İşçi kadının 1 Mayıs mesajı: İşten atılma korkusu olmadan çalışmak istiyorum

 

Bir üniversetinin Sosyal tesislerinde taşeron işçisi statüsüyle aşçı yardımcısı olarak çalışan kadının en büyük korkusu işini kaybetmek.

01.05.2020
Yazı Boyutu:  
Elazığ'da 39 yaşında 3 çocuk annesi taşeron işçisi kadın koronavirüs günlerinde her gece rüyalarına giren işsiz kalma korkusuyla yaşam mücadelesi veriyor.

Bir üniversitenin Sosyal Tesislerinde aşçı yardımcısı olarak taşeron işçi statüsünde çalışan kadın aynı korkuyu işyerinde birlikte çalıştığı 6 arkadaşının da yaşadığını belirterek ‘1 Mayıs dolayısıyla ben de taleplerimi dile getirmek istiyorum; İş yerimizdeki kreşin ücretsiz olmasını isterdim mesela. İşten atılma korkusu olmadan çalışmak isterdim" diyor.

"Kendisiyle birlikte üç çocuğunun hayat yükünü omuzlamış, genç kadın, Ekmek ve Gül'e gönderdiği mektubunda şu ifadelere yer veriyor:

Pandemi sürecinde 1 hafta çalışıp, 2 hafta izin yapıyoruz. Normalde sürekli çalışma sisteminde 5 gün çalışıp 2 gün izinli oluyorum. Geçen ayın maaşında işverenin devletin teşvik primine başvurusunda yaşanan karışıklık nedeniyle 23 günlük ödeme alabildim. Maaşım eksik yattı yani.

Tabii bütün Türkiye’de olduğu gibi biz de kaygılıyız. Teşvik çıkmasaydı ücretsiz izine çıkarma olacaktı. 2 grup birer ay şeklinde ya da bu sürecin ne kadar süreceği belli olmadığı için belki işten çıkış bile verebileceklerdi. Henüz ne olacağı belli değil. Bundan sonra devlet destek olarak ne kadar düzenli yatıracak? Devam ettirecek mi bu ödeneği? Bunları bilmiyoruz.

Biz şu an mutfakta altı kişi çalışıyoruz.

Çalışırken mümkün olduğu kadar birbirimize yaklaşmamaya çalışıyoruz. Normalde de kullandığımız eldiven ve koruyucu maskeleri kullanıyoruz. Bizim tek kaygımız sözleşmemiz olmadığı için pandemi sürecinden sonra işten çıkarılma riski… Üç ay sonra ihale açılıp başka bir taşeron devraldığında devam edip etmeyeceğimiz belli değil.

Maaşımın icralık olmasından dolayı, aldığım asgari ücret 3 çocukla Türkiye standartlarında zaten yetmiyordu. Eşimden ayrıyım, çocukları tek başıma büyütüyorum. Hem icra hem borçlar hem de çocuklarla geçinmek zor oluyor. Bir oğlum disleksi, 3 yaşındaki kızımın ayrı zorlukları var. Üniversiteye giden oğlumun ayrı problemleri var. Kızıma üç aylık olduğundan beri anneannesi bakıyor. Bu süreçte de çalıştığım bir hafta annem bizde kalıp çocuklara bakıyor. Annem 65 yaşında kronik hastalığı var ama mecburen ona baktırmak zorunda kalıyorum. Çünkü bırakabileceğim başka bir yer yok.

Ben de herkes ile eşit şartlarda çalışmak istiyorum. 1 Mayıs dolayısıyla ben de taleplerimi dile getirmek istiyorum; İş yerimizdeki kreşin ücretsiz olmasını isterdim mesela. İşten atılma korkusu olmadan çalışmak isterdim. Ve alındığımız pozisyonda çalıştırılmak istiyoruz. Çünkü esnek çalışmaya zorlanıyoruz. İlk iki yılda aşçı yardımcısı olarak işe alınmama rağmen her iş yaptırıldı. Temizlikte kullanıldım, çay ocağında çalıştırıldım. İşveren ne derse onu yapmak zorundasın. Nerede ne iş yaptığını bilmediğin için gittikçe eziliyorsun ve vasıfsız duruma getiriliyorsun.

Bu memlekette işçilerin bir araya gelip seslerini duyurmasını çok isterdim ama böyle bir şeyin olmasına imkan yok. Çünkü işlerinden olacaklarından korkuyorlar. Zaten biraz ses çıkarttınız mı “nankör” oluyorsunuz, hak aramaya çalıştığınızda bile başkaldırı olarak görülüyor ve ‘terörist’ oluyorsunuz.

Ben bir kadın olarak özellikle bu şehirde çalışan bir kadın olarak çok fazla zorlanıyorum. Bir kadının bir işyerinde çalışırken kadın olarak değil de insan olarak görülmesini istiyorum. Eskiden ben başörtüsü takmıyordum, açıktım. Şimdi takıyorum ama öyle bir şey ki başörtüsünü taktığında başka bir gözle bakıyorlar, takmazsan başka bir gözle bakıyorlar. İnsanların bu tutumu yaşam tarzından uzaklaştırıcı şeyler yapmaya zorluyor seni. Ben her şekilde dışlanıp, kötülenip, ön yargıyla yaklaşılan oldum. Bu yüzden de 1 Mayıs’ta başı açığım veya kapalıyım, dindarım ya da dinsizim, kadınım, erkeğim, evliyim, bekarım, dulum bunlarla değil de yaptığım iş ile anılmak istiyorum. Ama çalıştığım ve yaşadığım yerde insanlar sizi giyiminize, kuşamınıza hayata bakışınıza göre değerlendiriyor ne yazık ki. Beraber çalıştığım iş arkadaşlarım dahi, ‘kadın doktor olur, öğretmen olur tamam da senin yaptığın işi kadın yapmamalı’ diyorlar, kadınları yaptıkları işe göre bile ayırıyorlar.

İyi ki birbirimizle dayanışma içinde olduğumuz kadın arkadaşlarımız var da bu bana da onlara da güç veriyor."

Üye Ol



Üye Girişi