Türkiye nüfusunun yarıya yakını yoksul ve yoksulluk sınırında

 

DİSK-AR'ın raporuna göre, Türkiye'de 16 milyon kişi yoksul, 18 milyon kişi yoksulluk sınırının da altında yaşam mücadelesi veriyor.

15.11.2019
Yazı Boyutu:  
DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan “Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” raporuna göre ekonomik kriz, 1 milyondan fazla yeni işsiz yarattı. Türkiye’de 16 milyon kişinin yoksul, 18 milyon kişi ise yoksulluk riski ile karşı karşıya olduğu belirtilen rapora göre Türkiye’de en zengin ile en yoksul arasındaki gelir eşitsizliği 8.7 katı buldu.

Türkiye'de yaşam koşullarını derinden etkileyen gelir eşitsizliğini ve yoksulluğu gözler önüne sermek amacıyla Genel-İş Araştırma Dairesi tarafından hazırlanan “Türkiye’de gelir eşitsizliği ve yoksulluk” raporlarının ikincisi; Türkiye’de artan gelir eşitsizliğinin ve yoksulluğun yanında 2018-2019 döneminde etkisi derinleşen ekonomik krize değindi.

TÜİK verilerine göre, Türkiye’de en yüksek gelir grubu toplam gelirden yüzde 47.6 pay alırken en düşük gelir grubuna sahip kesim yüzde 6.1 pay alıyor. Rapora göre; 2017 yılından 2018 yılına Türkiye’de yoksulluk sınırı altında yaşayan kişi sayısı, bir yılda 1 milyon 24 bin kişi artarak 15 milyon 864 bin kişiden 16 milyon 888 bin kişiye çıktı.

ÇALIŞANLARIN YOKSULLUĞU BİR YILDA YÜZDE 11 ARTTI

Türkiye’de kriz döneminin ortaya çıkardığı sonuçlar çalışanları daha da yoksullaştırdı. Türkiye’de çalışan yoksulların oranı bir yılda yüzde 11 arttı. 2017 yılında Türkiye’de toplam istihdam içerisinde yoksulluk oranı yüzde 12.8’den 2018 yılında yüzde 13.9’a yükseldi. Toplam istihdam içerisinde yoksulluk sınırının altında çalışanların sayısı 2017 yılında 3 milyon 493 bin kişi iken bu sayı bir yılda 396 bin kişi daha arttı ve 2018 yılında 4 milyon kişiye yaklaştı (3 milyon 889 bin kişi).

NÜFUSUN YÜZDE 32’Sİ BESLENME, YÜZDE 19’U ISINMA İHTİYACINI KARŞILAYAMADI

Yoksulluğun artması toplumun temel ihtiyaçlarının karşılanmasını da kısıtladı. Nüfusun büyük bölümü en temel ihtiyaçlardan olan sağlıklı beslenme, ısınma gibi ihtiyaçlarını karşılayamadı. 2018 yılında nüfusun yüzde 32.2’si iki günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek ihtiyacını karşılayamadı. Yine nüfusun yüzde 30.4’ü beklenmedik harcamalarını karşılayamazken yüzde 19.1’i de 2018 yılında ev içinde ısınma ihtiyaçlarını karşılayamadı.

1 MİLYONDAN FAZLA YENİ İŞSİZ YARATTI

2018 yılı birinci çeyrekte yüzde 46.6 (28 milyon 166 bin kişi) olan istihdam oranı, 2019 yılı birinci çeyrekte 1.8 puan azaldı ve yüzde 44.8’e (27 milyon 355 bin kişiye) geriledi. Aynı dönemde işsiz sayısı 1 milyon 376 bin kişi arttı. İşsizlik oranı ise 4.1 puan artarak yüzde 10.6’dan (3 milyon 35 bin kişiden) yüzde 14.7’ye (4 milyon 730 bin kişiye) çıktı. İkinci çeyreklerde ise istihdam bir yılda yüzde 2 daraldı, aynı dönemde işsizlik yüzde 3 arttı. 2018 yılı 2. çeyreğinde yüzde 48.1 (29 milyon 138 bin kişi) olan istihdam oran bir sonraki yılın aynı döneminde yüzde 46.1’e (28 milyon 269 bin kişiye) geriledi, işsizlik ise yüzde 9.7’den (3 milyon 136 bin kişi), 1 milyon 21 bin kişi artarak yüzde 12.8’e (4 milyon 157 bin kişiye) yükseldi

GENÇLERDE 1 YILDAN FAZLA SÜREDİR İŞ ARAYANLARIN SAYISI YÜZDE 54 ARTTI

Küçülen ekonomi ve daralan sektörler iş arama sürelerinin uzamasına da neden oldu. 2018 yılı temmuz ayında 6 ay-1 yıl arasında iş arayanların sayısı 439 bin kişi iken bu sayı 2019 yılı temmuz ayında 236 bin kişi (yüzde 53) artarak 675 bine çıktı. Aynı şekilde 1 yıl ve daha fazla süredir fazla iş arayanların yani uzun süreli işsizlerin sayısı da aynı dönemde 257 bin kişi arttı. 2018 yılı temmuz ayında 1 yıldan fazla süredir iş arayanların sayısı 810 bin kişi iken, 2019 yılı temmuz ayında bu sayı yüzde 31 artarak 1 milyon 67 bin kişi oldu.

"İNSANCA GEÇİM ÜCRETLERİ SAĞLANMALI"

Raporda şu değerlendirmeye yer verildi: “Bir ülkede gelir eşitsizliğinin yoksulluk oranlarının yüksek olması aynı zamanda o ülkenin sosyoekonomik yapısı üzerinde yıkıcı etkiler oluşmasına neden olabilir. Çünkü gelir eşitsizliği ekonomik büyümenin yetersizliği, istihdam politikalarının koruyucu olmaması ve birbiri ile bağlantılı olarak gerçekleşen kriz dönemleri ile birlikte değerlendirilir ve aynı zamanda yoksulluğu da tetiklemektedir. Türkiye’de gelir eşitsizliğinin önüne geçmek ancak koruyucu sosyal politikaların hayata geçmesi ile gerçekleşebilir. Sosyal devlet gereği herkesin eşit olarak faydalanma hakkına sahip olduğu eğitim, sağlık gibi uygulamaların özelleştirilmesi hem gelir eşitsizliğinin daha da derinleşmesine hem de yoksulluğun artmasına neden olmaktadır. Üretimin geliştirilmesi, tarım, gıda ve sanayi üretiminde kalıcı ve güvenceli üretim ve istihdam politikalarının uygulanması için önlemler alınmalıdır. Türkiye’de çalışan yoksulluğunun artmasına neden olan güvencesiz ve geçici istihdam politikalarının yerine güvenceli ve kalıcı istihdam politikaları uygulanarak insanca geçim ücretleri sağlanmalı. Vergi politikaları düzenlenirken çalışanlar üzerindeki vergi yükü azaltılmalı. Vergi adaleti sağlanmalıdır.” (EVRENSEL)

Üye Ol



Üye Girişi