Eşitlik mücadelesi için tüm sivil toplum ve muhalif partiler birleşmeli

 

Sivil Sayfalar’ın European Endowment for Democracy desteğiyle düzenlediği “Kadın Hakları Mücadelesi ve Uluslararası Koruma Mekanizmaları” çalıştayında bir araya gelen STK ve siyasi parti temsilcileri, iş birliği ve dayanışma ile sürecin yürütülmesinde görüş birliğine vardı.

10.04.2021
Yazı Boyutu:  
 Online gerçekleştirilen çalıştayda, karma yapılarla, eşitlik fikri üzerinden hareket edilerek, hukuki sürecin işletilmesi, uluslararası aktörlerle iletişim ve iş birliği ile ortak eylemlilik dahil tüm araçlar kullanılarak mücadelenin güçlü şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

Çalıştaya TÜSEV adına katılan Güneş Engin, insan haklarına dayalı sistemde sivil toplumun başat rolünü hatırlatarak, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının hem sivil toplumu hem yurttaşları savunmasız bıraktığına dikkat çekti.

Çocuğa Karşı Şiddeti Önlemek için Ortaklık Ağı’ndan Sinem Sefa Akay, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların yanı sıra çocuklar ve gençler için de önemli olduğuna değinerek bir metin yayınladıklarını ve ve ağa üye olan birçok STK’nın Sözleşme’de koruma konusundaki hükümlerin devre dışı kalması ile yetişkinlerin yanı sıra çocuk ve gençlerin de risk altında olacağını kaydetti.


“İstanbul Sözleşmesi İçin Tüm Sivil Toplum Birleşmeli”

Mültecilerle Dayanışma Derneği’nden Mehtap Erdem, sözleşmeden çekilme kararı ile daha da riskli bir duruma giren mültecilere dikkat çekti ve özellikle mülteci kadınların hassas bir grup olarak maruz kalacakları yeni tehditlerin altını çizdi. Denizli’de 4 İranlının sözleşmeden çekilme kararını protesto etmeleri nedeniyle sınır dışı kararı alındığını hatırlatan Erdem, uluslararası koruma kararından mahrum kalacak olan mülteciler açısında Sözleşme’nin taşıdığı önemi belirtti.

EŞİK Platformu’ndan Berrin Sönmez, Türkiye’de hak ihlallerinin yaygınlığı nedeniyle sözleşmeden çekilme kararına toplumun güçlü bir ses çıkaramadığını kaydetti ve her ne kadar uluslararası sivil toplum örgütlerinden, kadın örgütlerine kurumsal ya da bireysel düzeyde dayanışma mesajları gelse de, AB’den, Avrupa Konseyi’nden gelen desteğin son derece sınırlı kaldığını belirtti. Kınama ve üzüntü beyanı gibi sözlü mesajlar dışında herhangi bir politik tavır alma görmediklerini söyleyen Sönmez, “Bu açıdan yalnızız. İstanbul Sözleşmesi için tüm sivil toplum birleşmeli. Sözleşmeyi hala kurtarma ihtimalimiz var ama mutlaka ortak eylemlilikte buluşmamız gerekir. Her birimiz örgütlerimizi ve zihnimiz hazırlayalım. Yakında size bir çağrı geldiğinde eyleme katılmak konusunda kararlı olun” mesajını verdi.

Mor Çatı’dan Elif Ege, kurumsal olarak çekilme kararının kadınlar üzerinden yarattığı tehdide dair, yerinde tespitler yapmak ve sağlam analizler yapmanın önemine dikkat çekti, süreci daha aktif şekilde izlemeye başladıklarını kaydetti. Ege, Polonya ve diğer Avrupa ülkelerinde de ulus aşırı feminizme en çok ihtiyaç duyulan zamanda olduğumuzu belirterek, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını hep birlikte geri döndürmeye çalışacaklarını vurguladı.

“Eşitlik Fikri Üzerinden Karma Yapılar Birlikte Hareket Etmeli!”

Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği ve EŞİK Platformu’ndan Zelal Ayman, sözleşmenin çerçeve olarak, kadın, çocuk, mülteci, engelli, yaşlı dahil tüm aktörleri dahil eden “küresel düzeyde eşitlikle alakalı bir mücadelenin bir parçası” olduğuna dikkat çekti ve meselenin sadece Türkiye ile de alakalı olmadığını, uluslararası düzeyde, genel eğilimin eşitlik karşıtı güçlerin güçlenmesi olduğunun altını çizdi. Örgütlenme biçiminin değişmesi gerektiğini kaydeden Zelal Ayman, EŞİK gibi platformların ve karma yapıların, koalisyonların çoğalması ve daha çok yan yana durulması gerektiğini söyleyerek, 6284 sayılı yasanın uygulanması için strateji belirlenmesi, eşitlik fikri üzerinden kadın ve erkeklerin birlikte hareket etmesi ve  eşitlik ile ilgili farkındalık çalışmalarının daha da artması gerektiğini kaydetti.

İstanbul Barosu adına çalıştaya katılan Berfin Arslan da 6284 sayılı yasanın uygulanması için daha çok emek verilmesi gerektiğini zira sözleşmeden çekilme kararı sonrası 3 aylık koruma kararının bile alınmamaya başlandığını söyledi.

CEİD adına toplantıya katılan Doç. Dr. İlknur Yüksel Kaptanoğlu, iç hukuk da dahil birkaç koldan mücadelenin ilerlemesi gerektiğini belirtti ve “aile” konusu etrafında düğümlenen meselede kamu kurumlarına da ağırlık vererek çalışmaların yürütülmesi gerektiğini söyledi. GREVİO raporlarında yer alan tüm maddeleri esas alarak kamu kurumlarına talepte bulunmak önemini vurgulayan Kaptanoğlu, CEİD tarafından 16 başlıkta hazırlanan raporların STK’lara yol haritası belirlemede faydalı olacağını düşündüğünü kaydetti.

Çekilme kararının siyasi boyutunun altını çizen Hak İnisiyatifi’den Fatma Bostan Ünsal ise kamuoyu araştırmalarında sözleşmeye verilen yüksek toplumsal desteği kullanarak çekilmeden geri dönülmesini sağlamak için mücadele etmek gerektiğini söyledi. Ünsal, toplum düzeyindeki bu avantajlı durumu muhafaza ederek, Türkiye’de her kesimden kişinin desteğinin siyasiler üzerinde baskı oluşturmasına çalışılmasının önemini belirtti.

"Sorun sadece kadınların sorunu değil"

KAZETE Kadın Gazetesi'nden Berrin Gürçay Dilekçi de asıl meselenin eşitlik fikri olduğunu vurguladı ve eşitlik üzerinden mücadelenin şekillenmesi gerektiğini söyledi.
Dilekçi, sorunun sadece kadınların sorunu olmadığını, hem erkeklerin hem de muhalif tüm siyasi partilerin aktif şekilde mücadele yürütmesinin ve karma yapılarla bir bütün olarak herkesin sürece dahil olmasının önemini belirtti. İstanbul Sözleşmesi'nin ülke için eşitlik, özgürlük ve demokrasi  mücadelesi olduğunun altını çizdi..

Küresel Kadın Hareketine Katkı için..

Türkiye’de kadın hareketinin perspektifini geniş tutarak küresel kadın hareketine katkı sunabileceğini belirten Eşitlik İzleme’den Hülya Gülbahar, bu konuda herkese iş düştüğünü ve uluslararası ağlarda dayanışmayı artırmanın önemli olduğunu ifade etti. Sözleşmeden çekilme kararının, diğer sözleşme ve düzenlemelerden de çekilme adımları ile süreceğini savunan Gülbahar, bu noktada hem siyasi partilerle Meclis’e yoğunlaşmak, hem tüm belediyelerde, var olan düzenlemeleri uygulatmaya çalışmanın önemine dikkat çekti.

Türkiye’den uluslararası mekanizmalara dahil olan çok az kadın bulunduğunu ve bunun eksikliğinin önemli olduğundan da söz eden KAOS GL’den Öz, ulusal ve uluslararası düzeyde birlikte çalışma yürütülmesinin gereğine dikkat çekti. Sözleşmeden çekilme kararının sorumlusu olarak LGBTİ+ların gösterildiğini hatırlatan Öz, asıl gerekçenin kadın hareketine darbe vurmak olduğunu ve tartışmanın küresel düzeyde devam ettiğini kaydetti.



Muhalif siyasi partiler İstanbul sözleşmesi'nden çekilme karşısında ne yapmalı?

Çalıştaya katılan siyasi parti temsilcileri de sözleşmeden çekilme kararına karşı izledikleri politika ve stratejileri paylaştı.

HDP milletvekili Filiz Kerestecioğlu,  kadın örgütlerinin Meclis’te neler yapılabileceğine dair önerilerini kendilerine iletmelerini istedi ve Temmuz ayına dek hep birlikte mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Kerestecioğlu, çekilme kararının hayata geçmemesi için tüm partilerle asgari müştereklerde ortaklaşılabileceğini düşündüğü kaydetti. 

Deva Partisi’nden Elif Esen, sözleşmeden çekilmenin hukuksuz olduğundan hareketle bir eylem planı hazırladıklarını belirterek, çalışmalarını sivil toplum mantığı ile şekillenen bir kampanya olarak yürüteceklerini; iş dünyası, futbol kulüpleri gibi kadın ve erkeklerin meseleye birlikte sahip çıkmasın öne çıkaracaklarını  kaydetti. “Birlikte ve daha güçlü bir platform içinde olalım” diyen Esen, toplumu ve iktidarı şaşırtacak kişileri dahil ederek toplumsal etkiyi artırmaya odaklanılması gerektiğini belirtti.

Gelecek Partisi’nden Seren Yıldız Öztürk, sözleşme konusunda toplumda hala soru işaretleri olduğuna dikkat çekerek, parti içinde de yürüttükleri faaliyetlerde, bir farkındalık çalışması yaklaşımı ile hareket ettiklerini kaydetti. Sözleşmenin hükümlerini ve öneminin iyi anlatıldığında, erkekler ve tüm teşkilatlar üzerinden olumlu sonuçları gözlemlediklerini paylaşan Öztürk,  “Burada siyasi partiler ve sivil toplum olarak ortak bir tepki ortaya koymamız gerekiyor. Çok ciddi bir toplumsal tepki ortaya koyabilirsek, ilerleyebiliriz. ‘Çekildik oldu bitti’ ile geçiştirilemeyecek kadar önemli bir mesele. Biz, çekilme kararına erkekler üzerinden dava açarak da itiraz ettik. Bizlerin de sivil toplum ve siyasi partilerden erkekler de dahil olması için ısrarcı olması gerekiyor.” dedi.

Toplantıya CHP adına katılan Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Tuba Torun ise STK’lar olarak partilerle eşgüdümlü çalışmak gerektiğini, ne gerekiyorsa yapılması ve hatta bunu yüksek sesle yapılması gerektiğini söyledi. Kadın konusunun yalnızca kadınların sorunu olmadığını, bunun artık bir demokrasi mücadelesine dönüştüğünü söyleyen Torun, bu nedenle bütüncül topyekûn bir mücadele gerektiğinin altını çizdi.

Yeşiller Partisi adına toplantıya katılan Nil Mutluer, de soruna küresel bakmak gerektiği görüşlerine katıldığını ve artık yeni bir süreçte olduğumuzu kaydetti. Sözleşmeden bir gecede çıkılması kararı alınmasının demokratikleşme sorunu olduğunu gösterdiğine değinen Mutluer, diğer katılımcılar gibi karma yapılarla, erkek ve kadın, sağ ve sol tüm kesimlerle birlikte hareket edilmesi gerektiğini belirtti. (KAZETE/ Sivil Sayfalar)

Üye Ol



Üye Girişi