Mal paylaşımı Meclis yolunda

 

EKAM'ın panelinde Türkiye'deki kadın sorunlarına uluslararası perspektiften bakıldı

21.04.2005
Yazı Boyutu:  
Yeni TCK'dan Medeni Yasa'ya, AB'den ulus devlete kadar tüm sorunların masaya
yatırıldığı panelde, Avrupa Birliği'nin kutsallaştırılmaması istendi, CEDAW
'kadının insan hakları Anayasası' olarak nitelendi

Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin (EKAM)
Ege Üniversitesi Mötbe anfisinde düzenlediği 'Uluslararası Perspektiften
Türkiye'de Kadın Sorunları' panelinde, AB'ye uyum yasaları çerçevesinde,
yapılan düzenlemelerle Türk kadınlarının geldiği nokta sorgulandı.
CEDAW Komitesi Denetleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Feride Acar, AB Uzmanı ve
Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Temsilcisi Selma Acuner'in konuşmacı olarak
katıldığı panelin ev sahipliğini yapan EKAM Müdürü Prof.Dr. Seval Sekin,
Türkiye'de kadın hareketinin son 15-20 yılda önemli kazanımlar elde ettiğini
belirtti. Sekin, şimdi sıranın AB uyum yasaları çerçevesinde cinsiyet
eşitliğini sağlamaya dönük yapılan düzenlemelerin uygulanmasına geldiğini
söyledi.
Ege Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ülkü Bayındır'ın yönettiği oturumda Feride
Acar, geçen dönem Komite Başkanlığı'nı yaptığı BM Kadınlara Karşı Her türlü
Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin (CEDAW) hangi ülkede yaşarlarsa
yaşasın her kadının anayasası olduğunu belirtti. Bu sözleşmeye imza koyan
her ülkenin sözleşmenin hükümlerine harfiyen uyması gerektiğine işaret eden
Acar, ancak AB'de bile bazı ülkelerin sözleşme hükümlerine ayak dirediğini
söyledi. Avrupa ülkelerinde yaşıyan göçmen kadınlara özellikle Almanya ve
Hollanda'nın ayrıcalıklı yaklaştığını kaydeden CEDAW eski Başkanı, 'Göçmen
kadınlar şiddete maruz kaldıkları oranda onları korumak o ülke
hükümetlerinin görevi olduğu halde ancak görüyoruz ki Almanya ve Hollanda'da
göçmen kadınlar, bu ülke hükümetlerinin yurttaşlarından daha az
korunuyorlar. Gelenek, görenek gibi nedenlerle AB ülkeleri göçmen kadının
aile içi şiddet, namus cinayetleri gibi sorunlarına uzak duruyorlar. Eşinden
yakınından dayak yemeyi Türk kadınının geleneğinde olan birşey diye görüyor
ve bu yüzden polis dayak yiyen Türk kadınına, bir Alman bir Hollandalı kadın
kadar müdahale etmiyor. CEDAW Komitesi göçmen kadınların uğradığı şiddeti
onun kültürel yapısı içersinde doğal gören yaklaşımları uluslararası
ortamlarda hükümetlere hatırlatıyor. Ancak Türkiye'nin de bu ülkeleri
zorlaması lazım' diye konuştu.
Avrupa'da Türkiye'yi en çok sıkıntıya sokan konulardan birisinin 'erken
evlilik' olduğunu bildiren Feride Acar, Bütün Avrupalılar diyorki; Türkler,
Türkiye'den Avrupa'ya adam getirmek için özellikle kızları erkenden
evlendiriyorlar, ya da gelin getiriyorlar. Biz medeni yasa çıkarıyoruz. her
ne kadar evlilik yaşını uluslararası standartlara getiremiyorsak da 17'ye
yükseltiyoruz, ama ondan sonra oğlumuzu hakim kararıyla yasanın belirlediği
yaşın altındaki yaşta bir kızla evlendiriyoruz. Bu nasıl bir uygulama, bunu
insanlar görmüyor mu, ama görüyor ve zorluyorlar...' dedi.
Acuner, kadının siyasete daha çok katılması için kota ve benzeri özel
önlemler almak gerektiğinin altını çizerek, Anayasa'nın 10. maddesi'nin bu
yolu açtığını, ancak buna ilişkin siyasi partiler kanunu ile seçim kanununa
madde eklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Feride Acar, 'birde niçin
siyasi partilere yapılan hazine yardımı partilerde kadın sayısının
arttırılması için özel önlem olarak kullanılmamaktadır. Örneğin daha fazla
kadın aday gösteren ya da belli oranda kadın aday gösteren siyasi partiye
hazine yardımının arttırılması özel bir önlem olarak düşünülmelidir' dedi.
Dr. Selma Acuner ise konuşmasında, Türkiye, AB'ye girmek istiyorsa bellli
kriterleri yerine getirmek zorunda. Ayrıca bu konulara çözüm getirmek
Türkiye'nin yararınadır' dedi .Acuner, Türkiye'de olduğu gibi birçok ülkede
de aşırı milliyetçiliğin hızlı ve tehlikeli boyut kazandığına dikkat çekerek
Türkiye'nin uluslararası sorunlarını Ermeni sorunu gibi en uç noktada ele
almak yerine düşünceleri biraraya getirerek birleştirici ve bütünleştirici
bir yaklaşımla çözmesinin daha doğru olacağını vurguladı.
AB'Yİ KUTSALLAŞTıRMADAN ÇÖZELİM
Acuner, Aksi takdirde Türkiye'nin AB'ne girmek yerine 'ulus devlet olarak
kalmak istiyoruz' ya da 'mutlak egemenlikten yanayız' demesinin de bir başka
tercih konusu olduğunu ancak Türkiye'nin her iki tercihide çok doğru biçimde
tartışarak kamplar haline gelmeden çözmesi gerektiğini belirtti.
'Başörtüsü'nü başlıbaşına bir sorun olarak niteleyen Selma Acuner,
izleyicilerden gelen bu konudaki soruyu ise şöyle yanıtladı:
'AB bu konuda kriterler getirmiyor. Türkiyede özellikle kadınların biraraya
gelerek, tartışarak çözeceği bir konu. Bize AB türban konusunu sorduğunda.
siz işinize bakın bu bizim kendi içimizde çözeceğimiz konulardan bir tanesi
diyoruz. Herşeye AB'nin burnunu sokma gibi birşey olmamalı bence. AB'ni
kutsallaştırmadan, kendimizin nerde olduğunu, nasıl birşey olduğumuzu
bilerek, eksik yanlarımızı görerek AB uyum sürecini geçirmemiz daha yararlı
olacaktır' EDİNİLMİŞ MALLARA KATıLıM
17 milyon evli kadını mağdur duruma düşüren 2000 yılından önce evlenmiş
kadınların boşanmaları halinde edinilmiş malların eşit paylaşımından
yararlanmalarının engellendiğini soran kadınlara Miçoğulları şöyle cevap
verdi: 'Medeni Yasa'nın uygulanmasına olanak tanıyan yürürlük yasasında
değişiklik yapılması gerekiyordu. Evlilikte edinilmiş malların paylaşımı
konusunda geriye dönük yasanın işletilmesi için CHP olarak Meclis'e gelir
gelmez yasa teklifi verdik ancak kabul göremeyeceğini anlayınca bu kez
yasadaki noterde anlaşma yapılması hükmünün bir yıl daha uzatılması için
yasa teklifi sunduk ancak bununda Meclis Genel Kurulu'na getirilmediğini
gördük'.
Türkan Miçoğulları, 'Bugün aldığım bilgiler ışığında, CEDAW'ın şartlarını
gözönünde tutarak biz tekrar konuyu Meclis gündemine taşımak için harekete
geçeceğiz. Buna hepinizin huzurunda söz veriyorum.' dedi.

<

Üye Ol



Üye Girişi