Latin Amerika'da korona günlerinde 2 bin 403 kadın katledildi

 

Latin Amerika'nın 21 ülkesinde Covid-19 salgının başgösterdiği Mart ayından temmuz sonuna kadar her 23 saatte bir kadın erkekler tarafından öldürüldü.

10.08.2020
Yazı Boyutu:  
Geçtiğimiz günlerde Corona virüsü vaka sayıları ve can kayıplarında dünyada ilk sıraya yerleşen Latin Amerika’nın  21 ülkesinde pandemi;  kadın cinayetlerini de gün yüzüne çıkardı.

Amerika'nın Sesi'nden Mustafa Özdemir'in Caracas'dan bildirdiğine göre, 2019 yılında Birleşmiş Milletler verilerine göre Latin Amerika’da en az 3 bin 800 kadın cinayetinin işlenmesi, bölgenin Afrika’nın ardından kadınlar için en ölümcül yer olarak tanımlanmasına neden olmuştu.



WHO: KADINA YÖNELİK ŞİDDET KÜRESEL SALGINA DÖNÜŞTÜ

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yedi yıl önce kadına yönelik şiddetin "insan sağlığını tehdit eden küresel bir salgın" olduğunu duyurmuştu. Bugünse Latin Amerika’da bazı feministler, kadına yönelik şiddet olaylarının artması ile birlikte yaşanan durumu "pandemi içinde pandemi" olarak yorumluyor.

Salgın sürecinde Latin Amerika’nın 21 ülkesindeki kadın cinayetlerini resmi rakamlara ve ülkedeki sivil toplum kuruluşlarının (STK) verilerine dayanarak yapılan Görünmez Pandemi adlı çalışmaya göre, bölgede Mart başından Temmuz sonuna kadar geçen 106 günde toplam 2 bin 403 kadın cinayeti işlendi. Bu, her 22,6 saatte bir kadın cinayeti işlenmesi anlamına geliyor.



Araştırmanın başkanı Maria Jose Martinez, verdiği röportajda, pandemi sürecinde birçok ülkede kadına yönelik şiddetin artmasına rağmen ihbar hatlarına yapılan aramaların azaldığını, bunun nedeninin, mağdur kadınların genelde şiddeti uygulayanlarla aynı evde kapalı olmaları olduğunu söylüyor. Örneğin Peru ve Kolombiya’da ihbar hatlarına yapılan aramalar o kadar azalmış ki, yetkililer, durumu araştırmaları için mahallelere polis gönderdiklerinde sorunun ciddiyeti ile karşılaşmışlar.

Latin Amerika'daki kadın cinayetlerine dikkat çeken Görünmez Pandemi çalışmasının başkanı Maria Jose Martinez  sosyo-ekonomik yapılardan bağımsız olarak Küba’dan Arjantin’e, Venezuela’dan Meksika’ya kadar bütün Latin Amerika ülkelerinin karantinada kadınların yaşamlarını korumak için üzerine düşeni yeteri kadar yapmadıklarını söylüyor.

ŞİDDET DAHA ÇOK SİYAH VE YERLİ KADINLARA YÖNELİK

Şiddet ve cinayetlerin daha çok siyah ve yerli kadınlara yönelik olduğunu belirten Martinez, Meksika’da yaşanan kadın cinayetlerinin endişe verici boyutlarda olduğuna dikkat çekiyor.

Araştırmaya göre, Mart ile Temmuz döneminde en fazla kadın cinayetinin yaşandığı ülke, 1.641 kadın cinayeti ile açık ara Meksika oldu.

Raporda, Meksika’da Mart ile Mayıs ayları arasında kadınlara uygulanan şiddet ihbarı için acil yardım numarası 911’e 320 bine yakın arama yapıldığı; ihbarların 185 bininin aile içi şiddet, 62 bininin partner şiddeti, 2.100’ünün cinsel taciz, 1.300’ünün cinsel istismar ve 985’inin tecavüz vakalarından oluştuğu belirtiliyor.
Martinez, pandeminin ilk iki ayında kadın sığınma evlerine talebin yüzde 50 arttığını ve Ulusal Sığınma Evleri Ağı adlı STK’nın 11 bin 131 kadından sığınma talebi aldığını söylüyor.

Araştırmaya göre Meksika’nın ardından Arjantin ve Kolombiya gelirken, Uruguay ve Dominik Cumhuriyeti, nüfusa göre yüksek kadın cinayetleri oranı ile dikkat çekiyor. Bu istatistikler arasında kayıp kadınlar yer almıyor. Örneğin Peru’da pandemi süresinde 640’ı kız çocuğu olmak üzere 915 kadının kaybolması yok.

Martinez, bu numaraların sadece istatistik olarak görülmemesi gerektiğini söylüyor, bu sayıların küçük kız çocuklarının tecavüz edilip öldürülmesinden, eski eşini arabaya kilitleyip yakarak öldürmeye kadar her biri başka bir trajedi olan olayların toplamı olarak görülmesi gerektiğinin altını çiziyor.

"SORUN ATAERKİL KÜLTÜR"



Kadın hakları savunucusu Aimee Zambrano, Venezuela’daki kadın cinayetlerini araştırıp rapor eden bir organizasyonun üyesi. Zambrano, "Latin Amerika’da kadına yönelik şiddet ataerkil kültürle yakından ilişkili; birçok erkek kadınlar üzerinde sınırsız hak sahibi olduğuna inanıyor" diyor. Bu ataerkil bakış açısında özellikle kültür endüstrisinin önemli bir rolü olduğuna işaret eden Zambrano, dizi ve filmlerde kıskançlığın romantikleştirilerek aşkın en yoğun halinin bir sonucu olarak gösterildiğini ve halkın, kıskançlıklar, tehditler ve hakaretlerle dolu hastalıklı bir ilişki tarzını normalleştirdiğini savunuyor.

Venezuelalı kadın hakları savunucusu Aimee Zambrano

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre Latin Amerika'da her üç kişiden birinin aylık kazancı 100 doların altında. Pandeminin yarattığı ekonomik tahribatın yaşanan kadın cinayetlerinde etkisi olduğunu söyleyen Zambrano, "Toplumsal rolü evin ihtiyaçlarını karşılamak olan erkekler, bunu başaramayınca psikolojik sorunlar yaşamaya başlıyorlar ve bu süreç, kadın cinayetine kadar varan bir şiddet sarmalına neden olabiliyor" diyor.

Zambrano ayrıca Latin Amerikalı kadın algısının da sorunlu olduğunu; 'güzel ve ateşli kadınlar' olarak nitelenen Latin kadınların birçok erkek tarafından cinsel bir nesne olarak görüldüğünü söylüyor. Zambrano, Afrika kökenli ve yerli kadınların durumunun çok daha zor olduğunu çünkü bu kadınların ataerkil sistemin dışında ırkçılık ve yoksullukla da mücadele etmeleri gerektiğini söylüyor. (WOA)

Üye Ol



Üye Girişi