçaklarla, helikopterlerle bombalanıyor. Bunlara karşı en ufak bir ses yok. Tutturdukları bir şey var, ‘Hmeymim, Hmeymim…’ Burayı bombaladılar ve gerekçeleri yine aynı. Gerek Adana gerek Soçi mutabakatları gereği burada kardeşlerimizin yanında yer alırken, bir yandan sınırlarımıza göç var. Briket barınakları o göçü engellemek için yapıyoruz.”

“ABD bize güven vermiyor”

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin Ankara ziyareti ve İdlip’te yaşamını yitiren askerler için “Şehidimiz” demesi hatırlatılarak, “Amerika’yı Suriye’de rejimi etkisiz hale getirecek bir opsiyon olarak mı görüyoruz yoksa PKK’ya destek veren bir Amerika yine bize bir numara mı çeviriyor? Nasıl görüyorsunuz Amerika’nın yaklaşımını?” sorusu üzerine Erdoğan, “İfade ettiğiniz bu endişeleri aynı şekilde biz de taşıyoruz. Yani bunlar bize güven vermiyor. Bir bakıyorsunuz farklı, başka bir gün yaptıkları açıklamalara bakıyorsunuz daha farklı. Bundan dolayı da bunların hangisine nasıl inanacağız?” ifadesini kullandı.

“Demek ki tepe başka, alt başka”

Erdoğan, sözlerinin devamında şunları kaydetti:

“Şimdi ben 3-4 gün önce Sayın Putin ile görüştüm. Gayet güzel bir görüşme oldu. Ertesi gün baktık bir açıklama. O açıklamada da Türkiye’ye ciddi manada suçlamalar yapıyorlar. Biz Sayın Putin ile yaptığımız görüşmede aramızda böyle bir şey geçmedi. Size ne oluyor? Demek ki tepe başka, alt başka. James Jeffrey ile ilgili olarak burada, ‘Şehidimiz’ demesi bizim için inandırıcı şeyler değil. İnandırıcı olmadığı gibi, güya bizim hakkımızı teslim ediyor. Tamam da Jeffrey’nin hakkımızı teslim etmesinden öte, burada bizim Sayın Trump’ın hakkımızı teslim etmesi çok önemli. Yani Sayın Trump da eğer bizim hakkımızı teslim edecekse bu konuda hakikaten kararlı bir duruş ortaya koyacaksa onun bir anlamı olur. Bunun tabii bir de görüşmenin ardından yapılan basın açıklamasında özellikle uluslararası medyaya girmesi büyük önem taşıyor. Eğer bu sağlanırsa o zaman deriz ki bu işin kıymeti harbiyesi var.”

(Ajanslar)





Üye Ol



Üye Girişi