‘Laiklik kadınların en önemli mücadele alanı olmalıdır’

 

Eğitim-Sen'in yeni Genel Başkanı Aydoğan, laiklik mücadelesinin en temel taşının kadınlar olduğunu söyledi.

18.07.2017
Yazı Boyutu:  
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın yeni genel başkanı Feray Aytekin Aydoğan oldu. Kadın genel başkan açlık grevleri, sürgünler, ihraçlar ve açığa almalarla mücadelenin yaşandığı süreçte Kazete’ye gündemi değerlendirdi.

Kadınların AKP döneminde hem eğitim hayatından hem de çalışma yaşamından nasıl uzaklaştırıldığını hatırlatan Aydoğan, laiklik mücadelesinin kadınların en önemli mücadelesi olması gerektiğini ve bu mücadeleyi eğitim emekçilerinin bir örgütü olarak veliler, öğrenciler ve eğitimin tüm emekçileri ile vereceklerini ifade etti. 

Kadınların kamudan ihraç edildiği, iş alanlarından uzaklaştırıldığı bir dönemde Eğitim-Sen gibi binlerce kadının üye olduğu bir eğitimciler sendikasının genel başkanlığını yapmaya başladınız. Kadınlar nasıl bir dönemden geçiyor?

Eğitim-Sen, emek mücadelesi veren bir sendika olmakla birlikte tüm eşitsizliklere karşı da mücadele eden bir sendika oldu. Yaşadığımız ülke, koşullar, baskılar, eşit, demokratik ve özgür bir cumhuriyet mücadelesi yürütmemizi de zorunlu hale getirdi. Kadına yönelik her türlü eşitsizliğe karşı da Eğitim-Sen’li kadınlar geçmişten bugüne bedeller ödeyerek kadın mücadelesi verdik ve vermeye de devam ediyoruz. Biz kadınlar için; eşitsiz koşullar, kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, kadın cinayetleri, kadın emeğinin ikincilleştirilmesi,'görünmeyen emek' haline getirilme çabaları kadın mücadelesinin ve biz eğitim emekçisi kadınların hep gündemindeydi. Fakat yaşanılan tüm baskılar AKP hükümeti döneminde daha da arttı. AKP, hükümeti iktidar olduğu günden bu yana her zaman kadını yok sayan dili kullandı, yasa ve yönetmeliklerle de uygulamalarına devam etti. 'Kadın-erkek eşit değildir. Kadının yeri evidir. Kadının kahkaha atması iffetsizliktir. İşsizliğin nedeni kadınlardır. Kız mıdır, kadın mıdır? Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur. Annelerin, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamaları gerekir. 'vb. onlarca açıklama ile cinsiyetçi dilini ve 'Yeni Türkiye' inşa projesini kadınları merkeze alarak sürdürdü. AKP hükümeti döneminde kadın cinayetleri yüzde 1400 arttı.

AKP Hükümeti özellikle 2012 Nisan ayında uygulamaya konulan 4+4+4 uygulaması ile birlikte de cinsiyetçi politikalarına hız kazandırdı. Karma eğitimin kaldırılması uygulamasını fiilen hayata geçirdi. Okullarımızda kadın eğitim emekçilerine yönelik cinsiyetlerinden, kıyafetlerinden kaynaklı baskılar hız kazandı. Aynı zamanda 'Kamu emekçilerinin iş güvencesini kaldıracağız.' diyerek ve bunun koşullarının oluşturmaya başlaması ile öncelikle kadın emekçiler hedef alındı. 

AKP hükümeti iktidar olduğu günden bu yana kadın emekçiler için bu ülkede yaşam her açıdan daha da zorlaştı. Son bir yılda KHK’larla birlikte yaşanılan süreçte de kadınlara yönelik saldırılar devam etti. İhraçlar sürecinde yaşanılan mağduriyetler kadın emekçileri 2 kat etkiledi. 

AKP’nin tüm cinsiyetçi saldırılarına karşı; yaşamını kamu emekçileri ve kadın mücadelesine veren, üç dönem konfederasyonumuz KESK’de kadın sekreterliği görevini sürdüren Sevgi Göyçe'nin, dediği gibi;''Kadını ve insanı ezen bu sistemin çarkları arasında hepimiz birer çakıl taşı olmalıyız” demeye ve inadına kahkahalarımızla dün olduğu gibi bugün de iş yerlerinde de, sokaklarda da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Kadınların, geniş kitlelerin temsil edildiği bu gibi mecralarda yer alması umut verici. Sizin genel başkanlığınızın dahaöncesinde de bir mücadele hayatınız var. Kazete'ye sendika başkanlığı öncesi yaptıklarınızı biraz anlatır mısınız?

Bu dönemde tüm işkollarımız ve merkez yürütme kurullarımızda kadın arkadaşlarımızın temsiliyeti oldukça yüksek.'Ne geçmiş tükendi, ne yarınlar!'diyerek, yeni, yeniden bir Eğitim- Sen ve KESK mücadelesini örgütleme iddiamızı gerçekleştirmede güçlü kadın temsiliyeti  mücadeleye dair inancımızı da umudumuzu da büyütüyor. Üniversite yıllarımda ‘Özerk, demokratik ve bilimsel eğitim’ mücadelesi ile mücadeleye başladım. Mezun olduktan sonra Eğitim-Sen’e üye oldum. Büyük Öğretmen Yürüyüşü ve daha yüzlerce eylemde Eğitim-Sen’li olmak her zaman büyük bir onur ve gurur oldu hayatımda. Sendikanın tüm kurullarında iş yeri temsilciliği,eğitim/örgütlenme/kadın komisyonları çalışmaları,yürütme kurullarında yer aldım. Nisan 2012'de 4+4+4 yasasının hayata geçirilmesiyle birlikte,Veli-Der (Öğrenci Veli Derneği) ile birlikte de kamusal eğitim mücadelesini bu defa velilerle örmeye başladım. Veliler ve öğretmenler olarak; okulların zorla imam hatipleştirilmesine, okul sayısı yetersizken hiçbir planlama yapılmadan okulların ilkokul-ortaokul diye ayrılarak çocuklarımızın ve ailelerinin yüzlerce liralık servis parası ödemesine, devlet okullarına ayrılmayan trilyonlarca liranın özel okullara ayrılmasına, çocuklarımızın 'çocuk işçi',' çocuk gelin' olmak zorunda bırakılmasına, Ensar'da yaşanan çocuk istismarına, Aladağ'da çocuklarımızın yanarak hayatını kaybetmesine, Cumhuriyet'in en köklü,en başarılı okullarının 'proje okul' adı altında yok edilmek istenmesine; kısacası çocuklarımızın sessiz çığlıklarına karşı her yerdeydik. Veli-Der olarak,yaptığımız her eylem, her açıklamada bizi kutuplaştırmak isteyenlere inat; bütün velilerin ve bütün çocuklarımızın parasız,bilimsel eğitim hakkına sahip çıktık. Okullları zorla imam hatip yapılan velilerin de, çocuğu imam hatipte okurken  cinsel istismara uğrayan velilerin de hukuksal süreçlerinde yanında olduk.

Zor bir dönemde görev üstlendiniz, ihraçlar, açığa almalar, sürgünler, açlık grevi ve ekonomik sorunlar... Tüm bu sorunların üstesinden gelmek elbette mümkün değil. Dayanışma ve yardımlaşma sanırım bu noktada devreye giriyor. 

Gerçekten zor bir dönemden geçiyoruz. Bizim ülkemizin tarihi her zaman zor dönemlerin tarihi olmuş aynı zamanda... Binlerce kamu emekçisi hiçbir hukuksal süreç işletilmeden ekmeğinden, mesleğinden men ediliyor. Kamuda da, özelde de çalışması yasaklanıyor. Başta sağlık hakları olmak üzere tüm sosyal güvenceleri ellerinden alınıyor. Açlığa mahkum ediliyor. Hukuki hiçbir süreç işletilmeden toplumda damgalanıyor, suçlu ilan ediliyor. İhraç edilen kamu emekçilerinin eşleri, çocukları, aileleri, yakınları ile birlikte yüz binlerce kişi büyük travmalar yaşıyor. İhraç edilen 37 kamu emekçisinin intiharı sözün bittiği yer. İntihar eden kamu emekçilerinden Mehmet Fatih Traş bizim üyemizdi. Biz arkadaşımıza sonuna kadar kefiliz. Bir gün hukuk süreçleri işletildiğinde, Bu genç arkadaşımızın hayatının vebalini onu ihraç edenler nasıl ödeyecek? 

Bu zorlu süreçlerden hep birlikte dayanışma ile mücadele ile üstesinden geleceğiz. Bizler sendikamızı yine maddi anlamda da çok zor şartlar altında kurduk. O dönemlerde de yine baskılar, sürgünler,'cezalar' vardı. Bizler o zamanlarda da dayanışma ile üstesinden geldik tüm zorlukların. Arkadaşlarımızla maddi dayanışmayı sürdürmenin tüm koşullarını hep birlikte ilmek ilmek tekrar öreceğiz. İhraç edilen arkadaşlarımızla maddi dayanışmayı sürdürmek hem vicdanen, hem de bir sendika olmanın gereğini yerine getirmek açısından çok önemli.

Dayanışma ile mücadele ile bu zorlu süreci de hep birlikte aşacağız. Haksız-hukuksuz ihraçlara, KHK’lara, OHAL koşullarına teslim olmayacağız. Nuriye ve Semih arkadaşlarımızın Yüksel'den haykırdığı sesi de, İstanbul Kadıköy, Bakırköy, Kartal'da, Ankara'da, İzmir'de; Tekirdağ'da, Diyarbakır'da, İzmir'de ve daha onlarca yerde ihraç edilen arkadaşlarımızın mesleklerine sahip çıkma mücadelesini de örgütlemeye devam edeceğiz.

Üç yıllık görev sürenizde yönetim kurulu olarak hedefleriniz nelerdir?

Hedefimiz; iş yerlerinden doğru tüm eğitim emekçilerinin sesini, haykırışlarını, taleplerini arkadaşlarımızla birlikte büyütmek ve hayata geçirmek. Eğitim emekçilerinin sorunu olan her sorunu arkadaşlarımızla bir araya  gelerek, iş yerlerimizden doğru gelen önerilerle, çalıştaylar düzenleyerek ve tabii ki  mücadele ederek, sokakları da,meydanları da terk etmeyerek birlikte sürdüreceğiz. Laiklik mücadelesi bir eğitim sendikası olarak bizim vazgeçilmez mücadele alanlarımızdandır. Laiklik eşitliktir, özgürlüktür, adalettir. Laik ve bilimsel eğitim mücadelesi olmazsa olmazımızdır. Bizler kindar bir nesil değil, öğrencilerimizin okuyarak, tartışarak, sorgulayarak, üreterek, hayallerini özgürce ifade edebildiği özgür bir nesil için, laik ve bilimsel eğitim mücadelesini hep birlikte yükseltmeye devam edeceğiz.

Velileri de kamusal eğitim mücadelesine daha da güçlü bir şekilde katmanın tüm olanaklarını birlikte oluşturarak; tüm öğrencilerimiz ve hepimizin geleceği için 'Yeni Kamusal Eğitim'mücadelesini öreceğiz. Öğrencilerimizin ve tüm eğitim emekçilerinin ,velilerin eğitim süreçlerinde söz ve karar sahibi oldukları yeni kamusal eğitim tartışmalarımızın en temel başlıkları olacak ve mücadele alanlarımızı da güçlendirecektir. Biz tüm mücadelemizi yalnızca eğitim emekçileri ile değil, velilerle de birlikte vereceğiz. Sendika olmanın koşulu iş güvencesini korumaktır, iş güvencesine sahip çıkmak için mücadele etmektir. Şu an sahip olduğumuz tüm haklar bizlere lütuf olarak verilmedi, tüm haklarımızı mücadele ederek kazandık. İş güvencemizin kaldırılmasına da izin vermeyeceğiz. (KAZETE-ÖZEL)








Üye Ol



Üye Girişi