Fiistinli feministlerden direniş çağrısı

 

Biz aşağıda imzası olan Filistinli feministler, insan hakları eylemcileri ve kadın örgütlerinin temsilcilerine mücadele ve halk direnişine destek çağrısı yaptı

13.02.2016
Yazı Boyutu:  
Farklı meslek dallarından ve örgütlerden bir araya gelen Filistinli feministler ‘kendi kaderini tayin hakkı için verilen ulusal mücadeleyle toplumsal adalet, özgürlük ve insan onuru için verilen mücadelelerinin kesiştiğini görebiliyoruz’ açıklamasında bulundu.
 Filistinli feministlerin açıklamasının tam metni şöyle:

‘’Biz aşağıda imzası olan Filistinli feministler, insan hakları eylemcileri ve kadın örgütlerinin temsilcileri, Ulusal Kadın Araştırmaları Birliği (National Women’s Studies Association [NWSA]) tarafından alınmış olan, İsrail işgal rejimince kullanılan sömürgecilik araçlarına karşı yerli Filistinlilerin mücadelesinin yanında durma kararına bütünüyle desteklediğimizi ve derinden takdir ettiğimizi açıklıyoruz. İnsan haklarını sağlamak ve uluslararası yasaları ve temel insan haklarını korumak için yürütülen her türden şiddetsiz mücadele aracını desteklediğimizi açıklıyoruz.

Kadın hakları ve bir bütün olarak insan haklarının arasındaki organik ilişkinin farkındayız ve bu yüzden kendi kaderini tayin hakkı için verilen ulusal mücadeleyle toplumsal adalet, özgürlük ve insan onuru için verilen mücadelelerinin kesiştiğini görebiliyoruz.

İsrail’in her yerde halkımıza yönelttiği sömürgeci ve ırkçı baskı sistemi altında yaşayan Filistinli feministler olarak, bazı İsrailli feministlerin bizden istediği gibi, İsrail’in uluslararası hukuku ihlal etmesine yönelik eleştirilere karşı “İsrail devletini savunmak için” ittifaklar oluşturma fikrine kesinlikle katılmıyoruz. Halkımızın özgürlük, adalet ve eşitlik mücadelesine verilen etkili uluslararası desteğin herhangi bir biçimde baltalanmasına katkıda bulunmak, hiçbir biçimde bizim görevimiz değil. Aksine, bizim görevimiz bu mücadeleyle içinde bulunduğumuz koşullara uygun olarak bağlantı kurmak ve uluslararası dayanışma hareketlerini desteklemektir. Bu hareketlerin en etkilisi de Boykot, 
Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar (BDS) hareketidir.

Uluslararası dayanışmanın hak mücadelemizi güçlendiren ve oha ilham veren rolünün tamamen farkındayız; tıpkı Güney Afrikalı kız kardeşlerimizin hakları için verdikleri mücadele karşısındaki rolü gibi.

İsrailli feministlerin bizden liberal idealler, “diyalog” ve “birlikte yaşama” yanlısı ve hak mücadelesiyle etkili bir dayanışmaya karşı bir açıklamaya imza atmamızı talep etmelerindeki sömürgeci tutumu üzüntüyle karşılıyoruz. Buradaki esas sorun Filistinli ve İsrailli kadınların eşit muamele gördükleri ve süren işgal, sömürgecilik ve apartheid rejimine rağmen bir arada var olabilecekleri varsayımında yatıyor.

Bizler, -Yahudi/İsrailli gruplar da dahil olmak üzere- ilerici Yahudi güçlerle, halkımızın uluslararası kanunlarla güvence altına alınmış haklarının tanınmasına ve baskı sistemine son vermek üzere ortak mücadeleye dayanan ilkeli ittifaklarına inanıyor ve bu türden ittifakların gerçekleşmesini bütün kalbimizle arzuluyoruz. Ancak faille kurban arasındaki ilişkileri normalleştirmeyi hedefleyen bütün İsrailli normalleştirme örgüt ve hareketleri bu ittifakın dışındadır.

Boykot hareketi de dahil olmak üzere bütün halk direniş hareketlerinin aynı zamanda feminist meseleler olduğunu vurguluyoruz. Bu hareketler, eşit haklardan mahrum ve kenara itilmiş kadınlar ve bir işgal ve apartheid rejimin mağduru yerli halkın bir parçası olarak, Filistinli feministlerin mücadelesinin kesişimselliğini vurgular.

Bizler İsrailli grupların yaptığı açıklamalar ve konferanslarla tamamlanması gereken itaatkâr bir azınlık olarak ikinci plana atılmayı kabul edemeyiz.  Kendi haklarımız, ulusal, toplumsal ve başka bütün haklarımız için ve her türlü baskıya karşı mücadele ediyoruz. Özgürlüğümüzden ve onurumuzdan başka bir şeyi kabul etmeyeceğiz.’’

(Birgün)

 

Üye Ol



Üye Girişi