Kültürün Dahisi'nden İstanbul konseri bu akşam

 

The New York Times’ın “kültürün 28 dâhisinden birisi” olarak nitelediği Benjamin Clementine, ilk kez Türkiye’de konser verecek. 25. Caz Festivali kapsamındaki konser 5 Temmuz Perşembe akşamı (bugün) Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde izlenebilecek.

05.07.2018
Yazı Boyutu:  
İlginç hayat hikâyesiyle, kendine özgü sesiyle , şarkı sözleriyle beğeni toplayan Benjamin Clementine, modern çağın ozanlarından biri olarak kabul ediliyor.


Sevin Okyay, BirGün gazetesindeki “Kent Ozanı Clementine bu hafta Açıkhava’da” başlıklı yazısında Benjamin Clementine’ı şöyle anlatıyor:

Sokaklarda keşfedildi. Sonra anlaşma yaptı ve kimseninkine benzemeyen bir sesle, bir yorumla 2013’te Jools Holland’ın sahnesinde kendini dünyaya tanıttı. Ocak 2015’te ilk albümü “At Least For Now” ile Mercury Ödülü’nü kazandı. Geçen yılki “I Tell A Fly” ile ise yalnızca doğup büyüdüğü İngiltere’de değil, sığındığı Fransa’da ve sonradan yolunun düştüğü Amerika’da sesini duyurdu. Mercury’nin yanısıra, Fransa’da En İyi Genç Sanatçı olarak ödüllendirildi, New York Times’in birinci sayfasındaki söyleşiyi onunla David Byrne yaptı. Amerikalılar’in “yapabilirim” yaklaşımını seviyor. Fransız hayranlarını da seviyor, çünkü iyi hikâyelerin hakkını veriyorlar. İngilizleri memnun etmek daha zormuş.

Şarkıcı, besteci ve şair olarak can yakıcı baladlarıyla, Benjamin Clémentine artık ender bulunur cinsten bir müzisyen, düpedüz bir kent ozanı. Hayranlarının dediği gibi, insanların yüreğine dokunuyor. Kendisi ise, insanlarla kendi usulünce bağlantı kurduğu görüşünde. Öte yandan, albümleri ne kadar heyecan verirse versin, Clémentine asıl, müzikle edebiyatı harmanladığı, duygusal yüklü sahne performansları ile seviliyor.

Hürriyet gazetesinden Hülya Avtan imzalı yazıda ise şöyle deniliyor:

Clementine’in sesini malum müzik yayını sitesinde duyduğum anda “Kim bu sesin sahibi?” diye ekrana yöneldiğim ilk anı hatırlıyorum. Çıkık elmacıkkemikleri, tuhaf saçları, dipsiz bir kuyunun karanlığından gelen bakışları ve piyanonun tuşlarında vals yapan ince uzun parmaklarıyla sadece işitsel değil görsel açıdan da kendine has büyüleyiciliğe sahip Clementine, buraya ait değilim hissinin vücut bulmuş hali gibiydi. Bir Sisifos yankısını andıran sesinin çağrısına kulak vermekle kalmayıp bir de bu titrek ama güçlü; tekinsiz ama mağrur; vazgeçmiş ama isyankâr, küstah ama bir o kadar mahcup bu adamı izlemeye başladığınızda tüyleriniz diken diken oluyordu.

Kibir ile terk edilmişlik arasında gidip gelen bir hayatta kalma mücadelesi denebilir onunkine. Bir yanda ukala hoyratlığı, diğer yanda önlenemez melankolisi ve bilinmeyen bir kayba yönelik yas arasındaki isyanı…

Velhasıl tuşların üzerinde gidip gelen ellerinin zahmetsiz ama yorgun dalgasının yüzüne vurduğu Clementine, şüphesiz bu yılki İstanbul Caz Festivali’nin en önemli olaylarından… (Kültürservisi)


Üye Ol



Üye Girişi