Erdoğan'ın kadınlar en az üç çocuk yapsın çağrısı tedirginlik yarattı

 

Gebeliği teşvik ürkütücü

27.04.2008
Yazı Boyutu:  
Nüfus Bilimci Prof. Ayşe Akın, Başbakan'ın en kötü ihtimalle 30 yıl sonra söylenmesi gereken sözü şimdi söylemesini gerçekçi bulmazken, ekonomistler ve sosyal bilimciler çağrıyı ürkütücü buluyor

Türkiye'de işsizliğin resmi rakamlara göre yüzde 10'u, hatta gizli işsizlikle birlikte yüzde 20'yi bulduğu ve neredeyse borçların faizlerini ödemek için vatandaşın varını yoğunu satmaya başladığı bir sırada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın " her kadın en az üç çocuk yapsın" diyerek "gebeliği teşvik eden" çağrısı sadece ülkemizde değil, AB yetkililerini de sarstı. AB'yi hedefleyen bir ülke için Erdoğan'ın bu söylemi son derece "ürkütücü" bulundu. Sosyal bilimciler, ürettiğinden çok üreyen bir ülke olmanın yarardan çok zarar getireceğine dikkati çektiler.
Türkiye bugün 70 milyonu aşan nüfusumuzu besleyip eğitemezken, oy arttırma adına nüfus artışını teşvik etmenin yoksulluğun ağırlaşarak sürüp gitmesini istemekle eş anlamlı bulan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve H.Ü. Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama (HÜKSAM) Müdürü Prof. Dr. Ayşe Akın'ın en az 30 yıl Türkiye'nin doğurganlığında hiçbir azalma olmayacağı ve yaşlı nüfusumuzun en fazla yüzde 5-6 civarında olup, yüzde 10'u geçene kadar endişelenecek bir durum olmadığını açıkladı. Uluslararası Nüfus Programları Yönetim Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Dünya Sağlık Örgütü, BM Nüfus Fonu ve UNICEF'in pek çok projesinin yürütücüsü Prof. Dr. Akın, geçtiğimiz günlerde Milliyet'e yaptığı açıklamada, Başbakan'ın en kötü ihtimalle 30 yıl sonra söylemesi gereken sözleri şimdi söylemesinin hiçbir anlam ifade etmediğini dile getirerek "Doğurganlık hiç artırmadan aynen bu şekilde, yani toplam 2.2'lik doğurganlık hızıyla devam ettiği sürece en az 30 yıl Türkiye'nin doğurganlığında hiçbir azalma olmaz. Çünkü Türkiye'deki genç nüfus büyük bir paya sahip. Ancak belki 30 yıl sonra bu lafı etmemiz lazım gelebilir, ama bugün değil" dedi.
Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun "Nüfus artış hızımız 1.8; Norveç, İsveç düzeyinde", Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın "3 çocuktan az olursa nüfus yaşlanır" sözlerinin de doğru olmadığını ifade eden Ayşe Akın, Türkiye'de nüfus artış hızının 1'e kadar düşmesinin bile tepki oluşturmayacağını halen gelişmiş ülkelerde bu oranın bir buçuğun altında olduğunu ifade etti.
Prof.Dr. Akın, Türkiye'de bugün mevcut nüfusa iş bulunamadığını, ekonomik gelir getiren işlerde kadınların daha beter azalmasına karşın erkeklerin de azaldığını belirterek,"Bunun nüfusla, yaşlanmayla değil, doğrudan istihdamla ve sizin planlı programlı davranmamanızla alakası var" dedi.
Ayşe Akın, istihdam ve sosyal güvenlik sorunu çözümlense bile doğurganlık hızının 2.2 olduğu sürece Türkiye'nin nüfus konusunda endişelenmesine gerek olmayacağını sözlerine ekledi.

SOSYAL BİLİMCİLER DE EKONOMİSTLER DE TEDİRGİN
Sosyal bilimcilere göre, kadın; statüsü yükseldikçe ne kadar isterse o kadar doğuruyor. Asıl yapılması gereken kadının statüsünü yükseltmekken, aile planlamasını rafa kaldırmaya yönelik çağrılar yapılması, "ürettiğinden çok üreyen insanların yaşadığı" üçüncü sınıf bir ülke olmamızın amaçlandığını düşündürüyor. Nitekim, Türkiye'nin bir türlü sürdürülebilir kalkınma gerçekleştirememesinin ardında sadece yanlış ekonomik politikalar değil, hatalı siyasi tercihler de rol oynuyor.
Ekonomistler ise, sanayi politikası çağın gereklerine uymayan ve "üretme" yerine "üremenin" tercih edildiği bir düzende, yeterli sağlık hizmeti verilemeyeceği gibi, ne de yeterli eğitim düzeyinin sağlanamayacağı kaydedilerek, bu durumdan en olumsuz etkilenenlerin ise nüfusun kabaca yarısını oluşturan kadınlar olacağına dikkat çekiyorlar.


Üye Ol



Üye Girişi