Pervin Buldan: Kadınlar barışın, özgürlüğün, adaletin teminatıdır

 

Partisinin İstanbul İl kongresinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, kadınların HDP'de başardığını siyasal alanda da başaracaklarını söyledi ve “Kadınların özgürleşmediği bir ülkede özgürlük olmaz" dedi.

03.11.2019
Yazı Boyutu:  
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü 3'üncü Olağan Kongresi “Umut ve Cesaretle Örgütlenelim Faşizmi Yenelim” şiarıyla Küçükçekmece’de bulunan Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi'nde gerçekleşti.  Kongrede konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, katılımcıları selamladı.
 
‘Ne yaparlarsa yapsınlar düşmedi düşmeyecek’

Konuşmasında Hiçbir zaman zulüm karşısında diz çökmediklerini söyleyen Pervin Buldan, “Ne yaparlarsa yapsınlar HDP düşmedi düşmeyecek. Ne yaparlarsa yapsınlar bizler susmadık susmayacağız. Ne yaparlarsa yapsınlar diz çökmedik, çökmeyeceğiz. Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Biat etmedik, etmeyeceğiz. HDP, bu düzen böyle gitmez diyen, adalet diye haykıran savaşa hayır, barış hemen şimdi diyen ve sömürüye karşı direnen hakça eşitçe onurlu bir yaşam isteyen herkesin partisidir” diye konuştu.
 
‘HDP çoğalmaya devam edecek’
 
HDP’nin verdiği mücadelenin, halkların umut kaynağı olmaya devam ettiğini ifade eden Buldan  “HDP var olduğu sürece cesaret de mücadelede de zaferde var olacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. HDP’nin mücadelesi Fırat gibi Dicle gibi Kızılırmak gibi Munzur gibi bu kadim topraklarda çoğalmaya ve akmaya devam edecektir. Çünkü bizler biliyoruz ki bu ülkenin geleceği bu ülkenin halklarının bir arada yaşaması ile mümkündür. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Çerkeziyle, Alevisiyle, Sünnisiyle mücadeleyle mümkün olacaktır. Bu ülkenin halklarının ortak mücadelesinin bu ülkenin barışını da geleceğini de yaratmaktır bundan da hiç kimsenin bundan şüphesi olmasın” şeklinde konuştu. 
 
‘Savaşa karşı çıkan tek parti HDP’dir’
 
HDP’nin savaşa karşı çıkan tek parti olduğuna işaret eden HDP Eş Genel Başkanı, konuşmasına şu sözlerle devam etti: 

“İşte bu ortak yaşamın, birlikte yaşamanın esas gerekçesi ülkemizde ve dünyanın dört bir yanında çıkan savaşlara karşı çıkmaktır. Bugün HDP savaşa karşı çıkan tek partidir şunu görüyoruz ki Afrin’le başlayan ve Kuzey Suriye ile devam eden savaş başladığında karşı çıkan ses çıkaran tek parti HDP olmuştur. Biz biliyoruz ki ölerek ve öldürerek değil yaşayarak ve yaşatarak her şey mümkündür. Afrin savaşında ve bugün Rojava savaşında Türkiye’nin oraya asker göndermesi, oraya işgal girişimi ile bu savaşı başlatması kabul edilebilir bir durum değildir.
 
‘Halkları yerinden etmeye kimsenin hakkı yok’
 
Her şey müzakereyle ve siyasi adımlarla çözülebilecekken, oradaki insanları yerinden yurdundan etmek, orada yaşayan halkları başta Kürtleri ve oradaki tüm halkları topraklarından sürgün etmek, topraklarından göndermek hiç kimsenin haddine değildir, buna hiç kimsenin hakkı yoktur. Oradaki halklar kendi kararlarını kendileri verecekler. Oradaki halklar yeni bir anayasa ile geleceklerini garanti altına alacaklar. Oradaki halklar barış içinde, huzur içinde yaşıyor ve yaşarken oraya müdahale etmek, demografik yapıyı değiştirmek hiç kimsenin haddine değildir.
 
‘Kürtsüz bir dünya yaratmak istiyorlar’
 
Kürtsüz bir dünya yaratmak istiyorlar. Nerede bir Kürt varsa o Kürde nefes aldırmamak istiyorlar. Bunu hem içeride hem dışarıda yapıyorlar. Kuzey Suriye’ye de bunun için gittiklerini biliyoruz. Sandılar ki Suriye’ye gittikleri zaman tüm dünya onları destekleyecek. Sandılar ki Kürtler eski Kürtler, sandılar ki bu coğrafya eski coğrafya. Sandılar ki dünya geçen yüzyılki dünya. Sonuç; ülkeyi bütün dünyadan tecrit altına soktular. Tıpkı İmralı’da Sayın Öcalan’a uyguladıkları tecrit gibi. Zaman zaman İmralı Adası’na Sayın Öcalan’la avukatları aracılığıyla görüşmeler gerçekleşmiş olsa da bugün Sayın Öcalan üzerinde mutlak bir tecrit olduğunu biliyoruz.
 
‘Dolmabahçe bir şanstı’
 
2013 yılında başlayan ve 2015 yılına kadar devam eden barış ve müzakere sürecinde herkes gördü ki bu ülkede müzakere ve diyalogla masa etrafında oturup bütün sorunlar hallolabilecekken, 2015’te bütün görüşmeleri bitirip Dolmabahçe Mutabakatını yok sayıp Sayın Öcalan üzerindeki tecridi devam ettirerek kendi iktidarlarını ayakta tutmaya çalıştılar. Dolmabahçe Mutabakatı bu ülke için bir şanstı. Dolmabahçe Mutabakatı kabul edilmiş olsaydı yok sayılmasaydı, bugün ne Washington ne de Moskova’da ayrı bir mutabakat imzalanmak zorunda kalınmayacaktı.
 
‘Kürt halkına nefes almayı bile yasaklıyorlar’
 
Şunu çok açık olarak ifade etmek isterim ki Kürt halkının iradesini tanımayan, dikkate almayan hiçbir politikanın başarı şansı yoktur. Bu coğrafyada Kürtler olmadan hiçbir şekilde bir denge ve denklem artık kurulamaz. Bugün Kürt halkına nefes almayı bile yasaklıyorlar Kürt’sen seçilemezsin, sana adalet hukuk yok, senin seçildiğin belediyeye hırsızları atarım, iradeni gasp ederim, sana yaşam hakkı bile tanımam. İşte bugün Kürtlere reva gördükleri Kürt halkının önüne koydukları budur. İşte bunun için Diyarbakır’a, Van’a, Hakkari’ye ve bir çok ilçeye halkımızın iradesini gasp etmek üzere belediye eşbaşkanlarımızı görevden aldılar ve yerlerine hırsız kayyımları atadılar. Ama buradan sesleniyoruz. Yarın Diyarbakır meydanına, Hakkari meydanına, Van meydanına sandıkları kurun halkımız bir kez daha iradesine sahip çıkacak ve sizi bu sefer sadece kayyımlarla değil, sizi iktidarınızla beraber sandığa gömmesini iyi bilecektir. Siz zannediyorsunuz ki bu halk eski halk. Kürtler eskiden bunlara göz yumardı. Ama artık Kürtler değişti. Yarın Kürtlerle el sıkışmak istediğiniz de tek bir Kürt bulamayacaksınız.” 
 
‘Kadınlar özgürlüğün teminatıdır’
 
Sevgili Türkiye halkları dayanışma için gün bugündür gün savaşa karşı çıkma günüdür. Gün kayyımlara zorbalığa karşı çıkma günüdür. Çok zor günlerden geçtiğimizi biliyoruz bu günlerde özellikle kadınların mücadelesi çok daha hayati bir önem taşımaktadır. Bugüne kadar elde edilen tüm kazanımlarda kadın mücadelesinin ve emeğinin önemli bir değeri vardır. Bu emek çok büyüktür. Kadınların özgürleşmediği bir ülkede özgürlük olmaz. Kadınların söz sahibi olmadığı bir ülkede demokrasi de olmaz. Kadının yok sayıldığı bir ülkede adalet de olmaz. Kadınlar HDP'de başardığını siyasal alanda da başaracaktır. HDP’de mücadele yürüten her bir kadın arkadaşım bu mücadele ile aynı zamanda barışın özgürlüğün adaletin ve eşitliğinde birer teminatıdır.”
 
‘Halklarla birlikte demokrasi vahası yarattılar’
 
Buldan'dan sonra HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli de partilerinin 7 yaşında olduğunu belirterek, 7 yıl boyunca mücadeleden vazgeçmediklerini, geri adım atmadıklarını vurguladı. 

Her türlü zulümle karşı karşıya geldiklerini dile getiren Sezai Temelli, "adam rejimi var. AKP-MHP faşist bloğunun dayattığı bir tekçi rejim var. Bugün bu rejim her türlü zulmü şiddet ile savaş politikaları ile saldırmaya devam ediyor. Kürt düşmanlığından beslenmeye devam ediyor. Kürt halkına halklarımıza her türlü şiddeti savaş politikalarını reva görüyor. Bugün Suriye’de yaşananlar tam da bunun sonucudur. Evelki gün 1 Kasım Dünya Kobane Günü’nü bir kez daha kutladık. Tam 5 yıl önce Kobanê’de direnenler, IŞİD’i durdurarak dünyayı büyük bir felaketten kurtaranlar, Suriye’nin kuzeydoğusunda bir demokrasi vahası yarattılar. Tüm halklarla birlikte Araplarla, Türkmenlerle, Süryanilerle, Ermenilerle birlikte bir demokrasi vahası yarattılar.  O gün ‘Kobanê düştü düşecek’ diyenler, Türkiye sınırının 5 kilometre ötesinde Kobanê’ye o canavarlarını salan, Türkiye’de Suruç Katliamını, 10 Ekim katliamını yapanlar o örgütün lideriyle komşu olmuşlar komşu" diye konuştu.
 
‘İktidar savaştan besleniyor’
 
Suriye’de siyasi çözümün yolunun açılması gerek. Bunun da yegane yolu oradaki halkların başta Kürt halkı olmak üzere siyasal haklarına saygı duymakla mümkündür. Suriye’de siyasi çözümün yolu demokratik anayasa yapım sürecinden geçer. Ki anayasa yapım sürecinde eğer Suriye Demokratik Meclisleri yoksa oradan çözüm çıkmaz. Bir an önce uluslararası kamuoyuna çağrı yapıyoruz. Suriye’de demokratik çözümün gereğini yapın. O masayı gerçek anlamına kavuşturmak için Suriye demokratik meclislerini o masaya dahil edin. Şiddetin her şekliyle karşı karşıyayız. Yıkım her yerde, savaş her yerde, şiddet her yerde. İstanbul’da, Amed’de, Van’da, Rojava’da. Bu iktidar sadece savaştan, bu iktidar ranttan besleniyor.
 
‘Bu bütçe savaş bütçesidir’
 
İşsizliğin inanılmaz boyutlara ulaştığına dikkati çeken Temelli, şöyle devam etti:

"Resmi rakamlarda bile yüzde 14 genç işsizliği yüzde 30’lara yaklaştı. Üniversiteyi bitirenler sadece ve sadece işsizlik diploması alıyor. Neden? Bu iktisadi yıkım neden? Bu ekonomik şiddet neden? Çünkü bu bütçe bir savaş bütçesidir. Bir Saray bütçesidir. Saray’ın rantına ve savaşa giden kaynaklardan dolayı. Türkiye halkları işte bu yıkımla karşı karşıyadır. Biz savaşa karşıyız. Biz ekmeğimizin aşımızın derdindeyiz. Bize savaşı dayatanlara karşı diyoruz ki sen esas bu mücadeleyi biliyor musun? Bu mücadele seni de senin zihniyetinde olanları da süpürecek ve mutlaka tarihin çöplüğüne atacaktır.
 
Belediye eşbaşkanlarımızı, belediye meclis üyelerimizi tutukluyorlar. Bir suçları yok. Uydurulmuş fezlekeler var. Dertleri belediyelerimizi gasp etmek. O kaynakları ele geçirmek. Kürt halkının iradesini yok saymak. Bu siyasi bir kırımdır, bunu kabul etmiyoruz. Bütün arkadaşlarımız bir an önce görevlerine dönmelidir. Kayyıma sessiz kalmamak gerekiyor. Sessiz kalırsanız bir virüs gibi her yere yayılır. Bugün İstanbul’a İstanbul Boğazı’na kayyım atamaya hazırlanıyorlar. Dün de söyledik, kayyımlara sessiz kalırsanız bu faşist iktidar gelir kapınızı çalar.
 
Pişman olması gerekenler var. Dokunulmazları kaldıranlar pişman olmalıdır. Bugün tezkereye evet diyenler pişman olmalıdır. 4 Kasım darbesine sessiz kalanlar pişman olmalıdır. Diyarbakır’a başka İstanbul’a başka bakan gözler, şaşı bakan gözler, beyni yanmış insanlar pişman olmalıdır. Ama biz pişman değiliz. Mücadelemizi dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Faşizmi yıkana, Türkiye’yi demokratikleştirene kadar dönen dönsün yolundan biz dönmeyeceğiz.
 
‘Tecrit kırılmadı, bu ülke özgürleşmeli’
 
Bu mutlak tecride son verin dedik. Tecride devam ettiler. Onlar devam ettikçe bu ülkede adalet kalmadı. Tecride sessiz kalanlar ne kadar yol yürürlerse yürüsünler bilmelidirler ki bu ülkeye asla adalet gelmez. O yüzden diyoruz tecrit kırılmalı bu ülke özgürleşmeli. Bir fikriyatımız var. Bir sevdamız var. O fikriyatımız örgütleme zamanıdır. Demokratik ulus anlayışımız üzerine inşa ettiğimiz radikal demokrasiyi örgütleme zamanıdır. Kadın mücadelesini örgütleme zamanıdır. Biliyoruz ki kadınlar özgürleşmeden toplum özgürleşmez."
 
Kongre faaliyet raporlarının okunması ile sürdü. (JinNews)

Üye Ol



Üye Girişi