İklim Grevi 6’ncı yılında: Doğa talanına karşı  ekolojik krize dikkat

 

Bu yıl altıncısı gerçekleştirilen İklim Grevi etkinlikleri, Türkiye’de ve dünyanın bir çok yerinde artarak devam eden doğa talanına karşı ekolojik krize dikkat çekmeye çalışıyor.

25.09.2020
Yazı Boyutu:  
Yangınlar, depremler, hastalıklar ve salgınlar… Dünyada her zaman güncelliğini koruya bu felaketlerin özellikle tartışıldığı alanlardan başında iklim krizi geliyor. Yalnızca 2019 yılının son aylarından bu yana yaşanan felaketlerle dahi gündemde önemli yer tutan iklim krizine ilişkin 6 yıldır İklim Grevi etkinlikleri düzenleniyor.

İklim değişikliği, dünyayı bekleyen tehlikeler ve kapitalizmin bu sürece etkisini İleri Haber'den Mehmet Fırat Özgür'e değerlendiren Tarım Orkam-Sen Mersin Şube Yönetim Kurulu üyesi Yılmaz Kilim, iklim krizinin bireysel çabalarla sonuç vermesini bekleyecek zaman kalmadığını vurgulayarak, “İklim krizi için bir an önce harekete geçmemiz gerekiyor” dedi.

KISA SÜREDE ÜLKE SINIRLARINI AŞAN BOYUTLARA ULAŞTI

Sanayi Devrimi’nin ardından insanın ekolojik denge üzerindeki baskınlığının pek çok olumsuz etkisi olduğunu belirten Kilim, bu olumsuz etkilerin, başlarda yerel boyutlarda olan hava ve su kirliliği ile bazı canlı türlerinin yok olması gibi sorunların, 30-40 yılda ülkelerin sınırlarını aşan boyutlara ulaştığını söyledi. Kilim, çok uzak bir geçmişte yaşanmayan nükleer santral felaketlerinden örnek vererek, “Çernobil ve Fukuşima’da yaşanan felaket sonucu oluşan radyoaktif kirliliğin sadece bulunduğu bölgeyi değil, başka ülkeleri ve kıtaları da etkileyebildiğini gördük. Bu süreçte çevre sorunlarının çözümü için mühendislik yaklaşımlarımızda değişiklik yapmış olsak da ekolojik krizi önleyemedik. Çünkü bir sonraki aşamada sınır aşan sorunlar daha da büyüyerek ozon tabakasının incelenmesi veya insan kaynaklı küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişikliği gibi daha ciddi sorunlarla karşı karşıya geldik” dedi.

Kilim “İklim değişikliğinin ilk belirtileri diyebileceğimiz anormal hava koşullarının yaşanması ya da sıklığının artmasını gösterebiliriz: Ani sağanak yağışları, sel felaketleri, daha önce görülmediği halde bazı bölgelerde ortaya çıkan hortumlar, dolu yağışları, görülmemiş sıklıkta ve şiddette fırtınalar, mevsim normallerine uymayan hava sıcaklıkları” diyerek sorunu somut örneklerle açıkladı.

‘BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIM OLMAZSA KRİZ DERİNLEŞECEK’

İklim krizine yakın zamanda çözüm üretmenin mümkün görünmediğini belirten Kilim, konuya bütüncül yaklaşılmamasının çözüm üretmede büyük bir engel oluşturduğuna dikkat çekti. “İklim krizine veya daha bütüncül bir yaklaşımla ekolojik krize dair ciddi çalışmalar ortaya konmadığı sürece iklim krizinin derinleşeceği çok açıktır. Yaşanan felaketler de bunun göstergesidir” diyen Kilim, “1992 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve devamında ortaya çıkan Kyoto Protokolü, sonrası için de Paris Anlaşması dışında ciddi bir çalışma henüz ortaya konmadı. Teknolojik bazı yöntemlerle iklim krizine neden olduğu düşünülen emisyonlar azaltılmaya çalışılıyor. Ama konuya bütüncül olarak yaklaşan, iklim krizinin aslında ekolojik krizin bir sonucu olduğunu kabul eden politikalar henüz yeteri kadar ilgi görmüş değil. Bu yüzden iklim krizine çözüm üretmenin yakın zamanda mümkün olamayacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Ekolojik denge üzerindeki tahribatın küresel salgında etkili olduğunu belirten Kilim, “Pandemi ile birlikte kapitalist ekonomik sitemin dayattığı yaşam tarzından kısa bir süre ayrılıp evlerine kapanan insanların yaptığı ilk şey yaşam tarzlarını sorgulamak oldu. Olağan koşullarda modern yaşantı buna izin vermiyordu. Günümüzde insanlar kendine, topluma ve doğaya yabancılaşmış, sistemin dayattığı hıza ayak uydurmak tek derdi olmuştu. Bu ortam organizmanın yayılma hızını da artırmıştır” dedi.

‘BİREYSEL ÇABANIN SONUÇ VERMESİ İÇİN ZAMAN YOK’

Yılmaz Kilim, ekolojik kriz ve onun bir parçası olan iklim krizinin sorumlusunun kapitalizmdeki kâr hırsı olduğunu dikkat çekerek şunları söyledi:

"Ekolojik kriz ve onun bir parçası olan iklim krizinin sorumlusu olarak kapitalizmin daha fazla kar için daha fazla tüketim ve daha fazla tüketim için de daha fazla üretimi hedef almasını görüyorum. Nitekim iklim krizine sebep olan sera gazlarının sektörlere göre dağılımında en başta enerji sektörünü görüyorsak, enerjinin en çok kullanıldığı alan kişisel kullanımlarımız değildir. Bireysel çabalar ile bir farkındalık oluşturmak ve buradan ortaya çıkacak toplumsal bilincin sonuç getirmesini beklemek için ise yeteri kadar zamanımız yok. İklim krizi için biran önce harekete geçmemiz gerekiyor." (İleri Haber)

 



Üye Ol



Üye Girişi