Türkiye'nin ünlü kalemi Bekir Coşkun yaşamını yitirdi

 

Bir süredir kanser tedavisi gören Sözcü Gazetesi yazarı Bekir Coşkun. 75 yaşında aramızdan ayrıldı. Coşkun'un cenazesi Salı günü defnedilecek.

18.10.2020
Yazı Boyutu:  
Üç yıldır akciğer kanseri tedavisi gören  Sözcü gazetesi yazarı 75 yaşındaki Bekir Coşkun bugün saat 20.30'da  Ankara Şehir Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. 

Cenaze namazı 20 Ekim 2020 Salı günü Bilkent Camii'nde kılınacak olan Coşkun'un naaşı Şanlurfa'nın Tülmen Köyü'nde defnedilecek.

1945’te Şanlıurfa’da memur bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Bekir Coşkun, Ankara’da Yüksek Gazetecilik Okulu’ndan mezun oldu.



1974'te mesleğe foto muhabiri olarak başlayan ardından emniyet ve parlamento muhabirliği yapan Bekir Coşkun, Günaydın Gazetesi’nde Dokuzuncu Köy adlı köşede yazarlık yaptı.

1987'de Sabah Gazetesi’nde Onuncu Köy başlıklı köşesini yazmaya başladı. 1993’te Hürriyet Gazetesi'ne geçen Coşkun, 2009 yılında Habertürk'e transfer oldu. 2010 yılında Cumhuriyet gazetesiyle anlaşan Coşkun, 14 Mart 2014'te Sözcü'deki ilk yazısını yazdı.

2017 yılı Ekim ayında kanser tedavisi nedeniyle yazılarına ara veren Bekir Coşkun, o tarihten bu yana sağlığı el verdiği sürece Sözcü gazetesindeki köşesinden okurlarıyla buluşmayı sürdürüyordu.

Doğa ve hayvan sevgisiyle tanınan Bekir Coşkun 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü'nde son kez okurlarıyla buluşmuştu.

Bir önceki yazısı ise 30 Eylül 2020 günü yayınlanmıştı.

“Yazı bilmem
Yazarım yazı bilmem
Bu yaz böyle geçti
Gelecek yazı bilmem…” dizeleriyle başlıyordu.



Okurlarıyla çok sıkı bir bağı vardı

Hastalığı boyunca onun sağlığıyla ilgili sayısız soru mektupla, telefonla, e-postayla ulaştı gazetemize… 40 yıllık dostu, gazetemizin yazarı Emin Çölaşan ondan haber veriyordu zaman zaman köşesinde.

Pandeminin başlarında 25 Nisan 2020 günü Sözcü Hafta Sonu için Ankara Haber Müdürü Emin Özgönül'e röportaj vermişti. Şunları söylüyordu Bekir Coşkun:

“Andree’ye, çocuklara hiç zaman ayıramadım. Her şeyimiz yarımdı. Özel yemekleri, evlilik günlerimizi, yaş günlerini hep kaçırdım. Geceleri kabusla geçti. Mahkeme koridorlarından usandım. Evimizi kurşunladılar. Yazarların arabalarına bomba koydukları günlerde önce ben gidip motoru çalıştırıyordum, Andree kucağında Pako ile sonra geliyordu. Ama hiçbir zaman bugünkü kadar acı çekmedik. Hiçbir zaman bu günler kadar saldırı altında değildik. Türkiye hiçbir zaman, kin ve nefret içinde, demokrasiden bu kadar uzaklaşmadı. Hiç olmazsa sığınacağımız mahkemeler vardı, artık yok. Sadece okurlarımız var, yürekli, cumhuriyet sevdalısı okurlarımız. Onlar sayesinde kasabanın ışıkları yanacak.” (Ajanslar)



Üye Ol



Üye Girişi