Toplumsal Cinsiyet Eşitliği'nin 'Toplumsal Cinsiyet Adaleti' olarak eğilip bükülmesine tepki

 

Kadın Partisi, siyasal İslamcıların toplumsal cinsiyet eşitliği'na yönelik saldırıları karşısında, emek ve sivil toplum örgütlerini birlikte çalışmaya davet etti.

21.07.2019
Yazı Boyutu:  
Kadın Partisi, Siyasal İslamcıların  İstanbul Sözleşmesi üzerinden toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik saldırıları  karşısında  yazılı bir açıklama yaparak  kadınlar, erkekler ve tüm bireylerin eşit haklara sahip olması gerektiğini vurguladı.

Kadın Partisi toplumsal cinsiyet eşitliği hareketi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de  de uzun bir mücadele sürecini kapsadığına işaret etti. 

Kadın Partisi'nin açıklaması şöyle:

" Toplumsal Cinsiyet Eşitliği kavramı, erkek egemen zihniyetin ve kurumların ve tabii ki iktidarın uzun süredir hedefi haline gelmiş durumda. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (İngilizce Gender Equality) kavramı hali hazırda “Toplumsal Cinsiyet Adaleti” olarak eğip bükülmüş ve uygulamada içini tamamen boşaltılmış durumdadır. Ateş hattında olan ikinci konu, Istanbul Sözleşmesi; Kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddet ile mücadeleyi güvence altında alan bu bölgesel sözleşme ve 6284 sayılı Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Yasası, kaldırılmak, değiştirilmek isteniyor. Neden? Kadınlar Eşitlik Mücadelesi vermesin, veremesin, yasal dayanakları ortadan kalksın, elleri ayakları bağlansın diye. 

Nedir verilmek istenen mesaj: “Dayak da yesen, tecavüze de uğrasan, evinde otur, şikayet etme, kocandır döver de, öldürür de...” Bir de tabii devlet LGBTI bireylerin haklarının savunucusu olmasın, onları güvenceye almasın diye. Yani birileri cinsiyet kimliği nedeniyle zulüm görsün, ama kimse onları savunmasın isteniyor. Kadına yönelik şiddet bu ülkede bir türlü bitmek bilmiyor, her gün kadınlar şiddet görüyor, öldürülüyor. Çünkü bu yasal güvencelere rağmen hakim söylem, mevcut iklim bunun tam tersi yönde. Kadınlar bu yasaların uygulanmasını istiyor, karşılarına getirilmek istenen “çözüm” yasaların ortadan kaldırılması. Herkesin eşit haklara sahip olduğunu, kimsenin kimseye zulmetme hakkı olmadığını ve devletin asli görevinin bunu sağlamak olduğunu sayın İktidar Sahiplerine hatırlatıyoruz. Bunu sağlamak utanılacak değil övünülecek bir durumdur. Iktidara bağlı “kadın hakları savunuculuğu” yapan “sivil” toplum kurumları “biz feminist değiliz” diyerek, bağımsız sivil toplum kuruluşları ile araya mesafelerini koydular.

 Buradan ilan ediyoruz, Biz Feministiz. Kadınlar, Erkekler ve Tüm Bireylerin Eşit Haklara sahip olması gerektiğini savunuyoruz. Devlet bunun yasal güvencesini sağlamakla yükümlüdür ve yasaları uygulamak görevi vardır. Ülkenin yarısı olan kadınları, cinsiyet kimlikleri nedeniyle mağduriyet yaşayanları ve aslında toplumun her kesimini ilgilendiren bu konuda; hangi partiye mensup olursa olsun tüm siyasetçileri, bu konuda emek veren tüm sivil toplum kuruluşlarını ve konuya duyarlı herkesi, bu demokrasi ayıbının önlemesi için birlikte çalışmaya ve mücadele etmeye davet ediyoruz. (KAZETE Haber Merkezi)

Üye Ol



Üye Girişi