Prof.Dr. Deniz Kandiyoti: Türkiye'de kadın haklarını ve İstanbul Sözleşmesini savunmak politik bir mücadeleye dönüştü

 

Dünyaca ünlü feminst akademisyen Prof. Deniz Kandiyoti,Türkiye'de ataerkil sistemin biçim değiştirdiği gibi, kadına yönelik şiddetin de biçim değiştirdiğini belirtti. Kandiyoti, İstanbul Sözlesmesi'nin iptaliyle kadınların kaybettikleri haklarını geri alabilmeleri için mücadelenin politik düzeyde olmasının önemini vurguladı

18.04.2021
Yazı Boyutu:  
Toplumsal cinsiyet ve kalkınma politikaları alanında çalışmaları olan dünyaca ünlü feminist akademisyen Prof. Deniz Kandiyoti, Türkiye’de ataerkil sistemin de, kadına karşı şiddetin de biçim değiştirdiğini belirtirken, aileyi baskılayan yeni sistemin kadınlar üzerinde yeni şiddet yollarına başvurmaya  gereksindiğini söyledi. 

Türkiye'nin önde gelen kadın hakları savunucuları ile kadın çalışmalarında öne çıkmış akademisyenlerin katıldığı Türkiye'de 340'a yakın kadın derneği, oluşumu ve birimin çatı örgütü Eşitlik İçin Kadın Platformu'nun (EŞİK)  düzenlediği online konferansta, ülkemizde ve dünyada, Avrupalı akademisyenlerin kadın sorunsalına bakışını ve yanılgılarını, 2002- 2004 yılları arasında Afganistan'da bulunduğu süreçteki Afgan kadınlarının durumuyla ilgili deneyimlerini paylaşan Prof. Dr. Deniz Kandiyoti, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tek bir imza ile İstanbul Sözleşmesi'ni yok saymasıyla artık Türkiye'de kadın haklarını ve “İstanbul Sözleşmesi’ni savunmanın politik bir mücadeleye dönüştüğünü vurguladı.



"KADIN HAKLARI İÇİN EN GENİŞ CEPHEYİ OLUŞTURALIM"

Prof. Dr. Sevgi Uçan Çubukçu'nun moderatörlüğünde yaklaşık bir saatlik sunumun ardından soru yanıt şeklinde ilerleyen çevrimiçi toplantıda Prof.Dr. Kandiyoti, Türkiye'de  devletin erkek şiddetini kriminalize (suçlulaştırmak) etmekten çıkarma gayreti içinde olduğunu ve bunun içinde "erkek mağduriyeti"kavramını ortaya atıp, bunu topluma benimsetmek için bazı kadın yazarları da kullandığını kaydetti.

Şimdilerde, Londra Üniversitesi’nde Emeritus profesör olarak görev yapan  Prof. Kandiyoti, konuşmasında kadın hakları mücadelesine erkekleri de dahil etmenin önemine işaret ederek, İstanbul Sözleşmesi'ni savunmak için en geniş cephenin oluşturulması gerektiğini söyledi.

Günümüzde gençlerin toplumsal cinsiyet sorununu, siyasal bir sorun olarak kabul etmesini güzel bir kazanım olarak değerlendiren Kandiyoti, kadınlara yerel de ulaşılmasının önemine vurgu yaparak, yerel yönetimlerin kadınlara yaklaşımı ve verdiği hizmetleri belirleyecek çalışmalar yapılmasının ve  EŞİK'in "kadınlara ulaşan gönüllüler ordusu" oluşturmasının önemine işaret etti. Geniş bir cephe oluşturmada kimlik farklılıkların aşılması ve LGBTİ+ların da özne olduğunun kabul edilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Kandiyoti İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak için önerilerini tek tek sıralarken “Sözleşme’ye yönelik yoğun bir karartma çalışması" yürütüldüğüne dikkati çekti.  

 Prof. Deniz Kandiyoti, kadınların Sözleşmeden doğan haklarının korunması için büyük bir çaba göstermelerine karşın Türkiye’de kadın haklarına saldırıların dünyadakilerden çok ayrı olmadığının altını çizerek şöyle konuştu:

“Feminist hak arayışlarına karşı iki tip saldırı yapılıyor. Bunları sağdan ve soldan gelen saldırılar olarak düşünmek mümkün. Bunların Türkiye’de karşılıkları olduğu muhakkak. Birebir Türkiye’de karşılıkları var. Hem söylemsel olarak hem durumsal olarak. Burada 90’lı yıllarda şekillenen toplumsal cinsiyet karşıtı lobiden söz ediyorum. Bunların bir ayağı BM’de Vatikan, Mısır, Katar gibi ülkelerin başını çektiği kendini aile dostu grubu olarak tanıtan 126 devlet ve koalisyonlardan oluşan bir oluşum. Bir diğeri de sağ popülist politikalar. Ülkelerin çok çeşitli ülkelerde Polonya, Macaristan gibi ülkelerde örneklerini görüyoruz. Diğer bir ayağı ise devletler, kiliseler, şirketler tarafından aile şirketleri olarak cömertçe fonlanan düşünce kuruluşları, medya kuruluşları... Bu alt yapıya bir de tabandan gelen siyasi olarak desteklenen bir mizojoni ve homofobi de eklenince ortaya feci bir tablo çıkıyor."

Geçmişte ki bağımsız  STK’ların kapladığı alanları devlet güdümlü STK’ların aldığını ve devlet güdümlü STK'ların neler yaptıklarını herkesçe bilindiğini belirten Kandiyoti devlet güdümündeki KADEM gibi  bazı STK'ların ise İstanbul Sözleşmesi’ni savununca saldırılara uğradığını hatırlatarak "Ama bu sefer de aile platformuna girip gaylara sadırdılar. En sonunda kendi yasalarımızla idare ederiz noktasına geldiler" dedi.

“İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını haklı göstermeye yönelik söylemlerin,  uluslararası ifadelerden alıntılanarak  yapıldığını ve  birden bire emperyalizm, milli bağımsızlık konularını gündeme  taşıyarak devletin kendini haklı kılmaya çalıştığını anlatan  Prof. Deniz Kandiyoti, “Bu demek oluyor ki iç ve dış çok olumsuz koşullarda. Kadın hak savunuculuğunun yükselişte olduğu 1990’lı yıllarda çok ciddi bir alt yapı vardı. Bürokraside, akademide, sivil toplumda, medyada çok güçlü çalışan kadınlar vardı. Bugünse bir sivil toplum kalmadı. Medyanın durumu ortada. Bence İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak için yeni bir alan yani daha önce yapılmamış bir şeyleri yapmak gerekiyor. Ne yapmak gerekiyor? Bir kere toplumsal cinsiyet meselelerini kültürel meseleye çekmeye çalışanlardan bir an önce kurtulmak gerek. Çünkü bu mesele kültürel değil toplumsal cinsiyet meselesidir, politik bir mücadele gerektiriyor. Bugün ABD’de kendi bedenine karşı müdahale konusunda çok ciddi bir mücadele var. İnanılmaz bir antifeminizm var kadın düşmanlığı var. Çünkü orada da otoriter rejim yükseliyor. Bu da kadın haklarının kısıtlanması anlamına geliyor. Benzer bir durum Türkiye’de de var. Kültür savaşı değil bu bir politik savaş. Umutluyum ben de. Umut kazanmaktır...."

DENİZ KANDİYOTİ KİMDİR?

Deniz Kandiyoti: Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'nda Kalkınma Çalışmaları alanında emekli profesördür. Paris Üniversitesi (Sorbonne) ve London School of Economics and Political Science’ tan (LSE) mezun olmuştur. Türkiye'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi (1969-74) ve Boğaziçi Üniversitesi’nde (1974-1980) öğretim üyeliği yaptı. Türkiye, Sovyet sonrası dönemde Orta Asya ve Afganistan üzerine çalıştı ve Müslüman ağırlıklı ülkelerde devlet, cinsiyet ve iktidar üzerine karşılaştırmalı perspektifler geliştirdi. Ataerkillik ve erkek egemenliği analizlerine önemli teorik katkılar yaptı. Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar : Kimlikler ve Toplumsal Dönüşümler (Türkçe, 1997) adlı kitabın yazarı, Fragments of Culture: The Everyday of Modern Turkey (Ayşe Saktanber ile) (2002), Gendering the Middle East (1996), Women, Islam and the State (1991) Gender, Governance and Islam (Nadje Al-Ali ve Kathryn Spellman Poots ile, 2019) gibi yayınları ve cinsiyet, kadın hakları, İslam, kalkınma ve devlet politikaları üzerine çok sayıda makalesi vardır. Ayrıca UNWOMEN, UNDP, UNESCO, OSCE, UNIFEM, British Council, DFID ve UNRISD için danışmanlık yaptı ve 50.50 Open Democracy için konuk editör olarak 2011'den itibaren Arap ayaklanmalarının cinsiyet etkilerini izledi.


Üye Ol



Üye Girişi