'Kadınlar ülke gündeminden uzak tutulmak isteniyor'

 

DEMİS, Televizyonlardaki kadın ve erkek katılımcı temsili açısından prime time tartışma programlarını inceledi. Bu programlarda kadınlara yer verilmemesi "medyada cinsiyet ayrımcılığı"nın geldiği son noktayı gösteriyor.

08.01.2019
Yazı Boyutu:  
Kadının haber, program, reklam ya da dizilerde temsil biçimleri; çalışan ya da yönetici olarak medyada temsili; okur, izleyici, dinleyici olarak  hakları konularında yapılan çalışmalara bir yenisi eklendi. 

2016 yıl sonunda sürdürülebilir kalkınmanın temel üç ögesi olan “ekonomik”, “sosyal” ve “çevresel” boyutunu gözeterek kalkınma, kentsel ve kırsal alan, iltica ve göç, toplumsal cinsiyet başta olmak üzere, evrensel olarak kabul edilmiş temel hak ve özgürlükler temelinde eşitliğin sağlanmasına yönelik yaptığı bilimsel çalışmalarla dikkati çeken DEMİS,  geçtiğimiz günlerde "Kadın ve Erkek Katılımcı Temsili Açısından Prime Time Tartışma Programları" konulu bir rapor yayımladı.

"MEDYA ARACILIĞIYLA BİR YERE GELEN YİNE MEDYANIN MALZEMESİ OLUYOR"

Derya Altun'un kurucusu ve halen başkanlığını yürüttüğü DEMİS'in 2018 Aralığında yayımladığı raporunda 2 Ekim-2 Kasım 2018 tarihleri arasında karasal yayın, D-Smart, Kablo TV, Teledünya, Türksat, Tivibu ve Digitürk platformlarının hepsinden seyredilebilen 24 TV, A Haber, CNNTürk, Habertürk, NTV, TRT Haber ve tvnet kanallarında prime timeda gösterilen tartışma programlarına katılan konukları inceledi.  Konukların kadın erkek  dağılımı, ekranda sunucular ile beraber kadın erkek temsili, konukların temsil ettikleri kurumlar ve iş kolları gibi verilerin de toplandığı raporda, kadının medyada yer alış biçimi Türk toplumundaki konumu ile örtüştüğüne dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

"Medya aracılığıyla bir yere gelen kadınlar yine medyaya bu şekilde malzeme olmaktadırlar. Kadınlar zina, namus, ahlak gibi konular çerçevesinde ya da bundan sapmaları halinde sansasyonel olaylara karışımları halinde televizyonlarda yer almaktalar. Bu çalışma da kadınların uzmanlıkları, meslekleri ve ürettikleriyle ekranda görülmediğinin altını çizmekte ve küreselleşme, din, sosyal politikalar, gündemdeki herhangi bir siyasi, sosyal, ekonomik konunun ele alındığı tartışma programlarında yorumcu olarak kadınların sayıca erkeklere nazaran çok az olduğunu göstermektedir. Bu da kadınların “önemli” olarak görülen konular ile ilgili uzmanlaşamamış olduğu fikrini yanlış bir şekilde toplumda pekiştirmektedir."



MEDYA, CEDAW SÖZLEŞMESİNİ HİÇE SAYIYOR

Araştırmada, Türkiye'nin de imzacısı olduğu CEDAW gibi uluslararası sözleşmeler ile medyada kadınların daha fazla yer almasının sağlanması, konumlarının güçlendirilmesi, kadının medyada dengeli ve klişeleşmiş olmayan bir biçimde temsil edilmesi, kadınların medyaya tam ve etkin biçimde katılması, kadınların hazırladığı programların sayılarının artırılmasının hedeflendiği vurgulandı. CEDAW sözleşmesindeki bu hedeflere ulaşılmasını olumsuz etkilen etmenler ise şöyle özetlendi:

"Medyanın erkek egemen olması ve bu egemenlerin kadınların tartışmayı beceremeyeceğini düşünmeleri, program hazırlayıcıların uzmanlığı erkeklikle özdeşleştirmesi, mansplaining, ağız dalaşı şekline dönen programlarda kadınların bulunmak istememesi ve toplumdan gelen bir özgüven ile erkeklerin televizyon ekranlarında akla gelebilecek her konuda konuşmaya daha yatkın olması ön plana çıkmıştır. Bu tartışma programlarının içeriği, konukların seçimi, yönetim biçimi ve konukların konuya hakimiyeti bazı yazarlar tarafından da eleştirilmiştir.

Kadınların tartışma programları, paneller ve konferanslara katılımının az olmasının sebepleri arasında program yapımcılarının kadınlara ulaşılamaması, son dakikada gelmekten vazgeçmeleri, programın gerektirdiği düzeyde kadın uzmanın olmaması, kadınların utangaç olması ve konuların daha çok erkeklerin konusu olması gibi sebepler öne sürüldüğü görülmüştür."

KADINLAR ÜLKE GÜNDEMİNDEKİ TARTIŞMALARDAN UZAK TUTULMAK İSTENİYOR

Araştırmanın yapıldığı 2 Ekim-2 Kasım 2018 arasındaki  tartışma programlarında, kadınların çoğunlukta olduğu program sayısı toplamda 3, kadın-erkek sayılarının birbirine eşit olduğu program sayısı ise 12’dir. Geri kalan akşamlarda programlardaki kadın sayıları erkeklerden az olduğuna işaret edilen DEMİS'in raporunda, sonuç olarak şu ifadelere yer verildi:

"Erkek egemen bakış açısının medyadaki yansımasına bu çalışmanın bulgularında da rastlanmaktadır. 

Gündelik yaşamdan ülke gündemine ve uluslararası siyasete kadar her alanda üzerine düşünülecek, görüş bildirilecek ve tartışılacak “önemli” olan her ne var ise, erkeklerden oluşan bir grup tarafından ele alınmakta, kadın katılımcılara ve sunuculara söz konusu “önemli” konular ve alanlar kapalı tutulmaktadır. 

"KADINLAR, TV EKRANLARINDA HER YAYIN KUŞAĞINDA EŞİT TEMSİL EDİLSİN"

Uzun yıllardır bütün kurum ve kuruluşların gündeminde olan toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumun her kesiminde ve medyada sağlanması amacı bu çalışmanın sonuçlarında da görüldüğü gibi sağlanamamıştır. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ekranlarda sağlanabilmesi, kadınların toplumu ilgilendiren her konuda tartışma programlarına eşitlikçi bir bakış açısıyla davet edilmesi ve programa katılımının sağlanması toplum nezdinde kadınların üretimleri, meslekleri, uzmanlıkları ile görünür olmasını sağlayacaktır. 

Böylece, sadece kadın programı olarak isimlendirilen gündüz kuşaklarında yayınlanan ve daha çok sağlık, yemek, el işi gibi konulara odaklanan programlarda değil prime time tabir edilen en çok izlenme oranlarına sahip akşam saatlerinde de siyaset, hukuk, ekonomi ve sosyal konular gibi konularda da söz hakkı olduğu gösterilebilecektir. Kadınların televizyon ekranlarında her yayın kuşağında eşitlikçi bir şekilde görünür olması toplumda toplumsal cinsiyet eşitliğine erişebilmek için önemli bir adım olacaktır.

(KAZETE HABER MERKEZİ)


yabanci dizi izle, canli bahis, canli casino, bahis siteleri, guvenilir bahis siteleri, tipobet365, tipobet, 

Üye Ol



Üye Girişi