'Medeni Kanunuma dokunma!

 

Bugün Türk Medeni Kanunu’nun 95. yıl dönümü.Medeni kanunun kabul edilmesiyle, aile yapısında ve kadın hakları konusunda önemli değişiklikler meydana geldi, Ancak Türkiye'de cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesine yönelik Medeni Kanun'da yeni düzenlemelere ihtiyaç olsa da Hükümetin üzerinde çalıştığı Yargı Reformu Paketi ile erkeğin reisliğine dayalı cinsiyetçi bir aile modeli getirmek istemesine kadınlar tepkili

17.02.2021
Yazı Boyutu:  
Şeriban Alkış /istanbul

Türk Medeni Kanunu’nun 17 Şubat 1926 tarihinde kabul edilmesinin 95. yılını kutluyoruz. Türk Kanunu Medenisi, Türkiye’de 17 Şubat 1926’da İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak TBMM’de kabul edilen ve 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe konulan 743 sayılı kanundur. TBMM’de kabul edilen Medeni Kanun'un kabulü ile sosyal alanda eşitlik anlayışının temeli atıldı. Medeni kanunun kabul edilmesiyle, aile yapısında önemli değişiklikler meydana geldi, mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın ve erkek eşit hale getirildi, evliliklerde resmi nikah yapma zorunluluğu getirildi, tek eşle evlilik esası benimsendi. 

Kadın hareketinin talepleri doğrultusunda 2001 yılında değişiklikler yapılan Yeni Medeni Kanun'un 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmesiyle eski medeni kanun yürürlükten düştü.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanıyla birlikte pek çok alandaki değişiklikten medeni kanun da etkilendi. 1924 yılında şer'i mahkemelerin yürürlükten kaldırılmasıyla ikili mahkeme düzeni sona erdirilerek yargı dini nitelikten arındırılmıştı. Evlilikte resmi nikah zorunluluğu ve tek eşle evlilik esası gibi önemli maddeler getirmişti.

Bu olumlu maddelere karşın, yine de eksik yönleri vardı. 1980 sonrası feminist hareketin ve kadın örgütlerinin 1993’ten itibaren medeni kanunun eşitsiz ve cinsiyetçi maddelerinin değiştirilmesi yönündeki mücadelesiyle, 1994 yılında Medeni Kanun değişiklik tasarısı çalışmaları başladı. 2001 yılının başlarında tasarı meclis komisyonlarında görüşülürken 126 kadın örgütü Türkiye çapında bir kampanya başlattı. Türkiye çapında yürütülen etkinliklerle güçlü bir kamuoyu oluşturularak  yasanın özellikle “aile hukuku” bölümündeki kadınlar aleyhine olan, ayrımcı ve eşitsiz maddelerini değiştirme çabaları sayesinde, Yeni Medeni Kanun 22 Kasım 2001’de kabul edildi.



"ERKEĞİN AİLE REİSLİĞİ KAVRAMI YİNE YASALARA SOKULMAK İSTENİYOR"

Uzun yıllardır kadınları ilgilendiren her alanda mücadele eden kadın hakları aktivisti  avukat Hülya Gülbahar, Kazete'ye yaptığı değerlendirmede Medeni Kanun'daki değişikliklerden söz ederken kadın hareketinin önemine şöyle değiniyor: 

"1926 yılında kabul edilen medeni yasa dönemin koşullarına göre olumlu özellikleri içeriyordu. Örneğin kadının boşanma hakkı gibi konularda son derece önemli eşitlikçi yanları vardı. Öte yandan kaynak kanun olarak alınan İsviçre Medeni Kanunu'ndaki gibi aileyi erkeğin reisliğine dayalı, kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan, çocukların velayeti konusunda son sözün babaya ait olduğunu söyleyen, erkeğin reisliğine dayalı cinsiyetçi bir aile modelini öngörüyordu. Dönemin koşulları İsviçre'den bu kanunu alma tercihini getirdi. İsviçre Medeni Kanunu'nun bu cinsiyeti yapısı Türkçe'ye çevrilirken daha da pekiştirilmiş oldu. Örneğin İsviçre Medeni Kanunu'nda boşanan kadına ödenen yoksulluk nafakasında bir süre sınırı yokken Türkçe'ye çevrilirken sadece bir yıl boyunca boşanan kadına yoksulluk nafakası hükmü eklendi. Bu nedenle Medeni Kanun zamanına göre kimi ilerici ögeler içerse de son tahlilde aile reisi olan erkeğe kadın ve çocuklar üzerinde denetim görevi veren yapısıyla Türkiye'de kadınların yıllar boyunca eleştirilerine maruz kaldı. Kadınlar Medeni Kanun değişikliği için reislik aile modeli konusunda sürekli olarak değişiklik önergeleri vermek, imzalar toplamak, girişimlerde bulunmak zorunda kaldı. Nitekim bunların bir sonucu olarak 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Medeni Yasa'nın kabulü sürecinde kadın örgütleri aktif rol aldı. Bu nedenle aile reisliğinin kaldırıldığı, evlilik içindeki sorumlulukların, hakların ve yükümlülüklerin eşler arasında eşit paylaşıldığı ve evlilik içinde edinilen mallar konusunda eşit paylaşım kuralının getirildiği bir medeni kanun kabul edilmiş oldu."

REFORM ADI ALTINDA MEDENİ KANUNUMA DOKUNMA!

Bu arada yeni yargı reformu paketi haberlere düştükçe içerikte Medeni Kanun'a ilişkin maddelerin de değişeceğine dair bilgiler tartışılıyor. Bu tartışmaları endişe verici olarak yorumlayan akademisyen ve feminist aktivist Berrin Sönmez "Reform dedikleri değişiklikler daima kadın haklarının gasp edilmesi anlamına geliyor" yorumunu paylaşıyor.

Berrin Sönmez yeni yargı reformu paketine dair şunları söylüyor: 

"Yeni yargı reformu paketi haberlere düştü. Hazırlıklar yapılıyor, henüz resmi açıklamalar yok ama haberlerden bunları alabiliyoruz ve aldığımız bilgiler yeni yargı reformunda içeriğin Medeni Kanun'la ilişkili olacak sorusunu akla getiriyor. Bunlar öteden beri bildiğimiz konularla ilişkili; yoksulluk nafakası ve TCK 103 ihtimali var. Tüm bunlarla baktığımız zaman yargı reformu paketinde Medeni Kanun'da değişiklik yapılması ihtimali ağırlık kazanıyor maalesef. Biz kadınlar Medeni Kanun'da herhangi bir değişiklik yapılmasından gerçekten endişe ediyoruz. Çünkü reform dedikleri değişiklikler daima kadın haklarının gasp edilmesi anlamına geliyor. Kazanılmış haklarımızın elimizden alınması için bazı düzenlemeler yapılacağı ihtimali çok yüksek görünüyor. Böyle bir ihtimalin yüksek olması tabii ki tepki vermemizi ve bu adımı durdurmamızı gerektirecek."

Hülya Gülbahar da birkaç istisna hüküm dışında Medeni Kanun'da herhangi bir değişiklik yapılmaması gerektiğini savunuyor:

"Birkaç istisna hüküm dışında bugün Medeni Kanun'da herhangi bir değişiklik yapmamak gerekiyor. Kadın ve çocuğun soyadı konusunda Medeni Kanun maalesef yetersiz düzenlemeler içeriyor; o sebeple soyadı açısından değiştirilmesi gerekiyor. Bu gibi maddeler dışında özü ve felsefesi itibariyle Yeni Medeni Kanun, Anayasa'nın 41. maddesinde de belirtildiği gibi eşler arasında eşitlik ilkesine dayanan bir aile modeli öngördüğü için yeterli ve güzel bir kanun. Hepimizin o kanunun yazımında emeği var. Onun için Medeni Kanun'a dokunulmamalı; örneğin kadınların soyadı düzenlemesi gibi düzenlemeler dışında başka bir düzenleme yapılmamalı" 

Üye Ol



Üye Girişi