Türenç: Gazeteciler hapisteyken özdenetimi konuşmak zoruma gidiyor

 

Basın Konseyi'nin UNESCO işbirliğiyle düzenlediği 'Medyada Özdenetimin Önemi' ve 'Dijital Çağda Özdenetim' konferansında, medyanın kendi kendine kontrolünün ancak demokratik ülkeler için uygulanabileceği vurgulandı.

08.03.2019
Yazı Boyutu:  
Basın Konseyi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) işbirliğiyle 'Medyada Özdenetimin Önemi' ve 'Dijital Çağda Özdenetim' başlıklı konferans gerçekleştirdi. Yurt içi ve yurt dışından çok sayıda akademisyen ve gazetecinin katıldığı konferans İstanbul'da yapıldı.

Basın Konseyi Başkanı Türenç: 120 Gazeteci hapiste,14 bin gazeteci işsiz

Etik gazeteciliğin ve özdenetimin gerçekleşmesi noktasında karşılaşılan sorunların  tartışıldığı konferansın açılışını yapan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç,  medya etiği ve özdenetim kadar gazetecilerin ve gazetelerin bağımsızlığının büyük önem taşıdığını ifade ederken, tutuklu gazetecilere de özgürlük istedi.

"Türkiye medyası üzerindeki kara bulutlar dağılmıyor. Korku baskı ve otosansür nedeniyle gazeteciler mesleklerini yapamaz duruma getirildi. Siyasi baskının yarattığı yıkım OHAL sonrasında da devam etmekte. Gazetecilere ve medyaya basın tarihinde hiç olmadığı kadar baskı uygulanması mesleği olumsuz etkileyen en büyük etken.

"120'ye yakın gazeteci hapisteyken maalesef medyada özdenetimi konuşmak zoruma gidiyor. 14 bini aşkın gazeteci ise içinde bulunduğumuz dönemde işsiz. Çalışan gazeteci arkadaşlarımızın ise tedirgin olduklarını biliyoruz. Ülkemizde kelimelere cezalar yağarken 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle de kadın gazeteci arkadaşlarımı buradan selamlamak istiyorum."

Konuşmasında  7 Mart 1990'da uğradığı suikast sonucu öldürülen gazeteci Çetin Emeç'i de anan Pınar Türenç, “Bindiği aracının içinde acımasız kurşunların katlettiği Çetin Emeç’i ve şoförü Sinan Ercan’ı saygı ve özlemle anıyoruz, rahmet diliyoruz. Çetin Emeç, ışıklar içinde uyusun, onu özlüyoruz” dedi.

Pınar Türenç, ayrıca Türk Basın Konseyi'nin, 32 yıllık bir kuruluş olduğunu Avrupa Bağımsız Basın Konseyleri Birliği üyesi, Dünya Basın Konseyleri Birliği kurucu üyesi, Birleşmiş Milletler Danışman Sivil Toplum Kuruluşu olduğunu da kaydetti.

Ulusal ve yerel medya ile birlikte internet gazetecilerinin Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı ile birlikte Ankara, İzmir, Eskişehir, Diyarbakır, Gaziantep Gazeteciler Cemiyetleri temsilcilerinin katıldığı  konferansın açılış konuşmasından sonra, oturumlara geçildi. 

Murat Önok'un sunumu

Sabah oturumunda Basın Konseyi İkinci Başkanı ve Koç Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. R. Murat Önok da, “Türkiye’de Basın Konseyi’nin Tarihçesi, İşleyişi ve Karşılaşılan Güncel Zorluklar”  başlıklı sunum yaptı. 

Önok, “Bu konferansı Basın Konseyi, UNESCO, Avrupa Birliği işbirliği çerçevesinde düzenlenmiş bulunmaktayız. Dolayısıyla UNESCO ve Avrupa Birliği’nin finansal katkısı ile başka faaliyetlerimiz de oldu. Bunlardan biri de Basın Meslek İlkelerimizi, çalışma kurallarımızı ve başvuru yöntemlerini tanıtan bu broşürün Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanması oldu. Ayrıca, biz yine bu proje kapsamında bir tanıtım videosu da hazırladık” dedi. 

Türkiye’de ilk özdenetimin 1960’lı yıllarda kurulan Basın Şeref Divanı’nı olduğunu belirten Doç. Dr. Önok, “Basın Ahlak Yasası adlı mesleki ilkeler rehberi hazırlayan Basın Şeref Divanı ancak 148 vaka inceleyebilmiş ve 1967 yılında fiilen dağılmıştır” dedi.

Basın Konseyi’nin kuruluşu çalışmalarını da anlatan Doç. Dr. Önok, “Basın Konseyi’nin kuruluş çalışmaları esnasında belki de en etkin rolü alan kişi olan, Hürriyet Gazetesi’nin  o dönemdeki  başyazarı Oktay Ekşi’yi bu noktada anmak isterim. Toplam üç taslak hazırlayan Oktay Ekşi, 1986 Mayıs’ında bir toplantıda taslağı tartışmaya açmıştır. Yine 1986’da oluşturulan bir çalışma grubu, eleştiri ve önerileri dikkate alan nihai bir taslağı 294 basın mensubunun dikkatine sunarak Basın Meslek İlkeleri’ni ve Basın Konseyi Sözleşmesi’ni meydana getirdi. Netice olarak, Çalışma grubunun bir buçuk yıl devam eden çabaları sonucunda, Basın Konseyi 6 Şubat 1988 tarihinde fiilen kurulmuştur” dedi.

UNESCO Temsilcisi Hulin: Konseylerin yapısı ülkelere göre değişiklik gösteriyor

UNESCO Temsilcisi Adeline Hulin, 'Avrupa'daki Basın Konseylerinin İşlevleri ve İşleyişi Üzerine Karşılaştırmalı Bir Araştırma' başlığıyla yaptığı sunumda medyada etik kuralların yerleşmesinde basın konseylerinin önemini anlattı ve çeşitli ülkelerdeki basın konseylerinden örnekler verdi.

Özdenetim mekanizmalarının Avrupa'da medyanın temelini oluşturmaya başladığından söz eden Hulin, profesyonel ve etik değerlerin medyaya mutlaka yerleşmesi gerektiğini söyledi.

Basın konseylerinin çalışma ve fonlanma prensiplerini de anlatan Hulin, medyada güven inşası için basın konseyleri gibi kuruluşlara ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi.

Medya konseylerinin yapısının ülke geleneklerine göre şekillendiğini de anlatan Hulin şunları söyledi:

"Bu tür kuruluşlar yayıncılar, gazeteciler ve halkın katılımıyla oluşturuluyor fakat her birinin yapısı ülkelerin geleneklerine göre, basın konseylerinin özerkliklerini nasıl tanımladığını göre değişmekte.

"Mesela bazı ülkelerde sivil toplum kuruluşları (STK) basın konseyleri içerisinde temsil edilmezken bazı ülkelerde edilebiliyorlar. Ya da eskiden bazı ülkelerde yayıncılar temsil edilmiyordu ama bu şekil başarısızlığa uğradı. Basın konseyindeki üyeler çok farklı yapılanmalara gidebiliyorlar ve ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor. Hatta bazı ülkelerde basın konseylerinin nasıl çalışacakları kendi adalet sistemlerinde tanımlanmış durumda."

FOX TV 'den Şentürk: Gazetecilerin can güvenliği herşeyden önemli

Hulin'in ardından söz alan Fox TV Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk de 'Televizyonda Haber Yapmak ve Karşılaşılan Etik Sorunlar' başlıklı sunumuyla Türkiye'de televizyon haberciliği alanında yaşadıkları sıkıntıları anlattı.

Özellikle OHAL dönemi ve sonrasında yapılan otosansürün dürtüsel olarak değil zorunlu bir şekilde yapıldığını söyleyen Şentürk, gazetecilerin OHAL koşullarında sosyal medyada fikirlerini daha az yazar olduğundan bahsetti.

"Basın özgürlüğünden ziyade artık gazetecilerin can güvenliğini konuşmamız gerektiğini düşünüyorum" diyen Şentürk sözlerine "Haber merkezlerinin tepelerine gazetecilerin vicdanlarını koymazsanız, erk gelir haber merkezlerini işgal eder. Otorite bildiğini okur" diye konuştu.

"Sansür son 10 yılda devletlerin müdahil olduğu bir anlayış haline geldi. Sansürün bir sonraki evresi hedef göstermedir. Türkiye'de siyasi liderler açıkça medya çalışanlarını hedef gösterebiliyor. Gelinen trajik noktanın hepimiz farkındayız.

"Fox Tv'nin bir çalışanı olarak ben siyasilerden bu haberi yayınlama, şu haberi yapma diye bir telefon daha almadım. Fakat gelinen noktada illa ki buna gerek yok. İktidar RTÜK aracılığıyla sana engel olabiliyor. RTÜK tarafından cezalandırılabiliyorsunuz ve RTÜK burada vazgeçirici görevi üstleniyor.

"Üç günlük bir yayın durdurmanın bedeli bir kanala ortalama 2 milyon TL. Medya kuruluşlarının birer ticari şirket olduklarını ve yayın hayatlarının buna bağlı olduğunu unutmamak lazım.

"RTÜK geçtiğimiz yıl haber bültenlerinin reyting sıralamasından çıkarılmasını konuştu. Temsilci olarak gittiğimizde haberlerde cinayet, taciz gibi haberlerin çokluğundan bahsedildi ve reytinglerden çıkartalım dediler. Biz anladık ki bu durum Fox TV'ye yapılan bir operasyon. Çünkü bu tür haberleri en az gösteren kanallardan birisiyiz."

Fatih Portakal'ın Erdoğan tarafından hedef gösterilmesine de değinen Şentürk, "Ne yapmak lazım sorusunu kendime de soruyorum fakat içinde bulunduğumuz nokta öyle bir durumda ki ne bir yol açabiliyoruz, ne de bir yol gösterebiliyoruz" dedi.

Akyürek: Önemli olan bilginin ne kadar güvenilir olduğu

Öğleden sonra yapılan ilk oturumda MEF Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Güçlü Akyürek 'Dijital Çağda Bilgi Edinme Hakkı' konulu bir sunum yaptı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) basını demokrasinin bekçisi olarak tanımladığını belirten Akyürek, ifade özgürlüğünün çıkış noktasında haber alma özgürlüğü olduğunu söyledi.

Dijital çağda haber almanın oldukça kolaylaştığından bahseden Akyürek, "Dünyanın bir yerinde bir olay olduğunda o haberi almanız saniyelerle belki dakikalarla sınırlı. Şimdi ve gelecekte asıl önemli olan nokta bilginin ve haberin ne kadar güvenilir olduğu olacak" diye konuştu.

 Aiden White: Gazetecilik propaganda için yapılacak bir meslek değildir

Londra merkezli uluslararası alanda örgütlü basın meslek kuruluşlarından biri olan Etik Gazetecilik Ağı'nın Müdürü Aiden White ise 'Türkiye'de Etik Gazeteciliğin ve Özdenetimin Gerçekleşmesi İçin Dayanışmanın Önemi' konulu sunum yaptı.

Dünya genelindeki gazetecilerin sıkıntılarının hemen hemen birbirine yakın olduğunu düşündüğünü belirten White, teknolojiyle birlikte gazeteciliğin mantığının da değiştiğini söyledi. Mantığın değişmesiyle finansman modellerinin değiştiğini de kaydeden White, basın konseylerinin kurulmasının mecburiyetinden bahsetti.

"Bilgi çerçevesi eskiye göre daha çok kutuplaştı, parçalandı ve siyasallaştı. Muazzam bir kaos oluştu. Eskiden gazetelerde hangi haberlerin nasıl yapılacağı konuşulurdu, plan yapılırdı. Ama artık yapılmıyor. Facebook, Google gibi devler bilgiyi tahakküm eden kurumlar haline geldiler.

"Bence gazetecilik altın çağını yaşıyor ama hem bu şirketler nedeniyle manipüle ediliyorlar hem de devlet ya da şirketler tarafından muazzam bir baskı altında tutulmaya çalışıyorlar. Onun dışında eskiden devlet ve şirketler medyaya baskı oluştururken şimdi halk da oluşturuyor.

"Google ve Facebook gazetecilerin emeğini suistimal ediyor"

"Google ve Facebook gibi şirketler bizim gazeteciliğimizi suiistimal ederek haberleri ücretsiz yayınlıyorlar ama gazetecilerin emeğini de sömürüyorlar. Sosyal medya ve gazetecilik arasına bir çizgi çizmemiz lazım. Çünkü ikisi farklı şeyler. Artık popülist bir habercilik anlayışı var ve bu durum dezenformasyon sağlıyor.

"Biz bu bağlamda güven inşa etmemiz gerekiyor. Haberlerimizi ücretsiz yayınlayan şirketleri yasal olarak kontrol altında tutmamız gerektiğine inanıyorum. Hukuku kullanarak onları kontrol etmek ve kendimizi korumak zorundayız. Onları çağırsak halk çıkarları için habercilik yapın desek kabul edecekler mi?

"Amerika'da birçok kişi gazeteciliğin nasıl yapıldığını bilmiyor. Para karşılığı haber yaptırıldığını sanıyorlar. İstediğiniz alanda, istediğiniz yazıyı yazabileceğiniz bir meslek değil bu. Gazetecilik propaganda için yapılacak bir meslek değildir. Gazeteciler halk yararına çalışırlar."

Finlandiya Basın konseyi Başkanı Grundstörm:  Algoritmalar artık gazeteciliğin bir parçası oldu

White'ın ardından Finlandiya Basın Konseyi Başkanı Elina Grundstörm'ün 'Medyada Algoritma Kullanımı ve Bununla Bağlantılı Etik Meseleler' başlıklı sunumunu yaptı. Elina Grundstörm, hem ülkesinde hem uluslararası medya etiği konusunda durumu anlattı.

Teknolojiyle birlikte algoritmaların da geliştiğini kaydeden Grundstörm, "Facebook ve Google'ı suçluyoruz ama göz ardı ettiğimiz bir şey var. Biz de bu kanalları kullanıyoruz. Algoritmalar artık gazeteciliğin bir parçası oldu" diye konuştu.

Finlandiya'nın haberlerde otomasyona doğru gittiğini kaydeden Grundstörm, "Yapay zeka destekli gazetecik zaten hali hazırda gerçekleştiriliyor. Amaç muhabirlerin yerlerini alması değil, onlara destek olması. Bilgisayar programları ya da bu programları hazırlayan mühendislerin gazetecilerin nasıl çalıştığı ve etik meseleleri bilmesi gerekiyor. Gazetecilik etiği mühendislere tam anlamıyla anlatmamız gerekiyor ve bu etik değerlerin yazılan algoritmalara entegre edilmesi gerekiyor" diye konuştu.

Toplum içerisinde bir güven inşa etmek zorunda olduklarını dile getiren Grundstörm, "Medya kendi kendini eleştiren bir organizasyon olduğu zaman güven oluşturur. Özdenetimin Finlandiya'da çok iyi çalıştığını söyleyebiliriz. Finlandiya medya okuryazarlığı konusunda dünyada üst seviyede bulunuyor. Finlandiyalı gazeteciler medya etiği ve kurallarına bağlı kalıyorlar" dedi.

ODATV'den Barış Pehlivan: Tehdit ediliyoruz

Konferansın konuşmacılarından Oda Tv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ise 'Türkiye'de İnternet Ortamında Haber Yapımı' başlıklı sunumunda Oda TV tecrübesini, haber üretimi ve yayımlanmasında yaşadıkları zorlukları anlattı.

2011'de tutuklanmayla sonuçlanan süreçte sahte belgelere karşılık suçsuzluğunu ispat etmeye çalıştığını ve bizzat devletin içindeki savcı ve polislerin hazırladığı sahte belgelerle tutuklandığını anlatan Pehlivan, "Ben gazeteci olarak Silivri Cezaevine 19 ay boyunca belgelerin sahte olduğunu, be belgelerin polis ve savcıların bulunduğu bir çete tarafından yazıldığını kanıtlamaya çalıştım. Suçsuz olduğumuz ortaya çıktı ve tahliye edildim" diye konuştu.

"Bunu şu nedenle anlatım; gazetecilikten, medya etiğinden bahsediyorsak Türkiye'nin yayın tarihi bu noktaya ışık tutuyor" şeklinde konuşan Pehlivan "Üç yıldır düzenli olarak haftada 10 haberimi siliyorum. Biri şikayet ediliyor, mahkemeler haberi okumadan haberin kaldırılmasına karar veriyor" ifadelerini kullandı. KAZETE HABER MERKEZİ

yabanci dizi izle, canli bahis, canli casino, bahis siteleri, guvenilir bahis siteleri, tipobet365, tipobet, 

Üye Ol



Üye Girişi