Nuray Mert: Türkiye batmış  vaziyette

 

Cumhuriyet Gazetesi'nde Evrim teorisi ve Müftülere resmi nikah yetkisi verilmesiyle ilgili yazılarının laik kesim tarafından tepki görmesi üzerine yazılarına son verilen Nuray Mert, "Yıllar geçiyor ama Türkiye'de hiçbirşey değişmiyor" dedi.

10.08.2017
Yazı Boyutu:  
Cumhuriyet'teki yazılarına son verilen Nuray Mert, açıklamalarda bulundu. Yaşadıklarının kendisine 28 Şubat dönemini hissettirdiğini belirten Mert, "Türkiye, batmış vaziyette. Ama bizim laik kesim için, 'Darwin mi dogma, yoksa başka bir şey mi dogma' konusu belli ki daha çok önemli" dedi.

Evrim teorisi ve müftülere resmi nikah yetkisi verilmesine ilişkin yazıları nedeniyle başlayan tartışmanın ardından Cumhuriyet gazetesindeki yazılarına son verilen Nuray Mert, bu kararla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Medyascope’ta Gökçe Çiçek Kösedağı ve Burak Tatari’nin sorularını yanıtlayan Nuray Mert’in açıklamalarından bazı bölümler şöyle:

Orhan Erinç, beni arayarak teşekkür etti. Gazetenin ‘laiklik ve Atatürkçülük gibi ilkeleri ile uyuşmadığım için benimle çalışamayacaklarını’ belirtti. Benim bu ilkelerle sorunum yok. Zaten, benim Cumhuriyet gazetesinin davetine icap etmem gayet zor oldu. Farklı görüşlerde olduğumuzu söylememe rağmen, yeni yönetim, yeni bir perspektif yaratmak istediklerini söyleyerek davet etti. Ben de bu çerçeve de yazmaya başladım.

Aslında her şey ortada. Kendilerine de söyledim, biz Türkiye’de iktidar partisini ve onun gibilerini, farklılıklara tahammülsüzlükleri nedeniyle eleştiriyoruz. Ama, anlayış açısından iktidara muhalefet eden gelenek de en az onlar kadar tahammülsüzler ve onlardan farksızlar. Ben 28 Şubat’ta da aynı şeylerle karşılaştım. O zaman da, başörtüsünü savunduğum için iş bulamadım. Yaşananlar, bana o günleri tekrar hissettirdi. Yıllar geçiyor, ama Türkiye’de hiç bir şey değişmiyor.

Bana, bu kararda tutuklu yöneticilerin de onayı olduğu söylendi. Ben bunu telaffuz etmekten utanıyorum. İktidarın tahammülsüzlüğünün kurbanı olanların davet etmesi sonrasında, yazılarıma son verilmesi, aklımın alacağı bir şey değil. Katı Kemalist yaklaşıma alışığım. Kendilerine daha sosyal demokrat, solcu diyen çevrenin bir kısmı da buna dâhil. Üzücü olan, bunun müspet manada değişmediğini görmek.

Daha önce de, böyle bir dönemde “Kemalizm otoriterdir” dedim diye, sosyal medyada hashtagler oluşturmuştu. Gazetede, ‘karşı yazar yazdı’ falan diye konuşmalar olmuştu. Ama bunlar, gazetenin iç konularıydı. Böyle şeyler devamlı su yüzüne çıkıyordu. Son zamanlarda, Kemalizm ile ilgili yazılarım tartışma yaratmıştı. Öyle biri olsam, beni daha rahat yaşatacak yerlerde olurdum. Beni davet edenlerin, farklı yazacağımı bilmeleri lazımdı. Ben, ‘tepki almamak için sansürleyeyim’ diyen biri değilim. Düşüncelerini gizleyen biri değilim. Medyada, ne söyleyeceksek doğrudan söylemek lazım.

Türkiye, batmış vaziyette. Ama bizim laik kesim için, ‘Darwin mi dogma, yoksa başka bir şey mi dogma” konusu belli ki daha çok önemli. Muhalefetin dar görüşlülüğü, bu çerçevede kendini gösteriyor. Cumhuriyet de, son davranışıyla bunu sergiliyor. (Köşesinin kapatılmasına gerekçe gösterilen) İlkelerle ihtilafım olsa, onu da yazar söylerim. Ben bir çok yerden kovuldum. Çalıştığım yerler kapandı. Buna alışığız. Biraz dinleniriz, sonra yeniden yazarız. İnternet sitelerinde falan yazarız.

Medya ortamı ortada. İktidar medyasında yazacak hâlim olmadığına göre… Cumhuriyet ile bozuştuk diye, iktidarla aramız düzelmiş değil. Düzelecek gibi de değil. Ne iktidar medyası benim yüzümü görmek ister, ne ben onların yüzünü görmek isterim. Ana akım medyada çoktan marjinalleşmiş birisiyim. Diğer pek çok arkadaş gibi, internet medyasında yazarız. Sorun değil.”



Üye Ol



Üye Girişi