Kadın işçilerin sadece yüzde 8'i sendikalı

 

DİSK'in tarihinde ilk kadın genel sekterliğinden sonra ilk kadın Genel Başkanı da olan Arzu Çerkezoğlu, göreve gelir gelmez "emek" raporunu açıkladı.

31.05.2018
Yazı Boyutu:  

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nda Kani Beko'nun CHP İzmir Milletvekili adayı olmasının ardından boşalan Genel Başkanlık Görevine getirilen Arzu Çerkezoğlu, açıkladığı "emek" raporunda, ücretlerden, çalışma saatlerine kadar, emekçilerin yaşadığı pek çok sorunu rakamlarla ortaya koydu.


Çerkezoğlu'nun açıkladığı Emek Raporu'nda öne çıkan başlıklar şöyle:


"Dünyada Türkiye en uzun çalışan ülkelerden bir tanesi. 40 saatin üzerinde çalışan sayısı yüzde 75'e ulaştı. Asgari ücret hem dolar karşısında hem de milli gelirden payını alamayarak gerilemiş durumda. 2004'ten 2012'ye kadar yüzde 30 gerileme var."

Hane halkının borcunun gelirine oranı, son 16 yılda yüzde 4'ten yüzde 50'ye çıktı. 

İşçiler borçlanarak yaşamaya mecbur bırakıldı. Türkiye'de herkes kazanmadığı parayı harcamak zorunda kalıyor.

ASGARİ ÜCRET YÜZDE 30 GERİLEDİ


Sadece borçlanma değil asgari ücretteki kayıp da arttı. Verilere göre, asgari ücret 16 yılda milli gelir karşısında yüzde 30 eridi. 

Türkiye'de çalışma saatleri de oecd ülkelerinin çok üzerinde...oecd ülkelerinde 40 saatten fazla çalışanların ortalama oranı yüzde 20 olarak açıklanırken, türkiye'de bu oran yüzde 74.


SENDİKALAŞMA ORANI DÜŞTÜ


Disk'in emek raporunda sendikalaşma ve dolaylı vergi oranı ile ölümlü iş kazalarına da dikkat çekildi.

"bugün türkiye'de her 100 işçiden 10'u sendikalı 7'si toplu sözleşme kapsamında.bu oran özel sektörde yüzde 5'e düşüyor.kadınların ise sadece yüzde 8'i sendikalı. Gelir dağılımı adaletsizliği daha da derinleşti. Vergiler çalışanlara yüklenmiş durumda. Türkiye'de dolaylı vergiler dediğimiz kdv ötv gibi gelirinden bağımsız eşit ödediği vergiler yüzde 65 oranında bu dünyada yüksek bir oran. Çalışarken yaşamını yitiren arkadaşlarımızın sayısı çok arttı."


 İŞÇİLER SEÇİM BİLDİRGESİ YAYINLADI

DİSK Başkanlar Kurulu'nun kararları ve işçilerin çalışma/yaşam koşullarındaki son 16 yılı değerlendiren DİSK-AR raporu ışığında DİSK’in 24 Haziran genel seçimlerine ilişkin tutumu ve “İşçilerin Seçim Bildirgesi” DİSK Genel Merkezindeki bir basın toplantısıyla açıklandı.

Basın toplantısında 25 Mayıs 2018’de toplanan DİSK Başkanlar Kurulu’nun sonuç bildirgesi ve DİSK-AR tarafından hazırlanan “AKP Döneminde Emek” başlıklı rapor da basın emekçileriyle paylaşıldı.

Açıklamaya DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Genel Başkan Yardımcıları Cafer Konca ve Cemal Poyraz, DİSK Yönetim Kurulu üyeleri Alaaddin Sarı, Kanber Saygılı ve Mustafa Safvet Yahyaoğlu ile DİSK üyesi sendikaların Genel Başkanları, genel merkez ve şube yönetim kurulu üyeleriyle DİSK’li işçiler katıldı.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu tarafından okunan 'Ülkemize,emeğimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz" başlıklı bildirge şöyle:

16 yıldır ülkemizi yöneten ve bu süre boyunca sermayenin talepleri doğrultusunda emeğin en temel haklarını tırpanlayan iktidar, hedeflediği rejim değişikliğini bir an önce hayata geçirebilmek için baskın seçim kararı almıştır.

13 Mart 2018’deki Genişletilmiş Başkanları Kurulu Sonuç Bildirgesinde de ifade edildiği gibi “Ülkemizde kurulmak istenen yeni rejim, Türkiye nüfusunun dörtte üçüne ulaşan ve ücretiyle yaşamaya çalışan büyük bir kesim için, yani ‘Cumhur’un çok büyük bir çoğunluğu ve Cumhuriyetin geleceği için tehdittir. Kalıcılaştırılmak istenen yeni rejimin nasıl bir rejim olduğuna, bu rejimin hangi sınıfların çıkarına, hangi sınıfların zararına olduğuna, 20 Temmuz 2016’dan beri tanığız.”

“OHAL’den istifade” grevlerin yasaklandığı, sendikal hak ve özgürlüklerin gasp edildiği, imza toplamaktan meydanlara çıkmaya kadar her türden hak arama yönteminin baskı altında alındığı, mahkemelere başvurma hakkının bile kısıtlandığı bir ortamda işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarını korumak ve geliştirmek oldukça zorlaştırılmıştır.

İşçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarını gerileten sermaye yanlısı politikalara ise 16 yıldır tanığız!  16 yılda işçilerin neler kaybettiği geniş olarak DİSK-AR’ın hazırladığı “AKP Döneminde Emek” başlıklı raporda yer almaktadır. Kısaca bazı başlıkları sıralarsak;

AKP döneminde sendikal haklar sistematik olarak ihlal edilmiştir. 16 yıllık AKP iktidarı sonunda, her yüz işçiden sadece 10’u sendikalı, 7’si toplu sözleşme kapsamındadır. Kadınlarda sendikalaşma oranı ise sadece yüzde 8’dir.

7’si OHAL döneminde olmak üzere 16 yılda 15 grev ertelendi ve 200 bine yakın işçinin grevi fiilen yasaklandı. Grev yasaklamaları ile işçi sınıfının en önemli hak arama aracı olan grev hakkı fiilen yok edildi .

AKP döneminde asgari ücret ülkedeki ekonomik büyümeden payını alamadı. 2004’ten 2017’ye reel asgari ücret, reel milli gelir artışı karşısında yüzde 30 kayba uğradı. Adaletsizlik büyüdü!

16 yıllık AKP iktidarı döneminde gelir dağılımı daha da bozuldu. Bugün nüfusun en zengin yüzde 20’si, en yoksul yüzde 20’sindenden 7,7 kat daha fazla gelir elde ediyor ve Türkiye OECD ülkeleri arasında gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkeler arasında yer alıyor.
16 yılda işsizlik sorunu çözülemedi, daha da derinleşti. Çokça övünülen ekonomideki büyüme işsizliğin düşürülmesine yetmedi. Son 3 yılda işsizlikteki durdurulamayan yükseliş sonucunda 6 milyonun üzerinde insan işsizliğin pençesinde yaşam mücadelesi veriyor.
AKP döneminde özellikle genç işsizliği ve kadın işsizliği zirve yapmış durumda.

AKP, çalışma yaşamını düzenleyen yasa ve yönetmeliklerde esneklik yönünde sayısız düzenleme yaparak güvencesiz çalışmayı yaygınlaştırdı. 16 yılda yaygınlaşarak esas çalıştırma biçimi halini alan taşeron uygulamasından doğan sorunları çözmek adına adaletsizlik daha da derinleştirildi. Taşerona rahmet okutan kiralık işçilik uygulaması getirildi.

AKP iş davalarında zorunlu arabuluculuk sistemi getirilerek, işverenlerin “büyük bölümünün işçiler lehine sonuçlanmasından” yakındığı mahkemelerde işçiler için hak aramayı zorlaştırdı.

AKP döneminde çalışanlar borçlanarak yaşamaya mahkum edildi. 2002’de hane halkı borcunun harcanabilir hane halkı gelirine oranı yüzde 4 civarında iken, bu oran AKP döneminde artarak 2015’te yüzde 50’nın üzerine çıktı. İşçiler yoksullaştı, borçlandı, faiz lobileri kazandı.

Cumhuriyet tarihi boyunca işçilerin emekleriyle kurulan ne var ne yok ise 16 yılda satıldı ve buradan elde edilen 47 milyar dolar, iç ve dış borç ödemesi ile baraj ve otoyolların finansmanına harcandı. 80 yıllık birikim savurgan bir mirasyedi tavrı ile 16 yılda yok edildi.

AKP döneminde vergi, çalışanın ve tüketicinin sırtına yüklendi. Vergi gelirleri içerisinde dolaylı vergilerin oranı 2000 yılında yüzde 59 iken 2017 yılında yüzde 65’e yükseldi. Doğrudan vergiler ise yüzde 41’den yüzde 35’e geriledi. Yandaş şirketlerin vergileri bir gecede sıfırlanırken, asgari ücretten yapılan kesinti 426 TL’ye ulaştı.

16 yılda iş cinayetleri tırmandı. Çalışırken hayatını kaybeden işçi sayısı 2002’de 878 iken 2017’de bu rakam 2006’ya yükseldi.
OECD ülkeleri arasında en uzun çalışma sürelerine sahip ikinci ülke olan Türkiye’de 16 yıl boyunca işçiler çok çalışmaya devam etti. AB ülkelerinde haftada 40 saatten fazla çalışan işçilerin oranı sadece yüzde 20 iken Türkiye’de bu oran yüzde 74’e yükseldi.
Emeklilik yaşı ve prim gün sayısı arttı, “emeklilikte yaşa takılanlar” olarak bilinen yeni bir mağduriyet yaratıldı.
Aylık bağlama oranlarının ciddi bir biçimde düşürülmesi ve emeklilerin milli gelirdeki artıştan pay alamaması sonucu, emekli aylıkları düştü. 2002 yılında net asgari emekli aylığı ile asgari ücret arasında oranı yüzde 132 iken 2017 yılında bu oran yüzde 96’ya geriledi.
AKP OHAL’i istismar ederek çalışma hakkını ortadan kaldırdı. 140 bine yakın kamu emekçisi ve işçi hukuksuz biçimde işten atıldı.
16 yılda emeğin aleyhine yapılan icraatlar yetmezmiş gibi, iktidar partisi seçim programında “esnekliği esas alan” bir çalışma yaşamı vadetmekte ve yaptıklarını yapacaklarının teminatı olarak göstermektedir.

Öte yandan işçi sınıfının güvencesizleştirilmesine ve borçla yaşamaya mahkum edilmesine dayanan neoliberal politikalar ülkemizi tehlikeli bir krize sürüklemektedir. 16 yıldır yüksek faiz getirisiyle sıcak parayı ülkemize çekmeye ve borçlanmaya dayalı bir tüketim ekonomisiyle, kamu arazileri üzerinden ranta ve yolsuzluğa açık betonlaştırma yoluyla ekonominin çarklarını döndürmeye dayalı büyüme stratejisi iflas etmektedir. Bugün kurlardaki hızlı artış ile karşımıza çıkan ekonomik sorunların, enflasyon ve işsizlik gibi olası ağır sonuçları işçi sınıfını tehdit etmektedir. Ekonomiyi kırılganlaştıran neoliberal politikalarda ısrar edenler ve seçimlerden sonra krizin faturasını işçi sınıfına kesmeye hazırlananlar bilmelidir ki, işçi sınıfı bu faturayı ödemeyi reddedecektir.

Ekonomik krizin tehdidi altında 24 Haziran 2018 seçimleri öncesi siyasi partilere ve adaylara da ileteceğimiz ve geniş biçimini raporumuzda bulabileceğiniz “İşçi Sınıfının Seçim Bildirgesi” ise şu şekilde özetlenebilir:

Demokratik, çoğulcu parlamenter rejime geçilmeli ve hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesi tesis edilmeli; OHAL uygulaması derhal sonlandırılmalı; ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalı; kamu hizmetinde liyakat ve şeffaflık sağlanmalıdır.

Sosyal güvenlik bütün yurttaşları kapsamalı; çalışanların emeklilikte insanca yaşayacak düzeyde emekli aylığı alması sağlanmalı; emeklilikte yaşa takılanların sorunları çözülmeli; emeklilik yaşı düşürülmeli; özel sigorta şirketlerine kaynak aktarmaya yarayan zorunlu bireysel emeklilik uygulamasına son verilmelidir.

Sendikal örgütlenmenin önündeki anayasal ve yasal engeller, sendikal barajlar kaldırılmalı; Türkiye’nin sendikal mevzuatı ILO sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi normlarına uygun hale getirilmeli; grev hakkı önündeki sınırlamalar ve yasaklar kaldırılmalıdır.

Taşeron uygulaması tamamen kaldırılmalı; kıdem tazminatı fon tartışması gündemden çıkartılmalı; zorunlu arabuluculuk sisteminden vazgeçilmeli; iş mahkemelerine dava açan işçiler harç ve yargılama giderlerinden muaf tutulmalıdır.
İşsizlik Sigortası Fonunun amaç dışı kullanımına son verilmeli; işsizlik sigortasından yararlanma koşulları kolaylaştırılmalı; işsizlik ödeneklerinin miktarı ve süresi artırılmalı; kamuda kadrolu ve güvenceli istihdam artışı sağlanmalı; çırak, stajyer, kursiyerlerin ve bursiyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılmasına son verilmeli; özelleştirmeler durdurulmalı ve geçmişte özelleştirilmiş kurumlar kamuya tekrar kazandırılmalıdır.

ILO’nun “insana yaraşır iş” yaklaşımı temelinde herkese güvenceli ve nitelikli işler sağlanmalı; haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate düşürülmeli; herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalı; tüm taşeron işçilere ayrımsız kadro verilmeli; kadroya alınan işçilere diğer kamu işçileri ile eşit haklar sağlanmalı; kiralık işçilik kaldırılmalıdır.

Kamusal nitelikli bir işçi sağlığı ve iş güvenliği politikası izlenmeli, denetimler artırılmalı, yaptırımlar ve cezalar caydırıcı hale getirilmeli, yasalarda işverenlerin yükümlülüklerini ve sorumluluklarını azaltacak düzenlemelerden vaz geçilmelidir.

Toplumsal yaşamın her alanında ve çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalı; eşit ise eşit ücret uygulamasının önündeki fiili engeller kaldırılmalı; ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalı; işyerlerinde nitelikli bakım hizmetleri sunan kreşlerin açılması yaygınlaştırılmalıdır.

Asgari ücret işçinin kendisinin ve ailesinin insanca yaşayacağı düzeye yükseltilmeli, vergiden muaf olmalı, sadece enflasyon değil, milli gelir artışı da asgari ücrete yansıtılmalıdır.

Dolaylı vergilerin vergi gelirleri içindeki payı düşürülmeli, temel tüketim mallarında KDV sıfırlanmalı, çalışanların gelir vergisi yükü düşürülmelidir.

İşçilerin ve memleketin geleceği için oldukça kritik bir süreçte toplanan Başkanlar Kurulumuz, DİSK’in taşıdığı tarihsel ilkeler ışığında, her zamankinden daha fazla birlik ve bütünlük içerisinde mücadeleye devam etme zorunluluğunu hatırlatarak şu kararları almıştır:

16 yıldır yapılanlar, yapılacakların teminatıdır ve işçi sınıfı için felaketten başka bir anlam taşımamaktadır. DİSK tüm işçileri, sermayenin çıkarları için işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarını sürekli olarak geriye götürenlere TAMAM demeye çağırmaktadır.

24 Haziran 2018 Cumhuriyet tarihinin kader anıdır. DİSK, işçi sınıfını ve tüm halkı Cumhuriyetin laiklik ve demokrasi gibi temel nitelikleriyle, “Yurtta Barış Dünyada Barış” gibi temel kurucu ilkeleriyle, hukuk devletiyle ve temel yurttaşlık haklarıyla çatışan bir düzene TAMAM demeye çağırmaktadır.

Geleceğimize umutla bakabilmek için, güzel günlere omuz omuza yürüyebilmek için, DİSK tüm işçileri seçim güvenliği için sorumluluk almaya, emeği, barışı, kardeşliği ve demokrasiyi savunan siyasi partilere ve adaylara oy vermeye çağırmaktadır.

yabanci dizi izle, canli bahis, canli casino, bahis siteleri, guvenilir bahis siteleri, tipobet365, tipobet, 

Üye Ol



Üye Girişi