Mor Çatı, yargı kurumlarına seslendi:

 

"Erkekçe mazeretlere itibar etmeyin"

27.05.2008
Yazı Boyutu:  
Astsubay kocası tarafından boşanmak istediği için12 kurşunla öldürülen stajyer doktor Ayşe Yılbaş Özmen'e kadın örgütleri müdahil oluyor

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi eşi Ayşe Yılbaş Özmen'i (24), geçtiğimiz şubat ayında, kendisinde boşanmak istediği için stajyer doktor olarak çalıştığı hastanede 12 kurşunla öldüren Astsubay Hüseyin Güneş
Özmen (26) 13 Mayıs Salı günü Sultanahmet Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davasına, çeşitli kadın örgütlerinden hukukçular, müdahillik için başvuruyorlar.
Mor Çatı, Ayşe Yılbaş Özmen'in müdahilliği için duruşma günü mahkeme başkanlığına başvuruda bulunacaklarını belirterek kadın örgütleri temsilcilerini duruşma günü saat 10.00'da Sultanahmet Adliyesi'nde bulunmaya çağırdı. Konuya
ilişkin yapılan basın açıklaması şöyle:

"BAHANE" İSTEMİYORUZ!
Ayşe Yılbaş 24 yaşındaydı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde öğrenciydi. İnsanların hayatlarını kurtarmak için görev yaptığı Nöroloji servisinde çalışırken, boşanmak istediği eşi Astsubay Kıdemli Çavuş Hüseyin Güneş Özmen tarafından 22 Şubat
2008 tarihinde saatler 12.00'yi gösterirken 12 kurşunla öldürüldü.
Gün geçmiyor ki kocası, babası, erkek kardeşi, abisi, sevgilisi, ayrıldığı eşi, amcası, dayısı tarafından katledilen bir kadının haberi bir kareye sığdırılan fotoğraf, birkaç satıra sığdırılan hayat hikayesi ile gazete sayfalarına yansımasın.
Hayatlarımızı alan erkek şiddetinin adı hep "cinnet" , "sapıklık" , "delilik", "hastalık" , "onur", "gurur" , "namus" oluyor.
Canımıza kastedenlerin hep bir "bahanesi" oluyor ama biz kadınların hayatlarının bir "değeri" olmuyor!
Kağıt üzerinde değiştirilen yasalara rağmen, biz kadınları öldüren, tecavüz eden, taciz eden, döven, işkence eden erkekler kimi zaman hiç ceza almadan, çoğu zaman da çok kısa süre içinde serbest bırakılıyorlar. Tekrar hayatlarımızı tehdit etmeye, canımıza kastetmeye, taciz etmeye, tecavüz etmeye, dövmeye, öldürmeye kaldıkları yerden devam ediyorlar.
Ayşe'nin katilinin de "bahaneleri" olacak. 12 kurşunla katledilen Ayşe'nin söyleyebileceği bir şey artık maalesef ki yok. Annelerin "sevilip" kadınların dövüldüğü, öldürüldüğü, taciz, tecavüz edildiği, hayatlarımızın cehenneme çevrildiği bu erkek
sistemde, katil koca Ayşe'yi 21 aylık bebeğinden ayırdı. Ayşe gibi kocası, babası, abisi tarafından katledilen Sevim, Suna, Yasemin, Güldunya, Gülşen… de artık konuşamıyor, itiraz edemiyor, sevinemiyor, üzülemiyor, gülüp ağlayamıyor. Hiçbir
şey onların tekrar aramızda olmasını sağlamayacak biliyoruz. Ancak yarın başka bir kadının daha öldürülmesini engellemek mümkün bunu da biliyoruz. Ama kadınları katleden erkekler gerektiği gibi cezalandırılmadıkça, kadınların şiddetsiz bir hayata başlayabilmelerinin olanakları sağlanmadıkça, sorumlular sorumsuzca hareket etmeye devam ettikçe, erkek egemenliği son bulmadıkça maalesef ki Ayşe son olmayacak!
Bizler:
Kadın cinayetlerinde ve kadınlara yönelik suçlarda "bahane" kabul etmiyoruz! Erkekçe "mazeretlere" "haksız tahrik" indirimi uygulanmasını kabul etmiyoruz!
Kadınlar olarak şiddetsiz bir hayat için verdiğimiz çabaların, hayatlarımızın, geleceğimizin, bedenimizin, özgürlüğümüzün önüne konan bu duvarları red ediyoruz!
Bizler Kadın Örgütleri olarak kadınlara yönelik suçlarda ve cinayetlerde, adalet istediğimiz için TARAF olduğumuzu bir kez daha tekrar ediyoruz."


Üye Ol



Üye Girişi