Türkcell'in yeni patronuna dokunulamayacak

 

Sayıştay denetiminden uzak ve sınırsız borçlanma yetkisine sahip Türkiye Varlık Fonu (TVF) karmaşık bir operasyonla Turkcell’in yüzde 26.2’sini alarak en büyük hissedar oldu. "Sınırsız" borçlanma yetkisine sahip olan TVF aynı zamanda Sayıştay denetimi dşında tutuluyor.

20.06.2020
Yazı Boyutu:  
1994’te özel sektör yatırımı olarak kurulan Turkcell, Varlık Fonu’nun (TVF) kontrolüne geçti. 2013’te Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)'nun atamaya başladığı AKP’ye yakın isimlerle zaten devletin kontrolüne geçmeye başlamıştı.Turkcell’de yıllardır süren hissedarlık tartışması dün itibarıyla son buldu. Türkiye Varlık Fonu (TVF), Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ’nin yüzde 26.2 oranında hissedarı olacağını duyurdu. TVF, toplam yüzde 26.2 içerisindeki yüzde 15’lik imtiyazlı hisseleriyle Turkcell Yönetim Kurulu’ndaki 9 üyeden 5’ini belirleyebilecek ve şirketin yönetim kontrolüne sahip en büyük hissedarı olacak.

Böylece kurucu ortaklardan İsveçli telekom operatörü Telia Company Turkcell’den tamamen çıkacak; diğer kurucu ortak Çukurova Holding’in de dolaylı payı kalmayacak. TVF, Çukurova’nın Ziraat Bankası’ndan 2014’te Turkcell hisseleriyle ilgili anlaşmazlığı gidermek için aldığı 1.6 milyar dolar krediyi de üstlenecek. İşlemlerin bu yılın sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Hissedarlardan Rus milyarder Mikhail Fridman’ın yatırım aracı Letterone’nin payı ise yüzde 13.2’den yüzde 24.8’e ulaşacak. Geri kalan yüzde 49’luk pay, borsada işlem görmeye devam edecek.  Çukurova borsada işlem gören paylar içinde yüzde 0.05’e sahip olacak ancak yönetimde olmayacak.

Krediyi üstlenecek

Tütrkile'nin önde gelen ekonomi yazarlarından Erdal Sağlam'ın DW Türkçe'de yer alan haberine göre,Turkcell’in, “Varlık”Cell olduğu yorumlarına neden olan hisse operasyonu her açıdan ilginçti. Her şeyden önce Turkcell’in yönetimi yaklaşık 15 yıldır, karmaşık ortaklık yapısı ve hisse oranlarının getirdiği hukuki uzlaşmazlıklar nedeniyle kaos içerisindeydi, bir ara basit yönetim kararları bile alınamaz hale gelmişti. Bu operasyonla birlikte Varlık Fonu yüzde 15’i imtiyazlı, toplam yüzde 26.2'lik hissesiyle Turkcell'in yönetiminde kesin söz sahibi olacak. Şirketin kuruluşunda yer alan şirketlerden Telia Company ucuz fiyata hissesini satarak Türkiye’den çıkarken, kuruluştaki en büyük ortak Çukurova Grubu ise Ziraat Bankası’na olan borcuna mahsuben tüm hisselerini, Ziraat’ın de sahibi olan Varlık Fonu’na devrediyor.

Kim kazançlı çıktı?

Bankacı Kerim Rota’nın hesaplamalarına göre 4.7 milyar dolarlık piyasa değeri olan Turkcell’deki alım satımlarda üç ayrı fiyat daha uygulandı. Piyasa değerine karşılık Telia’nın 2.2 milyar dolar hesabıyla hisse sattığı, Çukurova’nın 16.1 milyar dolar üzerinden hisse sattığı, LetterOne’ın 3.3 milyar dolar üzerinden alım yaptığı hesaplandı. Kim kazançlı çıktı derseniz; borcuna karşılık olduğu için hissesini şu an fahiş denilebilecek bir fiyat üzerinden, Ziraat Bankası kanalıyla TVF'ye devreden Çukurova Grubu şanslı olarak nitelendirebilir. 

Bu arada artık tahsil edilemez duruma gelen 1.6 milyar dolarlık Çukurova kredisini bu yolla tahsil edeceği için, Ziraat Bankası da şanslı şirketlerden biri oluyor.

4.7 milyar dolarlık piyasa değeri olmasına rağmen, 3.3 milyar dolar üzerinden yapılan hesapla hisse oranını yüzde 13.2'den 24.8’e çıkaran LetterOne de kârlı bir iş yapmış oluyor.

Hisse devrinden ençok zarar eden Finlandiyalı şirket oldu

Bu operasyondan en çok zarar gören şirket ise yaklaşık yüzde 24’lük hissesine 530 milyon dolarla yetinen Finlandiyalı Telia Company diyebiliriz. Telia’nın son yıllarda fırsatını bulduğu an Turkcell’deki hissesini satmak istediği biliniyordu ama bu kadar ucuza satacağı sanılmıyordu. Varlık Fonu yetkilileri Telia’nın satışını, hem Türkiye ve bölgeden çıkış planı hem de yıllardır kazandığı parayı örnek göstererek, "makul bir ticaret yaptı” gibi göstermeye çalışıyorlar ama Telia’nın bu fiyata razı olmasının ardında tam olarak neler yaşandığı bilinmiyor.

Varlık Fonu zarar mı ediyor?

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlık ettiği Türkiye Varlık Fonu'nun faaliyetleri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Yaklaşık 30 milyar dolarlık fonun faaliyetlerinin şeffaf olmaması ve katlanan borçları eleştiri konusu.

Turkcell’in sahipliği, TVF’nin şimdiye kadarki en büyük operasyonu denilebilir. Hükümet, hisse oranlarıyla ile ilgili hukuki kaosu kullanarak uzun zamandır zaten yönetimde söz sahibiydi. Bu operasyondan sonra dokuz kişilik yönetim kurulunun beş üyesini TVF kanalıyla Hükümet atayacak. Turkcell Holding lağvedilerek ortaklık yapısı sadeleştirilecek. TVF’nin bu alım satımlarda halka açık hisseler için çağrı yapma zorunluluğu bulunmuyor. Bu arada mevzuata göre TVF’nin hesaplarının Sayıştay denetiminde olmadığını da söylemek gerek. Bu özellik piyasalarda, “Hesap vermesi gereken denetime tabi Ziraat Bankası, üzerindeki yükü hesap vermeyen TVF’ye atmış oldu” yorumlarına neden oluyor.

TVF yüklü dış borçlanmalar yapabilir

Operasyonla ilgili sorulardan biri de TVF’nin bu alımın gerektirdiği kaynağı nereden bulacağı. Ödemelerin takvimi bilinmiyor, analistler hesapları da yapılan açıklamalara göre yapıyorlar. Detaylar netlik kazanmış değil ama 1.6 milyar dolar Ziraat Bankası’na, 530 milyon dolar Telia’ya ödeyecek olan TVF, bir kısmını LetterOne’a satsa bile, yaklaşık 2 milyar doları ya da bunun TL karşılığını bulmak zorunda. Böyle bir para kasada bulunmadığı için, yakın zamanda TVF’nin yüklü iç ve dış borçlanmalara çıkabileceği şimdiden konuşulmaya başlandı.

Operasyonun algısını yönetme görevi üstlendiği anlaşılan TVF Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Sönmez, dün bütün gün TV'lere, gazetelere röportajlar vererek, 1-1,5 yıldır bu operasyonu planladıklarını anlattı. Hürriyet'den Sefer Levent'e de konuşan Sönmez'in, Turkcell'i satmak için almadıklarını, stratejik bir yatırım olarak gördüklerini ve büyüteceklerini belirtirken, "TVF olarak bölgede benzer yeni satın almalar yapabileceklerini” söylemesi dikkat çekiciydi. 

Türk Telekom'dan sonra Türkcell nasıl devletin eline geçti?

1994’te özel sektör yatırımı olarak kurulan Turkcell, son anlaşmayla değerinden de düşük bir fiyata nasıl devletin eline geçti? 

Cumhuriyet'te yer alan habere göre, Türkcell'deki değişikliğin öyküsü şöyle:
 
  • Turkcell, 1994’te Mehmet Emin Karamehmet ve Murat Vargı’nın sahip olduğu Çukurova Holding öncülüğünde kuruldu. Diğer kurucu ortak, İsveçli Telia Company’nin sahip olduğu Sonera Holding idi.
  • 2000’e gelindiğinde şirketin hisseleri Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladı. O yıl ortaklık yapısı şöyleydi: Yüzde 51 ile Turkcell Holding AŞ, yüzde 15.5 ile Çukurova Grup Şirketleri, yüzde 13.3 ile Sonera Holding, yüzde 10.5 halka açık, yüzde 9.7 ile de diğer hissedarlar.
  • Rusların dahil olması ise 2001’de Türkiye’deki ekonomik krizle birlikte Çukurova Holding’in mali sıkışıklığa girmesiyle başlıyor. Bu krizle birlikte Çukurova’nın bankaları Yapı Kredi ve Pamukbank’a devlet tarafından el kondu. Şirket, borç karşılığında Ruslara hisse devretti. 2005’te borçlarını kapamak için Rus milyarder Mikhail Fridman’ın yatırım aracından alınan finansman paketiyle üç ortak arasında kontrol savaşı başladı. Bu da devlete Turkcell’in yönetimini kontrollü ele geçirme fırsatı verdi.
  • Turkcell, 2010-2013 arasında yapılamayan genel kurul toplantıları ve dağıtılamayan temettüler ile gündemden düşmüyordu.
  • Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 2013’te alınan bir kararla, Turkcell’in yönetim kurulu lağvedildi. “Bağımsız” olacağı ileri sürülen üyeler, AKP’ye yakınlığıyla bilinen isimlerden oluştu. İlk atananların içinde eski bakan Atilla Koç ve Hilmi Güler vardı. Ordu’ya belediye başkanı seçildikten sonra Turkcell’deki görevini bırakmayan Hilmi Güler, uzun süre tartışma konusu olmuştu.
  • 2018’de yönetim kuruluna üç ortaktan birer temsilci alınmasına karar verilince Çukurova’ın temsilcisi Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın oldu. Aydın aynı zamanda, hem Türkiye Bankalar Birliği Başkanı hem de Varlık Fonu’nun yönetim kurulu üyesi.
  • Turkcell’in şu anki yönetim kurulu başkanlığını yapan Bülent Aksu ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın internet sitesinde Berat Albayrak’ın üç yardımcısından biri olarak gösteriliyor.
  • Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise bu göreve getirilmeden önce Turkcell yönetim kurulu üyesi idi.
Çıkmak istiyordu

1994’te ülkeye yabancı yatırımcı olarak gelen Telia, uzun süredir Türkiye’den çıkmak istiyordu. Bunun sebebi ise 2000’lerin başında Rus ortağa devredilen hisselerinin kendisine verilmesi için yurtdışında tahkime giden şirketin, AKP iktidarları boyunca yönetimde söz sahibi olmak için çaba vermesi. Bunu başaramayacağını anlayan Telia, hisselerini ederinden düşüğe satmayı göze aldı. Bir şirket temsilcisinin yaptığı açıklamada, Telia’nın Turkcell’deki hisselerini uzun zamandır satmak istediği ama hissedar yapısıyla ilgili belirsizlik nedeniyle alıcı bulamadığı belirtildi. “Şirket Türkiye’den çıkabilmek için yüksek bir fiyat ödemeyi göze aldı” denildi. Telia’nın hisselerinin Varlık Fonu’na satışı karşılığında alacağı 530 milyon dolar, Turkcell’in piyasa değerinin yüzde 54 altında bir tutara karşılık geliyor.

Vodofone Türkiye'dten çıkacak mı?

Telekomünikasyon sektöründeki etkin aktör Türk Telekom’dan sonra Turkcell’in de Varlık Fonu’nun kontrolüne geçmesi, sektörün diğer önemli oyuncusu Vodafone’un nasıl bir tavır alacağını gündeme getirdi.

Türksat’ın yüzde 100’üne, Türk Telekom’un ise yüzde 6.68’ine sahip olan TVF, Turkcell’le birlikte üç önemli şirketin ortak bir hissedarla yönetilmesine sebep olacak. Sektör temsilcileri, bu koşullar altında Vodafone’un da Türkiye’den çıkmak isteyebileceğini düşünüyor. İlerleyen dönemde 5G’ye yönelik frekans ihalesine Vodafone’un katılıp katılmayacağı ise merak konusu.


Üye Ol



Üye Girişi