Kadın Kurultayı: Haklarımız ve hayatlarımız için eşitlik mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz

 

Bu yıl 23.’sünü düzenlenen Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı, Covid-19 pandemisi koşullarında, 7-10 Kasım tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleşmişti.

25.11.2020
Yazı Boyutu:  
“Pandemide Şiddet, Bakım Emeği ve Eşitlik Mücadelesi” başlığı altında, 27 farklı ilden aralarında kadın örgütleri, belediye ve kamu kurumlarında çalışan 270 kadının bir araya gelerek kadına yönelik erkek şiddetiyle mücadele alanında yürütülen politikaları, uygulamaları ve mücadele yöntemlerini tartıştığı Kurultay'da alınan kararlar, talepler ve eylem planları 25 Kasım Kadınlara yönelik Şiddete Karşı Uluşlararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde  bir bildiri ile açıklandı.

BİLDİRİNİN TAM METNİ

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'nın öncülüğünde gerçekleştirilen Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı'nda alınan tavsiye kararlarına ilişkin bildiri şöyle:

"Dünyada ve Türkiye’de, özellikle İstanbul Sözleşmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı üzerinden haklarımıza yönelik saldırıların arttığı bir dönemden  geçiyoruz. Kadın düşmanı politikaların bu derece pervasızca ve yaygın olarak tartışılmasına karşın eşitlik mücadelemiz ulusal ve küresel ölçekte dayanışma ile büyüyor. Dünyanın her yerinden kadınlar olarak hem haklarımıza yönelik saldırılar karşısında hem de Covid-19 pandemisinin arttırdığı eşitsizlik  konusunda benzer deneyimlerimiz ortak mücadelemizi güçlendirdi.

Türkiye’de, ilk Covid-19 vakasının açıklandığı Mart ayından beri, devletin toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele etmek yerine kadın-erkek eşitsizliğinin daha da derinleşmesine yol açan cinsiyet görmeyen tedbirler aldığını görüyoruz. Yoğunlaşan ev işleri ve bakım emeğinin kadınların sorumluluğuna bırakıldığını ve ağırlıklı olarak hizmet sektöründe veya kayıt dışı ekonomide çalışan kadınların işsiz kaldığını gördük.

Pandemi erkek şiddetinin yoğunlaşmasına, kadınların destek ihtiyacının artmasına neden oldu. Şiddetle mücadele mekanizmalarında her daim yaşanmakta olan sorunlar bu dönemde daha da derinleşti. Kadınların destek ihtiyacı artarken kadınlar için sosyal destek ve güvenlik mekanizmalarına ulaşabilmek çok daha zorlaştı. Kamu hizmetleri ve toplumsal ilişkilerdeki cinsiyetçi yaklaşımlar pekiştirildi.

ACİL EYLEM PLANI ZORUNLU HALE GELDİ

Daha önce Kurultay bileşeni örgütler olarak işaret ettiğimiz gibi bir acil eylem planı ihtiyacı ortaya çıktı. Fakat Bakanlık kadın örgütlerinin taleplerini görmezden gelerek pandemi koşullarında kadına yönelik şiddetle mücadele konusunu öncelikli mesele olarak önüne almadı.

  • Şiddet var olan eşitsizliklerden beslenirken şiddetle mücadelede yaşanan sıkıntılar pandemi ile katmerlendi. Bu süreçte, kadın örgütleri olarak takip ettiğimiz pek çok başvuruda, kötü uygulama ve yönlendirmelerle karşılaştık. Pandemi bahane edilerek sunulmayan hizmetler nedeniyle kadınların erkek şiddetinden uzak bir hayat kurmasının zorlaştığına tanık olduk. Özellikle kolluk kuvvetlerinin 6284 sayılı Kanun kararlarını vermek, şikâyet almak ve sığınağa yönlendirmek gibi temel görevlerini yapmadığı gibi kadınları yanlış bilgilendirdiğini gördük. Eşitsizliğin ve kadın yoksulluğunun derinleşmesi, ekonomik ve sosyal destek başvurularının artmasına sebep oldu. Özellikle öğrenci veya gelirini kaybeden genç kadınlar, pandemi süresinde kök ailelerinin 
  • yanına dönmek zorunda kaldı. Bu kadınlar sosyal hizmetler nezdinde yok sayıldığından destek alamadılar. Çoklu ayrımcılığa maruz kalan göçmen, engelli, yaşlı ve LBTİ+ kadınlar farklı şiddet biçimleriyle bir arada başa çıkmak zorunda kaldılar. Özellikle kayyum atanan yerel yönetimlerde kadına yönelik şiddetle mücadele alanında yaşanan gerileme devam etti. Bağımsız kadın örgütlerinin kapatılması yanı sıra belediyelerdeki kadın danışma merkezleri ve sığınakların eksikliği var olan mekanizmaların iyice işlemez olduğu pandemi döneminde daha da belirginleşti.
  • Bu süreçte, olağan ve olağanüstü dönemlerde kadına yönelik erkek şiddetinin önlenebilmesi için İstanbul Sözleşmesi’ni temel alan istikrarlı politikaların ve acil önlem/eylem planının uygulanmasının elzem olduğunu bir kez daha gördük.
  • Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezleri Kurultayı olarak, ortaklaştığımız öne çıkan mücadele başlıklarımızı/ taleplerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz. 
  • Haklarımız ve hayatlarımız için eşitlik mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
  • İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun’un etkin bir şekilde uygulanması sağlanmalı.
  • Pandemi, deprem gibi kriz ve afet dönemlerinde başta Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere tüm taraflar acil bir şekilde bir araya gelerek kadına yönelik erkek şiddetine karşı acil eylem planı oluşturmalı.
  • 7/24 ulaşılabilir kadına yönelik şiddet alanında uzman kişilerin destek verdiği ve sadece şiddete maruz kalan kadınlara yönelik bir telefon hattı oluşturulmalı, hat sağır kadınlara da hizmet verecek şekilde görüntülü konuşma ve işaret dili bilen personel içermeli ve bu hat ülke genelinde kadınlara duyurulmalı.
  • KADES’in telefon uygulaması haline ek olarak akıllı telefonu olmayan kadınları da gözeten yerden acil durumlar için alternatifler üretilmeli, bu alternatifler sadece Türkçe değil, birçok dili barındırmalı, kadınlar bu alternatifler aracılığıyla telefona sahip olmasalar da polis desteğine erişebilmeli.
  • KADES uygulamasını telefonu veya interneti olmadığı için kullanamayan kadınlara ücretsiz telefon ve internet desteği verilmeli.
  • Sığınak ihtiyacının koşulsuz karşılanması için sığınakların sayısı ve kapasitesi artırılmalı.

  • Mevcut sığınaklar ve da(ya)nışma merkezleri uluslararası standartlara uygun hale getirilmeli ve tüm kadınlar için erişilebilir/ulaşılabilir olmalı. 
  • Kadınlara nitelikli sosyal destek verilmeli. Kadınlar sığınaklara gitmek için en yakınındaki sosyal hizmet kurumunda kadına yönelik şiddet konusunda uzmanlaşmış birimlerden destek alabilmeli, mevcut  durumda ŞÖNİM’ler kabul yapabilmeli. Kadınların sığınağa başvurmaları için karakola gitme zorunluluğu ortadan kaldırılmalı.
  • Kolluk görevlileri tarafından acil yardım için başvuran ve şiddet uygulayandan şikayetçi olmaktan çekinen kadınların şikayetçi olmadan da 6284 sayılı Kanun’dan faydalanabilecekleri  çbilgisi paylaşılmalı.
  • 60 yaş üzerinde, kimliği olmayan/kayıtsız göçmen kadınların yanı sıra 12 yaş üzerinde oğlan çocuğu olan kadınlar çocuklarıyla beraber sığınağa alınmalı. 
  • Sığınak koşulları engelli kadınlar için uygun hale getirilmeli ve engelli kadınların bakım merkezlerine yönlendirilmek yerine sığınaklara alınabilmesi için mevzuatta gerekli düzenleme yapılmalı.
  • Genç kadınları ve çalışma hayatına devam eden kadınları da kapsayacak, kadınları hayatlarından ve sosyal ağlarından koparmayacak güçlendirici bir sığınak politikası yürütülmeli.
  • Sığınaklarda ve dayanışma merkezlerinde sağlanan desteğin niteliğini olumsuz etkileyen koşullar ortadan kaldırılmalı. Yeterli sayıda personel ve bütçe tahsis edilmeli, kadınlara destek sağlayan uzman personelin kadına yönelik şiddetle mücadele için olmazsa olmaz olan güçlendirici feminist sosyal hizmet ilkeleriyle bu desteği vermesi sağlanmalı.
  • Sığınaklarda çocuğun üstün yararı gözetilerek çocuk çalışması da yürütülmeli.
  • Şiddete maruz kalan göçmen ve mülteci kadınların içinde bulundukları koşullar gözetilerek desteklenmesi sağlanmalı. Kayıtlı olmasa dahi maruz kaldığı şiddete ilişkin desteklenmeli. Sığınak ve dayanışma merkezlerinde, mülteci ve göçmen kadınlarla çalışırken tercüman sağlanmalı.
  • Pandemi, deprem gibi kriz ve afet durumlarında gerektiği takdirde uygun kamu binaları ve özel yerleşkeler devreye sokularak kadınların karantina sürecini geçirebileceği istasyon sığınaklar devreye alınmalı, otellerde kontenjan tahsis etmek gibi alternatif hizmetler düşünülüp geliştirilmeli. Olağanüstü koşullarda ortaya çıkabilecek barınma ihtiyacını sağlayabilecek çözümler geliştirilmeli.
  • Salgın koşullarında sığınak kabullerinin kolaylaştırılması için şiddete maruz kalan kadınlara hızlı test ve tanı imkanları sağlanmalı.
  • Kadına yönelik erkek şiddeti alanında çalışan kamu görevlileri ve personele, sistemli olarak şiddete maruz kalan tüm kadınların ihtiyaçlarını gözeten, kapsayıcı, şiddetin farklı türlerinin bilgisini içeren, kadınlardan yana, toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısıyla ve kadın örgütlerinin deneyimi gözetilerek oluşturulmuş eğitimler verilmeli.
  • Kadına yönelik şiddetle mücadelede tüm merkezi kamu kurumları ve yerel yönetimler kadın örgütleri ile koordinasyon içinde olmalı, kadın örgütlerinin deneyiminin dikkate alınmasına alan açmalı.
  • Her belediye kadın dayanışma merkezi açmalı ve bu merkezlerin sürdürülebilir olmasını politik bir öncelik olarak ortaya koymalı.
  • Şiddete maruz kalan, 6284 sayılı Kanun kapsamında haklarından faydalanma talebi olan ve aile hukukunu ilgilendiren ihtilaflarla ilgili başvuran tüm kadınlara baroların Adli Yardım büroları tarafından belge aranmaksızın ve koşulsuz olarak avukat atanmalı. 
  • Adli yardım ve CMK vekillerine kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitliği ve ilgili yasal mevzuat konularında periyodik eğitim şartı getirilmeli.
  • Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Barolar ve Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM), Kadına Yönelik Şiddet ve bağlı bulunduğumuz uluslararası sözleşmeler kapsamında, konuya dair bilgilendirme çalışmalarının yanı sıra, kadınların adalete erişimleri önündeki engellerin kaldırılması konusunda aktif ve etkin rol alarak gerekli uygulamaları hayata geçirilmeli.
  • Şiddete maruz kalan kadınların kolluk kuvvetlerine başvurularında şikayetlerinin alınabilmesi için kadınların kendilerini güvende ve rahat hissedecekleri adli görüşme odaları oluşturulmalı, kadınlar 6284 sayılı Kanun hakkında bilgilendirilmeli, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ve hayati risklerinin bulunması durumunda kolluk kuvvetleri 6284 sayılı Kanun gereğince ilgili koruma kararını ivedilikle çıkartmalı. 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen önleyici ve koruyucu tedbirlerin takibi kolluk tarafından yasal mevzuata uygun bir şekilde yapılmalı.
  • Kolluk kuvvetlerinin keyfi bir şekilde kadınlara yanlış ve caydırıcı bilgi verme, kötü davranma, şikayet almama gibi görev ihlalleri izlenerek yaptırım uygulanmalı.
  • Kadınlara sunulan destekler (işaret dili dahil olmak üzere) anadillerinde verilmeli.
  • Kadınlar maruz kaldıkları şiddet nedeniyle verilen desteklere herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmadan erişebilmeli.
  • Kadınların şiddetten uzaklaşmasını sağlamak için yoksullukla mücadelede kapsamında kadınlara yönelik sosyal yardımlar artırılmalı. Bu yardımlar kadınların biricik ihtiyaçları ve farklılıklarından kaynaklı oluşabilecek durumlarına göre çeşitlendirilmeli.
  • Kadınların ihtiyaçlarını gören ve onları destekleyen güçlendirici mekanizmalar geliştirilmeli. Pandemi gibi kriz durumlarında destek mekanizmaları artarak varlığını sürdürmeli.
  • Kadınların her türlü sosyal ve ekonomik destekten faydalanabilmeleri için yapacakları başvuru prosedürü kolay ve açık olmalı. Başvuru esnasında ihtiyaç duymaları halinde görevliler tarafından desteklenmeli.
  • Şiddete maruz kalan kadınlara, kadından yana bakış açısıyla çalışan uzmanlar tarafından ücretsiz psiko-sosyal ve hukuki destekler sağlanmalı, mevcut hizmet birimlerinin sayısı, kapasitesi ve personel sayısı artırılmalı.
  • Yerel yönetimlerde kayyum uygulamasına son verilip kapatılan kadın destek merkezleri işlevine uygun olarak yeniden ve ivedilikle açılmalı, bu belediyelerde işten çıkarılan uzman personel yeniden istihdam edilerek kadına yönelik şiddetle mücadele etkin bir şekilde sürdürülmeli.

  • Salgının kadına yönelik şiddete ve ortaya çıkan destek ihtiyaçlarına etkisi, kadın yoksulluğu, kadınların iş yükünü ve bakım emeğine olan ihtiyacı artırdığına dair sonuçlar ilgili tüm taraflarca kabul edilmeli.
  • Bakım emeğinin bütünüyle kadına yüklenmesine son verecek ve bakım emeğinin kadınların üzerinden alınmasını, yardım mantığıyla değil, kapsamlı bir sosyal politikayla çözüme kavuşturacak araçlar ve kurumlar oluşturulmalı, kadının ev içerisindeki emeğinin sömürülmesini, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleşmesini önleyecek sosyal politikalar geliştirilmeli.
  • Bebek ve çocuk kreşleri, günlük bakım hizmetleri, kısa süreli ve/veya sürekli yatılı bakım hizmetleri pandemi koşullarında gerekli önlemler alınarak 7/24, ücretsiz ve erişilebilir şekilde yaygın olarak sağlanmalı.
  • Doğum kontrol yöntemleri ve istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması ücretsiz ve erişilebilir olmalı. Fiiliyattaki kürtaj yasağı ve kadınların kürtaj olmaları önündeki tüm engeller kaldırılmalı. Medikal kürtaja erişim sağlanmalı.
  • Genç kadınların özellikli ihtiyaçlarına yönelik sosyal politikalar üretilmeli ve genç kadınların istihdam, şiddet ve sosyal hayat gibi konularda istediği destekleri alabileceği gençlik merkezleri / toplum merkezleri gibi birimler açılmalı, mevcut yapıların toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldıracak bir şekilde yeniden yapılanması sağlanmalı.
  • Kök aileden gelen patriyarkal şiddetin kamu görevlileri tarafından göz ardı edilmeden / ikincilleştirilmeden / normalleştirilmeden şiddet gören tüm kadınlara eşit destek mekanizmaları sunulmalı.
  • Özellikle evli olmayan genç kadınların cinsel sağlık hizmetlerinden ayrımcılığa maruz kalmadan, gizlilik hakkı korunarak ücretsiz olarak yararlanması ve bilgiye erişiminin kolaylaştırılması sağlanmalı.
  • Önümüzdeki dönemde var olan ve yeni kurulacak hizmetlerin dijital ve online olarak da hizmet verebilmesi için gerekli sistemsel alt yapılar kurulmalı. Tüm kadınların dijital okuryazarlığını arttırmaya yönelik program ve eğitimler gerçekleştirilmeli, kadınların dijital araçlara ve ücretsiz internete erişimi sağlanmalı.
 
Şiddetsiz ve Sığınaksız bir dünya için yaşasın kadın dayanışması!

Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı Bileşenleri

  1. Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınma Evi Derneği (AKDAM)
  2. Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
  3. Aydın Söke Kadın Sığınma Derneği
  4. Bodrum Kadın Dayanışma Derneği
  5. Buca Evka-1 Kadın Kültür ve Dayanışma (BEKEV)
  6. Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Dern. ve Kadın Danışma Merkezi (ELDER)
  7. Çiğli Evka-2 Kadın Kültür Derneği (ÇEKEV)
  8. Edirne Kadın Merkezi Dayanışma Derneği (EKAMEDER)
  9. Engelli Kadın Derneği (ENG-KAD)
  10. Fethiye Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği
  11. İzmir Kadın Dayanışma Derneği
  12. Kadın Dayanışma Vakfı
  13. Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)
  14. Koza Kadın Derneği
  15. Mersin Bağımsız Kadın Derneği (BKD)
  16. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
  17. Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği
  18. Muğla Emek Benim Kadın Derneği
  19. Rosa Kadın Derneği
  20. Şanlıurfa Yaşamevi Kadın Dayanışma Derneği
  21. Uluslararası Göçmen Kadınlar Dayanışma Derneği (UGKDD)
  22. Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi (YAKA-KOOP)

* Kadın Sığınakları ve Da(ya)nışma Merkezleri Kurultayı bileşeni olan Adıyaman Kadın Yaşam Derneği, Ceren Kadın Derneği, Gökkuşağı Kadın Derneği, Muş Kadın  Çatısı Derneği, Muş Kadın Derneği, Selis Kadın Derneği ve Van Kadın Derneği’nin faaliyetine 22 Kasım 2016 tarihli Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK/677) son verildiğinden listede yer alamamaktadır.

(kazete.com.tr)

 


Üye Ol



Üye Girişi