Kubilay'ın anılmasına gazeteci yasağına tepki

 

TGS ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Kubilay’ın anılmasında, halka açık bir töreni basın mensuplarına kapatmayı anlamakta güçlük çektiklerini bidirdi

19.12.2015
Yazı Boyutu:  
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şubesi Başkanı Halil İbrahim Hüner, laik cumhuriyeti koruma ve kollama uğruna canını vermekten çekinmeyen genç Cumhuriyet Öğretmeni Devrim Şehidi Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay'ın 85. yılında anılması programında halka açık bir töreni basın mensuplarına kapatılmasını anlamakta güçlük çektiklerini bildirdi.

TGS Şube Başkanı Halil Hüner yaptığı yazılı açıklamada, İzmir'in Menemen İlçesi'nde her yıl 23 Aralık tarihinde Yıldıztepe'de düzenlenen ''Kubilay'ın Anılması Törenleri''nde bu yıl önce Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin'in konuşmasının tören programından çıkartıldığını,  şimdi de  töreni halka haber olarak vermek, bilgilendirme görevini yürütmek isteyen basın mensuplarına Genelkurmay Başkanlığı tarafından izin verilmeyeceğini öğrendiklerini belirtti.

 Halil Hüner, şunları kaydetti:

'' Anayasamıza göre basın hürdür, sansür edilemez. Bu anayasa hükmüdür. Basın özgürlüğü, sadece habercilerin kamuyu ilgilendiren gelişmeleri takip edip, haberleştirip kamuoyunu bu gelişmelerle ilgili bilgilendirmesini değil, aynı zamanda halkın bilgilenme hakkını da içerir. Yıldıztepe Kubilay Anıtı askeri bölge içinde olması nedeniyle törenleri organize eden Genelkurmay Başkanlığı bu yıl sadece TRT ve Anadolu Ajansı'nı tören alanına alacağını duyurmuştur. Halka açık ve günümüzde yurttaşlarımızın ellerindeki yeni teknolojiye uygun kameralı cep telefonları varken; halka haber ve bilgi sunan gazetecilerin törene alınmamasının altındaki nedeni anlamakta güçlük çekiyoruz.  Bölgede oluşacak tepkilerin kamuoyundan gizlenmesi için mi 84 yıldır töreni izleyen basın mensupları, gazeteciler ilk kez böylesi ilginç bir yasakla karşı karşıyadır.  Halkın temsilcisi Menemen Belediyesi Başkanı konuşturulmuyor, basın içeriye alınmıyor. Kubilay'ın anılması unutturulmaya çalışılıyor. Ama nafile...Kubilay Anıtı'nın kitabesinde yazan  (İnandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz) bizim rehberimizdir. Yasak derhal kaldırılmalı, basın özgürlüğü ihlali ve gazetecilerin görevinin engellenmesini kınıyoruz.''

TGS İzmir Şubesi Başkanı Halil İbrahim Hüner, ''Kubilay'ın şehit edilmesinden sonra geçen 85 yılda üzülerek belirtmek gerekir ki;  siyasal İslam ve onun ideolojik örgütü olan tarikatlar, Cumhuriyet rejimini ortadan kaldırabilmek için buldukları her fırsatı değerlendirmekten kaçınmadılar. 1930’da genç Cumhuriyet öğretmeni, Devrim Şehidi Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın başının kesilmesini anmıyoruz. Kubilay törenlerinde Cumhuriyet’in iradesini ve kararlılığını hatırlatıyoruz'' görüşlerine yer verdi.



İGC BAŞKANI DİKMEN DE KINADI

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen, Devrim Şehidi Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay'ın 85. yılında anılması programına basın mensuplarının alınmama kararını kınadı.

 Basın meslek örgütlerinin protesto ve girişimlerine rağmen, uzun süredir keyfi bir şekilde uygulanan akreditasyon gibi çağdışı bir uygulamanın devletin diğer kurumlarına da virüs gibi yayıldığını belirten Dikmen, "Halka açık bir törenin  TRT ve Anadolu Ajansı haricinde diğer medya mensuplarına kapatılmasının hiçbir gerekçesi olamaz. Bu girişim olsa olsa iktidarın yanlı ve tek taraflı haber almak istemesinin sonucudur. Engelleme girişimlerine rağmen her yıl olduğu gibi bu yıl da İzmirli gazeteciler olarak törendeki yerimizi alacağız" dedi.

İGC Başkanı Misket Dikmen, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"İzmir'in Menemen İlçesi'nde her yıl 23 Aralık tarihinde Yıldıztepe'de düzenlenen 'Kubilay'ın Anılması Törenleri'nde bu yıl ilkler yaşanıyor! Önce Valilik tarafından Menemen Belediye Başkanı Tahir Şahin'e törende konuşma yasağı getirildi. Şimdi de Genelkurmay tarafından basın mensuplarına yasak getirildi. Bütün bunlar korkunun sonucu mudur yoksa ileri demokrasi uygulamaları mıdır diye merak ediyoruz. Halka açık bir törene devletin ajansı ve televizyonu dışında diğer basın kuruluşlarının alınmamasının hiçbir gerekçesi ve izahı olamaz. Veyahut Genelkurmay bu çağdışı kararı hangi gerekçeyle aldığını bir an önce açıklamalıdır. Basın meslek örgütleri olarak bu iktidar döneminde başlatılan ve gelenek haline gelen akreditasyon uygulamasını her fırsatta protesto etmiş ve basın özgürlüğüyle taban tabana zıt bu uygulamanın diğer kurumlara da sıçrayacağı yönünde uyarılarda bulunmuştuk. Genelkurmay'ın son aldığı bu karar endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Bu virüs hızla yayılıyor ve bizlerin de seyirci kalması bekleniyor. İzmir Gazeteciler Cemiyeti olarak basın ve ifade özgürlüğünün önündeki her türlü engele karşı durduk, durmaya da devam edeceğiz. Törene sayılı günler kala Genelkurmay'ın bu yanlıştan dönmesini bekliyoruz. Anayasa ile güvence altına alınan basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı hiçbir kişinin veya kurumun keyfiyetine bırakılmayacak kadar önemlidir. İzmirli gazeteciler olarak 84 yıldır olduğu gibi bu yıl da tören alanındaki yerimizi alacağımızı önemle vurgular, kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız."

MENEMEN OLAYI- KUBİLAY OLAYI NEDİR?

Devrim şehidi Kubilay, 1906 doğumludur. Mustafa Fehmi Kubilay bir öğretmendir, Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında İzmir´in Menemen İlçesi´nde askerlik görevini yapıyor. O sıralarda 24 yaşındadır. Bu genç insan‚ Menemen’de 23 Aralık 1930 günü, şeriat isteyenler tarafından öldürüldü. Genç Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu, ikinci önemli irtica olayıdır. Bu olay, "Menemen Olayı - Kubilay Olayı" olarak tarihe geçmiştir.

Büyük Atatürk´ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti´nin‚ gerek kuruluşu öncesinde‚ gerek kuruluş sonrası aşamalarında‚ Türkiye Cumhuriyeti´nin kuruluşunu akamete uğratmak ve yıkmak için‚ Derviş Mehmet gibiler maalesef her zaman varolmuşlardır. Amacı, sadece vatanını‚ dış düşmanlardan ve münferit de olsa iç düşmanlardan korumak olan Mustafa Fehmi Kubilay‚ o gün de halkı, Cumhuriyet`e karşı kışkırtarak  ayaklandırmak isteyen Derviş Mehmet ve avanesini uyarmış‚ dağılmalarını söylemiştir. Kubilay`ın, silahsız olarak yaptığı bu uyarılarına aldığı karşılık ise‚ kurşunlar olmuştur. Derviş Mehmet ve yobaz takımı bununla da yetinmemiş‚ düşmanların bile yapmadıklarını yapmışlar‚ yerde yaralı olarak yatan Kubilay´ın başını kesmişler‚ bir sopanın ucuna takarak sokak sokak dolaştırmışlardır.  Asiler, iki mahalle bekçisini de şehit etmişler, daha sonra olay yerine gelen askeri birlikler tarafından yakalanmışlar ve başta çetebaşı Derviş Mehmet olmak üzere 28 kişi idam edilir, olaya karışan birçok kişiye de ağır cezalar verilmiştir.

(KAZETE/ÖZEL)

Üye Ol



Üye Girişi