Kadınlardan Pınar Gültekin için Muğla Adliyesi önünde adalet çağrısı

 

Üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’i katleden bar işletmecisi Cemal Metin Avcı ve ona yardım eden kardeşi Mertcan Avcı’nın yargılandığı davanın ilk duruşması öncesi kadınlar adliye önünde “Pınar Gültekin için adalet talebini” yineledi.

09.11.2020
Yazı Boyutu:  
Muğla’da 16 Temmuz günü Pınar Gültekin’i katleden Cemal Metin Avcı’nın yargılamasına Muğla 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Dava öncesinde Üniversiteli Genç Kadınlar öncülüğünde Pınar’ın annesi, babası, ablası ile kadın platformlarının, HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, siyasi partilerin katılımıyla Muğla Adliyesi önünde basın açıklaması ve serbest kürsü gerçekleştirildi. “Öfkeliyiz tesadüf değil erkek şiddeti” pankartının açıldığı basın açıklamasında “Erkek adalet değil gerçek adalet”, “Yasta değil isyandayız”, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” sloganları atıldı. Basın açıklamasını Üniversiteli Genç kadınlar adına Esra Namazcı okudu.
 
‘Buna erkek devlet diyoruz’
 
“Kadınların ‘hayır’ dedikleri, kendi hayatları hakkında karar verdikleri gerekçesiyle katledildiğini” dile getiren Esra, Pınar’ın da canavarca hisle katledildiğini ifade etti. Muğla’da 24 Mayıs tarihinde katledilen Zeynep Şenpınar’ın da Selim Ahmet Kemaloğlu tarafından “hayır” dediği için katledildiğini belirten Esra, “Buna rağmen, erkek düzenin erkek siyasetçisi ve erkek medyası katil yerine Zeynep’in hayatını sorgulamayı seçti. Aynı sorgulamayı Pınar üzerinden de yapmaya ve çeşitli suçlamalarla karalamaya çalıştılar. Öyle ki AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Hamdullah Arvas’ın yaptığı ‘Hikaye aynı özgürlük düşkünü bir kadın ve gayrimeşru yaşantısı içinde geçen bir ölüm hikayesi. Edep yahu’ tweet paylaşımı da erkek düzeninizin en büyük örneği. Biz buna erkek devlet diyoruz” dedi.
 
‘Caydırıcı cezalar gelene kadar…’
 
Muğla’da 5 ayda 4 kadının, 2019 Ocak ayından bu yana 10 kadının katledildiği belirten Esra, pandemi bahane edilerek 2 Ekim’den itibaren ifade özgürlüklerinin engellenmesini “hukuksuz ve adaletsiz” şeklinde tanımladı. Tüm hukuksuzluklara rağmen var olacaklarını ifade eden Esra, “Katillerin, tecavüzcülerin, potansiyel katillerin elini kolunu sallayarak gezmesini istemiyoruz. İyi hal indirimi, ‘tıraş olmuş’, ‘seviyormuş’ gibi zırvalıklar duymak istemiyoruz. Kadına şiddete, tacize caydırıcı uygulamalar gelene kadar en kadınca çığlıklarımızı atmaya ve dayanışma ağımızı güçlendirmeye devam edeceğiz. Katillere en ağır cezalar verilene kadar meydanları üniversiteleri kampüsleri sokakları bırakmayacağız” şeklinde konuştu.
 
‘İstanbul Sözleşmesi bizimdir’
 
Esra, İstanbul’da bir grup erkeğin İstanbul Sözleşmesi için “Türk aile yapısını zedeliyor' diyerek eylem yapmasına ilişkin, "Kolluk güçleri tarafından bunlar nezaketle karşılanırken, İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için katledilen kadınlar adına sokağa çıkan kadınların işkence ile gözaltına alındı. İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamayan kamu personellerini ve katilleri en ağır biçimde yargılayarak kullanın. Bu erk sisteme en yüksek sesimizle ‘İstanbul Sözleşmesi bizimdir’ demeye devam edeceğiz. Pınar Gültekin, Zeynep Şenpınar ve katledilen tüm kadınlar isyanımızdır” ifadelerini kullandı.
 
‘Kadın katliamları münferit değil yapısal bir sorun’
 
Ardından başlayan serbest kürsüde söz alan Serpil Kemalbay, erkek şiddetini durdurmanın yolunun mücadeleyi yükseltmekten geçtiğini vurguladı. Serpil, “Kadın cinayetlerinin münferit değil yapısal bir sorun olduğunu” belirterek, Türkiye’deki erkek egemen kapitalist anlayışın iktidara sindiğini ve kadınların katledilmesinin kaynağı olmaya devam ettiğini söyledi. Serpil, “Adalet sağlanabilmesi için toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin ortadan kalkması kadınların erkeklerden daha aşağı görülmesini sağlayan bu yapısal düzenin alt üst edilmesi gerekiyor. Bunun için feminist hareket çok çaba harcadı. İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı yasa bunun eseridir. Fakat ne yazık ki mevcut iktidar ne İstanbul Sözleşmesi’ni ne de 6284 sayılı yasayı uygulamıyor” dedi.
 
‘Katliamı erkek egemen zihniyet işledi’
 
Yasaların uygulanmaması nedeniyle kadınların katledilmeye devam edildiğini kaydeden Serpil, şöyle devam etti: “Kadınlar sürüklenerek, darp edilerek 25 Kasım’a giderken gözaltına alınıyorken, failler, erkekler korunuyor. Bir kravat taktı diye erkeklere ceza indirimi uygulanıyor. Bu cinayetlere göz yuman anlayışlardan bir an önce uzaklaşılması gerekiyor. Pınar Gültekin katliamı hepimizi derinden etkilemiştir. Bu kadar korkunç bir kadın cinayetini onu fiilen öldüren kişinin değil bu toplumdaki cinsiyetçi erkek egemen zihniyetin bir cinayeti olarak görmek zorundayız. Bunu değiştiremediğimiz sürece kadın cinayetleri devam edecektir. O yüzden kadınlar birlikte güçlü sloganını haykırıyoruz. Bu tekçi erkek zihniyete karşı kadınlar olarak barikat kurmaya devam edeceğiz.”
 
‘Siyasi ve idari sorumlular da hesap vermeli’
 
Siyasi düşüncesi ne olursa olsun bütün kadınları ortak mücadeleye davet eden Serpil, kadın kazanımlarından geri adım atmayacaklarının altını çizdi. Serpil, “Bir kadına yapılmış haksızlık hepimize yapılmış haksızlıktır diyoruz. Pınar Gültekin davasının duruşmasında adaletin sağlanması, katilin en ağır şekilde cezalandırılması için burada olacağız. Cinayetin yaşanasında sorumluluğu olan siyasi ve idari sorumluların da mutlaka kanun önüne çıkması gerekiyor. Kadın cinayetlerinde yaşamını yitirenlere dair bütün siyasi, idari sorumluların ideolojik, politik olarak erkekleri güçlendirenlerin hesap vermelerini söylüyoruz” diye konuştu.
 
Kadın katliamlarının sebebi olamaz
 
CHP Muğla İl Kadın Kolları Başkanı Aysun Korkut da Pınar’ın failinin hak ettiği cezayı alması için birlikte mücadele edeceklerini belirterek, bir kadının katledilmesinin hiçbir gerekçesinin olmadığının altını çizdi. Aysun, “Artık kadınların, kız çocuklarının çığlıkları her yerde ama eril iktidar kadın katliamlarını görmezden geliyor. Hiç yoktan sebeplerle arkadaşlık teklifini kabul etmedi diye, yemek tuzlu oldu diye, kahkaha attı diye, gece dışarı çıktı diye çalışmak istedi diye, boşanmak istedi diye kadınlar öldürülüyor. Sebep üretmek kolay” vurgusu yaptı. Aysun, İstanbul Sözleşmesi’ne ve 6284 sayılı yasaya sahip çıkacaklarını ifade ederken, kadın düşmanlığını körükleyen politikaların uygulanmaya devam etmesinin yanlış olduğunu haykıracaklarını kaydetti.
 
Kadın kürsüsü Muğla ve İzmir’den gelen kadınların konuşmalarının ardından sona erdi.
 
Üniversiteli Genç Kadınlar ise açıklamanın ardından davayı beklerken kadına yönelik şiddet ve öz savunma üzerine Muğla Adliyesi önünde atölye düzenledi. (JinNews)
 

Üye Ol



Üye Girişi