KAZETE Umut nöbetinde

 

Kazete İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Berrin Gürçay Dilekçi bugün Can Dündar ve Erdem Gül için Silivri Cezaevi önünde umut nöbeti tuttu.

11.12.2015
Yazı Boyutu:  

TGS  Eski Gene Başkanı Ercan İpekçi, Cumhuriyet Gazetesi Pazarlama Koordinatörü Ayşe Sözeri Cemal ile Umut Nöbeti tutan Kazete Genel Yayın Yönetmeni Berrin Gürçay  Dilekçi,  "düşüncelerinden, yazdıklarından ötürü tek bir  insan bile cezaevinde kalmasın" dedi


MİT TIR'larında silah taşınması olayını  belgeleriyle yayımladıkları için devlet sırrını  açıkladıkları savıyla tutuklanan ve  14 gündür Silivri Cezaevinde tutulan Cumhuriyet Gazetesi Genel  Yönetmeni Can Dündar ile  Ankara Temsilcisi Erdem Gül'e destek olmak ve dayanışma sergilemek için Silivri Cezaevi önünde başlatılan 'Umut Nöbeti'nin 9. gününde, öğleden sonra da Kazete Genel Yayın Yönetmeni Berrin Gürçay Dilekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın eski Genel Başkanı Ercan İpekçi, Cumhuriyet Gazetesi Pazarlama ve Reklam Koordinatörü Ayşe Sözeri Cemal,  Anadolu Ajansı'nın eski çalışanları Tuncay Yıldırım, Metiner Erdem ve Hüsnü Erdem nöbet tuttu.

Nöbet tutan gruba, Dündar ile Gül'ü ziyarete gelen CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Bursa Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Ceyhun İrgil ile İzmir Milletvekili Aytun Çıray da destek verdi.

DİLEKÇİ'NİN AÇIKLAMASI

Kazete Genel Yayın Yönetmeni Berrin Gürçay Dilekçi nöbet sırasında yaptığı açıklamada , “Haber alma özgürlüğümüz engelleniyor. Can Dündar ile Erdem Gül, sadece bir gazeteci olarak haber yaptılar. Haber yapmak, haber takip etmek hepimizin yaptığı bir iş.  işimiz bu. Bu nedenle iki değerli gazeteci arkadaşımızın, toplumun bilgi edinme hakkını kullanarak  MİT  TIR'larında  Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da teyit ettiği siah taşınması olayını  görüntüleriyle haberleştirdiği için  hayali bir suçlamayla gözaltına alınmaları  tam bir insan hakları ihlalidir . Can Dündar ve Erdem Gül'ün, ifade özgürlüğü nedeniyle  içerde tutulan diğer gazetecilerin bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını diliyoruz. Bizler de burada ancak arkadaşlarımıza, moral vermek için onların yanlarında  olouğumuzu göstermek için  burdayız. Özgür düşüncenin önündeki engellerin yıkılması,  cezaevlerinde yazdıkları ve söylediklerinden  dolayı tek bir insanın bile tutulmaması için bütün örgütlerin ve sivil halkın destek vermesini bekliyoruz." ifadelerine yer verdi.

Ayrıca Berrin Gürçay Dilekçi,  Basın Konseyi’ne gönderdiği dayanışma mesajında ise şu görüşlere yer verdi


“Silah dolusu TIR’lara ait görüntüleri haberleştirdiği için suçlanan iki arkadaşımız, Sloven düşünür Slavoj Zizek’in dediği gibi 21. yüzyılın özgür kahraman tipini temsil etmektedirler. İfade-düşünce özgürlüğüne, hukukun üstünlüğüne, yargının bağımsızlığına inanan, barışı adaleti, eşitliği savunan insanlar olarak gerçek gazeteciler zincirinin son halkası olan Can Dündar ve Erdem Gül’ün arkasında durmalıyız. Bu karanlık günlerin er geç son bulacağına inanarak arkadaşlarımıza tekrar geçmiş olsun diliyorum.”

AYŞE SÖZERİ CEMAL’İN SÖZLERİ

Cumhuriyet Gazetesi Pazarlama ve Reklam Koordinatörü Ayşe Sözeri Cemal de, Can Dündar, Erdem Gül ve diğer tüm tutuklu gazetecilerle dayanışma için geldiğini söyleyerek, “Onların çok haksızca, utanç verici bir şekilde tutuklandıklarını düşünüyorum. Can Dündar benim Genel Yayın Yönetmenim. Tutuklanacağını bile bile, son güne kadar toplantısını yaptı. Biz onu gazetede bekliyoruz. Çok öfkeliyiz. Umutsuz muyuz? Hayır değiliz. Ama en yakın zamanda onu yanımızda, görevinde istiyoruz" dedi.

TGS’NİN ESKİ BAŞKANI ERCAN İPEKÇİ’NİN MESAJI

Nöbet tutan isimlerden Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın eski Genel Başkanı Ercan İpekçi de şöyle konuştu:

“Biz burada çok nöbetler tuttuk. Ergenekon davasında, KCK davasında yargılanan meslektaşlarımız için 'Adalet için bekliyoruz' pankartıyla burada, Çağlayan'da çok bekledik. Şimdi umut için bekliyoruz; fakat gene adalet için bekliyoruz. Sadece Erdem Gül ve Can Dündar'ın özgürlüğü için değil bu umut bekleyişi, adalet talebi. Cezaevinde, hapislerde 30'dan fazla meslektaşımız var hâlâ. Onların haricinde, düşüncelerinden dolayı, demokratik taleplerinden dolayı tutuklanmış, gözaltına alınmış, yargılanan binlerce, hatta onbinlerce yurttaş var; öğrenciler, avukatlar, politikacılar, sendikacılar, akademisyenler, yazarlar var. Biz sadece meslektaşlarımızın değil, bütün demokrasi mücadelesinde mağdur edilmiş olan insanların özgürlüğü için bu nöbeti tutuyoruz."

ERDEM GÜL'ÜN AZİZ SANCAR MESAJI

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Can Dündar ve Erdem Gül'e uygulanan tecrit koşullarının devam ettiğini belirterek, “Hâlâ bir arada değiller, ayrı ayrı koğuşlarda kalıyorlar. Sadece tecrit değil, tutuklu yargılanmaları da doğru bir yaklaşım değil. Tutukluluğu kabul edilmiş gibi bir anlayış oluşmasın. Tecrit değil, tutukluluk hallerinin de sona ermesini talep ediyorlar. Özellikle bunu belirttiler. Sadece tecrit kalkınca hallerine razı olacaklarmış gibi bir anlayışı kabul etmek mümkün değil" diye konuştu.

Ali Şeker, ziyaret sırasında Erdem Gül'ün kendisine verdiği Nobel Kimya Ödüllü bilimadamı Aziz Sancar ile ilgili mesajı kameralara göstererek okudu. Şeker, Gül'ün el yazısıyla yazdığı ve imzasının bulunduğu mesajı şu şekilde aktardı:

“Bu toprakların bilim insanı Aziz Sancar'ın Nobel Ödülü'nü aldığı töreni büyük bir gururla izledim. Maalesef kötü haberlerle şerbetlenmiş bir ülkeyiz. Bu kadar kötü haber arasında Sayın Sancar'ın ödülü ilaç gibiydi. Sancar'a teşekkür ediyorum. Kutluyorum. Bu ülkenin her şeye rağmen iyi haberlerinin çoğalacağı günlerin yakın olduğunu düşünüyorum."

Şeker ayrıca, Dündar ile Gül'ün tahliye taleplerinin reddedilmesiyle ilgili olarak da, “Yaptığı eylem ve fiillerle bir terör örgütüne üye olmadan, ona destek olmak noktasında bir suçlama getirilmişti. Burada itirazın reddinde sayılan suçlarda 'Terör örgütüne üye olmak', kendisi sanki özel bir çabayla bu belgeleri elde etmişçesine bir uygulama içine girmiş gibi bir suçlama var. İtirazın reddedilmesi ile ilgili karardaki suçlamalar tamamen mahkemede yapılmayan suçlamalar. Çok ciddi bir özensizlik var. Baştan savma bir ret kararı var. Bu ciddiyetsiz tutum da ayrıca üzerinde durulması gereken bir konu" ifadesini kullandı.

“TEK BİR SOMUT GEREKÇE YOK"

CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu da, “Ret kararında hiçbir şekilde tek bir somut gerekçe yok. Tek bir cümle geçiyor, o da yeni bir delilin bulunmamış olması ve delillerin karartılma ihtimalinin bulunması. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin birçok kararında açıkça deniyor ki, 'Özgürlükten mahrumiyet ancak ve ancak nesnel olarak doğrulanabilir gerekçelerle desteklenmelidir.' Burada ne nesnel gerekçeler var ne somut gerekçeler var. Hepimiz biliyoruz, tabiî ki öznel bir bedel ödetme duygusu var. Dolayısıyla ortada karartılacak hiçbir delil yok. Lehe bir delil çıkma ihtimali bu nedenle zaten yok. Mahkemenin gerekçesi hukuka, Evrensel İnsan Hakları Sözleşmelerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bütün kararlarına aykırıdır. Bu nedenle; bu haksız, hukuksuz, yasal dayanaktan yoksun mahkeme kararından bir an önce hukuk adına dönülmesi gerektiğini düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil ise “Erdem Gül ve Can Dündar'ın tutuklanması, 'Ben sana gösteririm' hukukunun pratik uygulamasıdır. O yüzden, bir intikam hissiyle hukuk kurallarının böylesine kişilere özel uygulanması, aynı zamanda tecrit edilmeleri, toplumdan uzaklaştırılmaları ve bunun bir intikam aracı olarak gösterilmesi, toplumun diğer düşünen insanlarına, diğer aykırı düşünen insanlarına gözdağı vermek için uygulandığını görüyoruz. Bu da, bunun en güzel örneklerinden biridir. Ama tarih bu kararı verenleri asla unutmayacak. Elbette tarih bu insanları yargılayacak ve göreceksiniz, zaman ve tarih Can Dündar'ları Erdem Gül'leri haklı çıkaracak" diye konuştu. 

(kazete/özel)


Üye Ol



Üye Girişi