'Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliği, saldırı altında'

 

AKP hükümeti, bagˆımsız kadın örgütleri yerine aileyi temel alan ve hak meselesine dini referanslarla yaklas¸an olus¸umlara destek verirken, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda Türkiye giderek geriliyor.

15.07.2019
Yazı Boyutu:  
AKP Hükümeti'nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri çerçevesinde Birleşmiş Milletler'e geçtiğimiz günlerde sunduğu ikinci raporunda da son 3 yılda  toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama yönünde herhangi ileri bir adımın atılmadığı görüldü.

Artı Gerçek yazarı Melis Alphan bugünkü makalesinde AKP iktidarında kadın haklarının saldırı altında olduğuna işaret etti . 

Alphan'ın yazısı şöyle:

2015’te Birleşmiş Milletler (BM) üyesi devletler, ülke gündemlerini ve politikalarını 17 maddeden oluşan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) çerçevesinde ele alıp 2030’a kadar bu hedeflere ulaşmak için çalışmayı kabul ettiler.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, yoksulluğu ortadan kaldırmak, gezegenimizi korumak ve tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak için yapılan evrensel bir eylem çağrısı.

Hedefler konusundaki ilerlemeler her yıl BM’nin Yüksek Düzey Politik Forum’unda gözden geçiriliyor. 2016’da ilk raporunu sunan Türkiye, ikinci raporunu da geçtiğimiz hafta teslim etti.

BM’ye sunulan yeni raporda, Türkiye’de son 3 yılda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için raporlanabilir pek bir şey yapılmadığını görüyoruz.

Biz iyisi mi gelin, 8 kadın ve sivil toplum örgütünün bu raporla eşzamanlı olarak hazırladığı alternatif rapora bakalım: Türkiye 2. Ulusal Gözden Geçirme Sivil Toplum Alternatif Raporu.

Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu’nun her yıl hazırladığı endekse göre 2018’de ‘Toplumsal Cinsiyet Uçurumu’ listesinde 149 ülke arasında 130’uncu sırada. 2015’te de 130’uncu sıradaydı. Yani milim ilerleme yok. 

TBMM’de kadınların oranı yüzde 17,9; Türkiye’de yönetici pozisyonundaki kadınların oranı ise yüzde 17,32. Eğitimde veya istihdamda olmayan gençlerde kadınların oranı yüzde 34.

Alternatif raporda belirtildiği üzere, toplumsal cinsiyet eşitliği ile kadın ve kız çocuklarının güçlenmesine dair kazanılmış haklar, iktidar yanlısı medya ve iktidarın desteklediği (boşanmış babalar ve aile meclisleri gibi) bazı grupların saldırısı altında. Kadınların yoksulluk nafakası, kadını şiddete karşı koruyan 6284 sayılı yasa, İstanbul Sözleşmesi ve kürtaj hakkına saldırılar sürerken, bunlar siyasi iktidarda da karşılık buluyor.

DEVLETİN VERDİĞİ SÖZLERLE EYLEMLERİ ÇELİŞİYOR

Toplumsal cinsiyet eşitliğine dair hedefin önemini vurgulayan ‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi’ gibi yazılı belgelerde devletin beyan ettikleri ile yaptıklarının birbiriyle çeliştiğini Alternatif Rapor gözler önüne seriliyor.

Örneğin, YÖK gibi kurumlar, toplumsal cinsiyet eşitliğine dair proje ve planları “Türkiye’nin değerleriyle münasip değil” diyerek iptal ediyor.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), ‘Ailenin Korunması Hakkı’ başlıklı sempozyumlar düzenleyerek, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin kadına yönelik şiddeti önlemede kadını öncelemesini eleştiriyor, evlilik dışı birlikte yaşam veya LGBTİ çiftlerin bir arada yaşama pratiklerinin ailenin alternatifi olamayacağını beyan ediyor ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin aile temelli politikalarla hayata geçirilmesi gerektiğini söylüyor.  

Yıllardır hükümet, kadına yönelik s¸iddetle mücadele konusunda çalıs¸an bagˆımsız kadın örgütleri yerine aileyi temel alan ve hak meselesine dini referanslarla yaklas¸an olus¸umları dikkate alıyor, istis¸are alanlarını büyük oranda onlara ayırıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil olmak üzere, devletin en yetkili isimlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki önemli belgeler için “Nas değil, gerekirse feshedilir” gibi beyanları, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda siyasi bir kararlılığın olmadığını, aksine kadınları ve kız çocuklarını aile içerisindeki geleneksel rollere hapseden bakış açısının devletin en üst kademeleri tarafından desteklendiğini gösteriyor.

Hal böyleyken, Türkiye’nin BM’ye verdiği ‘toplumsal cinsiyet eşitliğine dair” beyanların doğruluğunu sorgulamamak mümkün değil.

CİNSELLİK EĞİTİMİ HÂLÂ MÜFREDATTA YOK

Alternatif raporda, kadınların ve kız çocuklarının Türkiye’de toplumsal cinsiyet es¸itligˆi ve kadının insan hakları konusunda eris¸ebildikleri hizmetlerin de son derece sınırlı olduğu belirtiliyor.

S¸ÖNI·M sayıları yetersiz. Tecavüz kriz veya cinsel s¸iddet sevk merkezleri yok. Aile, Çalıs¸ma ve Sosyal Hizmetler Bakanlıgˆı’nın bütçesinin çok az bir kısmı toplumsal cinsiyet temelli s¸iddetin sonlandırılmasına ayrılıyor. Ayrıca cinsel s¸iddet dahil, toplumsal cinsiyet temelli s¸iddeti ortadan kaldırmanın en önemli yollarından biri olan kapsamlı cinsellik egˆitimleri, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri içinde yer almasına ragˆmen, müfredatta yer almıyor.

Erken yas¸ta ve zorla evlilikler de yine bu hedeflere aykırı s¸ekilde, kadın ve kız çocukları için sorun olmaya devam ediyor. Üstelik hatırlarsanız, hükümet birkaç yıl önce, TCK’da yapılmaya çalıs¸ılan degˆis¸ikliklerle istismara ugˆramıs¸ çocukların fail ile evlenmeleri durumunda failin cezasının ertelenmesine ve 5 yılın sonunda düs¸mesine dair yasal degˆis¸iklik önerisi bile verebildi ve önceden gerçekles¸mis¸ erken ve zorla evliliklere af getirilmesi tartıs¸maları yapılabildi.

Siyasi irade eksikligˆi, yasaların geriletilmesine dair giris¸imler ve devletin üst kademelerinden gelen beyanatların toplumsal cinsiyet es¸itligˆine ulas¸mak konusunda geriye gidis¸i hızlandırdığı belirtilen raporda, “Kadın hareketinin güçlü savunuculugˆu ile yasal haklar korunabilse dahi uygulamada bu hakların kullanımı gitgide zorlas¸maktadır” denirken, Türkiye bağımsız kadın hareketinin kazanılmış haklarından ve mücadeleden vazgeçmeyeceği de belirtiliyor. 

Üye Ol



Üye Girişi