Gazeteci Gökmen Ulu tahliye edildi

 

Sözcü gazetesiyle ilgili devam eden davada yargılanan gazeteci Gökmen Ulu'nun tahliye edilmesine karar verildi.

08.11.2017
Yazı Boyutu:  
İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmekte olan Sözcü Gazetesi davasına ilişkin duruşmada, tutuklu gazeteci Gökmen Ulu için tahliye kararı verildi. Sözcü'ye yönelik suçlamaların kaynağı olan Fehmi Koru ise mahkemeye gelmedi.

İşte bugün duruşma salonunda yaşananlar:

19 Mayıs'ta Sözcü'ye yönelik başlatılan operasyonunda mahkeme günü geldi. Sözcü Davası'nın ikinci celsesi bugün Çağlayan'daki İstanbul Adliye Sarayı'nda yapılıyor. 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmanın dünkü bölümünde sanıkların savunmaları alındı. Bugün de bazı tanıklar dinlendi. Savcı ifadelerin ardından mütalaasını verdi ve 174 gündür cezaevinde bulunan Gökmen Ulu için "Tutukluluğu sürsün" dedi. Birazdan mahkeme heyetinin kararını vermesi bekleniyor.

ANIL EREN FETÖ'CÜ SUÇLAMASINI YALANLADI

Mahkemede ilk olarak Vatan Partisi Öncü Gençlik yöneticisi Anıl Eren Yıldız tanık sıfatıyla dinlendi. Ankara'dan SEGBİS sistemi ile davaya bağlanan Yıldız sanıkları tanımadığını ifade etti. Yıldız şunları söyledi:

"Ben Bylock kullandığım iddiasıyla 2 ay cezaevinde tutuklu kaldım. Sözcü cezaevinde FETÖ tutuklularının aldığı gazetelerden biriydi ama diğer gazeteler gibi bir sahiplenme durumu söz konusu değildi sadece 'muhalif' diye alıyorlardı.Gazetenin ulusalcı olmasından, FETÖ ve PKK karşıtı çizgisinden rahatsız oldukları için çoğu zaman da eleştiriyorlardı. Özellikle Yılmaz Özdil ve Soner Yalçın başta olmak üzere.

Sözcü'ye operasyon olduğunda FETÖ tutukluları gayet memnun hatta mutlu oldular. Bunu 22 Temmuz'da Aydınlık Gazetesi'nin 8. Sayfasında söyledim.

Ki Sözcü operasyonların başladığı gün Fetö imamlarından Muammer Parlayan isimli şahıs 'Oh iyi olsun yesin şimdi AKP ve Kemalistler birbirlerini' diyorlardı. Çünkü bu adamların beklentileri kamuoyu nezdinde FETÖ davalarının sulanmasıdır.

Sözcü'ye yönelik bu soruşturma ilk patlak verdiği günden sonra daha çok takip edilmeye başlandı gazete. Hatta bir FETÖ tutuklusunun 'Bugün Sözcü'de ne varmış?' diye bir başkasına soru yönelttiği ve onun da 'Ne olacak işte kendilerini biz FETÖ'cü değiliz diye savunuyorlar, bunlar daha meselenin sadece Cemaat'e yönelik bir kumpas olmadığı anlayamamışlar, bu davalar muhalif olanlara yönelik. Zaten herkes biliyor Sözcü'nün nasıl bir Cemaat düşmanı olduğunu' dediğine tanık oldum."

Tanık Eren Yıldız’ın beyanı üzerine söz alan Avukat Celal Ülgen, İsmail Yılmaz ve Fahri Emeksiz “tanık beyanlarına karşı diyecek birşeyleri olmadıklarını” söylediler. Avukat Ülgen ise tanığın ifadesinin davada olmaması gerektiğini söyledi.

CEM KÜÇÜK: GÖKMEN ULU'YA FETÖ'CÜ DEMEK KOMİK

Eren Yıldız’ın ardından diğer sanık Cem Küçük kürsüye geldi. Küçük’te ilk tanık Eren Yıldız gibi sanıkları tanımadığını söyledi. Küçük “İşim gereği gazeteleri didik didik ederim. Bu 3 kişi hakkında ‘FETÖ’ye yardım yataklık ediyor’ veya ‘Gökmen, Cumhurbaşkanı’nın yerini gösterdi’ sözlerinin iddianemeye girmesi komik.” dedi. Cem Küçük'e Saygı Öztürk'ün akrabasının FETÖ İmamı olduğu iddiası da soruldu. Küçük, “Yenişafak’ta yazdığım yazıda bunu söyledim. Öztürk kendisi yaptığı açıklamada aynı köylü olduklarını belirtti. Ben buna bir şey ekleyemem bilgim de yok” dedi.
 
Mahkeme Başkanı “Burak Akbay'ın FETÖ evlerinde yetiştiği iddiasını da” sordu. Küçük bu soruya “Böyle bir bilgim yoktur. Kaldı ki bu devletin bileceği bir iştir. Ben sadece medyadaki iddiaları biliyorum” dedi.

Küçük şöyle konuştu “Başta bu üç kişi hakkında FETÖ’ye ‘yardım ve yataklık’ ediyor, ya da Gökmen Ulu ve diğer sınıkların FETÖ’ye yardım ve yataklık ettiği iddiası çok komik. Mali işlerle ilgili kısımda 2010 yılındaki işlerin iddianameye yazılmaması gerekirdi. Bizim de yayın evimiz var reklam alıyoruz. Bu örgüt 2013 sonrası terör örgütü olarak kabul edildi. O tarihte bütün gazeteler benzer manşetleri attı. Bir madenci oğlu olarak söylüyorum. Bu iddianameye bakarak Sözcü Gazetesi FETÖ'ye yardım ve yataklık ediyor denemez. Saygı Öztürk ve diğer Sözcü yazarları FETÖ'ye ‘bunlar terörist' derlerdi. Ancak 17-25 Aralık’tan sonra Saygı Öztürk'ün FETÖ'nün yayın organında program yapmasını eleştirmeleri lazımdı.”

Cem Küçük’ün ardından diğer tanık gazeteci Fuat Uğur söz aldı. Kimlik tespitinin ardından Fuat Uğur, sanıkları tanımadığını beyan etti. Uğur, “Sözcü Gazetesi ile tartışmalarımız oldu, yaptığı haberleri eleştirdim. Fehmi Koru yıllar önce yazıya itiraz etmedi o dönemde. Rahmi Turan'ın köşesinde yayınladığı bir karikatürü eleştirdim. Bunlar Sözcü’nün FETÖ’ye hizmet ettiğini göstermez. Bu iddianamede tanık olmamı da anlamıyorum. Gökmen Ulu ve Mediha Olgun haksız yere tutuklu kaldı ve tutuklu yargılandı. Gökmen Ulu'nun gazetecilik refleksi ile yaptığı haberle ilgili tutuklu olmaması gerektiğini de yazdım. Ben iddianamede bir somut kanıt da görmedim. Gökmen'in tutukluğu ızdıraba döndürüldü. Ben, Sözcü Gazetesi’nin FETÖ ile irtibatlı olduğuna dair hiçbir şey bilmiyorum. Bu dava bence bir hukuk devletine zarar vermeden bitirilmeli diye düşünüyorum” dedi.

“Sözcü’nün bazı haberlerinin FETÖ’ye hizmet ettiği iddiası” da soruldu. Uğur soruyu “FETÖ'nün propagandasına uygun olduğunu söyleyemem. Sözcü Erdoğan'a muhalef çizgisindedir.” diye yanıtladı.

Avukat Celal Ülgen ise Uğur'un “nasıl tanık olduğunu” sordu. Bu soruya Mahkeme Başkanı “kendisinin soracağını” söylerek karşılık verdi. Uğur da bu ortak soruya “Telefon ile savcılıktan çağırıldım. Savcı Asım Ekrem yazılarım doğrultusunda çağırıldım” diye yanıtladı.

ERSOY DEDE: GÖKMEN'İN TUTUKLU BENİM TANIK OLMAM UTANÇ VERİCİDİR

Fuat Uğur’un ardından söz sırası diğer tanık Ersoy Dede’ye geldi.

Ersoy Dede ifadesinde şunları söyledi “17-25 Aralık sonrası devletle kurulan kumpastan geçti. Bu süreçte Sözcü Gazetesi 17-25 Aralık’taki süreçte bilerek ya da bilemeyerek FETÖ’nün yeni bir yayın organı arayışına hizmet ettiğini gördük. FETÖ'nün beslendiği kurumlar Zaman ve Samanyolu gibi kurumlardı. Başka kurumları kullanmak istedi. O dönemde Aktüel dergisi ve Star gazetesine yazdığım yazılarla ilgili savcılık tarafından çağırıldım. Bana sorulan iddialar arasında (yanlış biliyorsam özür dilerim) bana sorulan Burak Akbay'ın FETÖ'nün evlerinde kaldığı iddiasını sordular. Ben de sadece Fehmi Koru'nun iki ayrı yerde yazdığı yazıdan bilgi sahibi olduğumu söyledim. Ancak bu iddialar daha sonra yalanlandı. Benim açımdan Sözcü Gazetesi’nin FETÖ’cü olması deli saçmasıdır. Sözcü’nün yolsuzluk soruşturmaları sırasında FETÖ’nün hoşuna giden yayınlar yaptığını gördüm. Sözcü’nün okurları arasında belirli bir noktaya kadar bir tane bile FETÖ’cü yoktur. O haberleri yapanların da 15 Temmuz sonrası ve 17-25 Aralık döneminde yapılan yayınlarla ‘FETÖ’ye bilmeyerek hizmet ettiklerini görmüştür’ diye tahmin ediyorum. Gökmen Ulu'nun haberi için tutuklu olmasını doğru bulmuyorum. Gökmen'in haberi gazetecilik faaliyeti olan haberine karşılık benim tanık olmam kürsünün önünde olmam benim adıma utanç vericidir”

HÜSEYİN GÜLERCE FEHMİ KORU'YU TANIK GÖSTERDİ

Yalova’da bulunan tanık Hüseyin Gülerce SEBSİS sistemiyle tanık ifadesini verdi. Kimlik tespitlerinin ardından tanıklardan Hüseyin Gülerce, sanıkların hiçbirini tanımadığını söyledi. Mahkeme Başkanı sık sık Gülerce’ye “Sadece bildiklerini anlat. Başka konulara girme” diye uyarıda bulundu. Gülerce, Sözcü hakkındaki FETÖ’cü iddiaları için “Bu konu hakkında bilgim yok. Sadece Fehmi Koru’nun yazdıklarını okudum” dedi.

ERTUĞRUL AKBAY: BU İFTİRA YÜZÜNDEN UYKULARIM KAÇIYOR

Duruşmaya öğleden sonra kaldığı yerden devam edildi.
 
Gazeteci-yazar Ertuğrul Akbay tanık olarak dinlendi. Akbay “Oğluma (Sözcü Gazetesi sahibi Burak Akbay) böyle bir iftira atılmasını kaldıramıyorum” dedi. Akbay, algı operasyonunun temel dayanağı olarak gösterilen Fehmi Koru’nun “Ertuğrul Akbay bana oğlunun Fethullah Gülen’in okullarında okuduğunu söyledi” iddiasını net bir dille yalanladı.

Akbay, “Benim ve oğlumun FETÖ ile ilgisi olamaz. Biz Maçka'da otururken oğlum Maçka İlkokulu’nda sonra da Dost Koleji’nde okudu. Ardından İsviçre'ye üniversiteye gitti” dedi ve “Bu alçakça iftira yüzünden uykularım kaçıyor” derken gözyaşlarına hakim olamadı. Ertuğrul Akbay, “Tansu Çiller'in başbakan olduğu dönemde bir seyahatte Fehmi Koru ile otururken masada misafirler vardı. 14 yıl önce konuşulan ki konuşulmadı bu konuyu 2010'da yazdı. Böyle bir konu hiç konuşulmadı. Bu iddiaları hakaret olarak kabul ediyorum. Sözcü Gazetesi Atatürk'ün mavi gözleri ile çıkan bir gazetedir. Amaç Sözcü gazetesini karalamaktır” dedi.

AYTUN ÇIRAY: FETÖ'CÜ OLSALARDI O YAZIYI YAYINLAMAZLARDI

Ertuğrul Akbay'ın ardından Ankara'ya video bağlantısı yapıldı. Sözcü Davası'nın hazır olan son tanığı Aytun Çıray'ın kimlik tespitinin ardından ifade verdi. Çıray, sanıklardan Gökmen Ulu ve Burak Akbay'ı tanıdığını ancak diğer sanıkları tanımadığını (Mediha Olgun ve Yonca Yücekaleli) dile getirdi.

Çıray şunları söyledi “Halen İyi Parti İzmir miletvekiliyim. Devlette birçok görevde bulundum. Bunu söylemem nedeni övünmek değil tecrübelerimin anlaşılması için söylüyorum. 15 Temmuz FETÖ Darbesi Araştırma Komisyonun’dayım. Türkiye 15 Temmuz sonrası FETÖ ile büyük bir mücadeleye başladı. Daha önce köşe yazarlığı yaptığım Sözcü Gazetesi davasına kendi isteğimle tanık oldum. Birlikte yazı yazdığım Yekta Güngör Özden ve Vural Savaş gibi kamuoyu tarafından tanınan isimler vardı. 2009 – 2010 yılları arasında bir süre yazılarım bekletildi. Bunun nedeni ise gazetenin benim Atatürk ilkelerine bağlı olup olmadığımın araştırılması üzerineydi. MHP'ye bir operasyon yapılacağı konusunda bilgiler aldım bunları yazmak istediğimi ifade ettim. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yle de bunu paylaştım ve yazımı da yazdım” dedi. Çıray ardından söz konusu yazısını okudu.

Çıray yazısında “HSYK seçimlerine hakimlere propaganda yasağı getirildi. Artık HSYK'ya Cemaatçi olanlar seçilecek.” Diye bir bölümde buluyor. Çıray yazısına atıfta bulunarak; “O yazıda FETÖ'nün tehlikesinden bahsediyorum. Bu gazete FETÖ’cü olsa bu yazı yayınlanır mı?” dedi. Bu süreçte Burak Akbay'la tanıştım ve konuştum. Kendisi yazılarımdan dolayı bana teşekkür etti.

Çıray, Gökmen Ulu'yu bir gazeteci olarak tanıdığını babasını daha önceden tanıdığını belirtti. Çıray, “Babası Demokrat Parti geleceğinden gelmektedir” diye konuştu.

Darbe Araştırma Komisyonu'nda yer alan Çıray'a Avukatlar tarafından Sözcü'nün “Cumhurbaşkanın yerini Sözcü buldu” haberinin komisyonda konu edilip edilmediği soruldu. Çıray, kesinlikle böyle birşey olmadığını dile getirdi.

FEHMİ KORU MAHKEMEDEN KAÇTI

Kaleme aldığı yazılarla Sözcü'ye yönelik operasyonunun temel dayanağını oluşturan, Sözcü'nün sahibi Burak Akbay'a 'Gülen evlerinde yetişti' iddiasında bulunan Fehmi Koru, yine mahkemeye gelmedi. Bugün Çağlayan Adliyesi'ne gelip ifade vermesi gereken Koru, hakkındaki "zorla getirilme kararına rağmen" duruşmaya gelmedi. Duruşmaya gelemeyenler için oluşturulan video sistemi ile de ifade vermedi.

Başkan genel savunmanın ardından Savcı'nın hakkında yakalama kararı olan Burak Akbay ve tutuklu yargılanan Gökmen Ulu hakkında mütalaasını vereceğini söyledi.

Avukat Celal Ülgen, “Dünkü celseden sonra dosyaya yeni giren bazı belgelerin fotokopilerini aldık. Bunların bir kısmının bizim yazışmalarımız olduğunu gördük. Bununla ilgili diyecek bir şeyimiz yok. Ancak bir evrakta Bylock ile ilgili bir döküman aldık. Celse arasında inceleme yaptığımızda bu kısmın da bizi ilgilendiren bir kısım olmadığını gördük. Daha sonra tespit edersek hakkımız saklı kalmak üzere diyecek birşeyimiz yok” dedi.

Çözümü yapılan bazı kısımlara değinen Avukat Celal Ülgen, bir dokümanda iki şahsın yazışmasında Abant'ta yapılacak bir toplantıya ilişkin “Keşke Cumhuriyet ve Sözcü Gazetesi'nden de birileri olsa” yazısıyla ilgili “Bu Sözcü Gazetesi'nin yayın çizisinin FETÖ’cü olduğunu göstermez. Mesela FETÖ’cüler “Tanrı birdir” derse ve bunu Sözcü yazarsa bu gazeteyi FETÖ’cü yapmaz. Kaldı ki Abant'ta yapılan o toplantıya Sözcü Gazetesi katılmamıştır” dedi. Diğer avukatlar ve Sanık Gökmen Ulu, Mediha Olgun ve Yonca Yücekaleli'ye ilk celse okunan ve bu celsede okunan beyanları kabul edip etmediği soruldu. Tüm sanıklar ve avukatlar bu beyanları kabul ettiklerini aleyhte olanları ise kabul etmediklerini belirttiler.

Üye Ol



Üye Girişi