Global rekabette yine sınıfta kaldık!...

01.11.2009 0

Ekonomik yönden Türkiye’nin geçmişe göre yol kat ettiğini kabul etmekle birlikte, “geçmişe göre” ifadesinin altını çizmek istiyorum. Dolayısı ile bunca sene kötü durumda olan ekonomimiz iyiye gidiyor derken, zaten olması gereken standartlar çerçevesinde aslında “henüz yeni normale dönüyor” demek bence daha doğru bir yaklaşım...Burada olması gereken standartlardan kastımız, sadece ekonominin kendi içinde iyiye gitmesi değil, çıtayı belirlerken, genellikle dünya üzerinde bu işi düzgün yürüten ülke ekonomileriyle olan ilişkimiz ve onlarla çeşitli platformlarda ne derece rekabet edebildiğimizdir…

Bu amaçla düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun 2009-2010 Global Rekabetçilik Raporu’nda Türkiye’ye ayrılan veri ve değerlendirmeler bölümünde, 12 faktörden oluşan “Ayrıntılı Global Rekabet Endeksi”nde 133 ülke arasında hangi konularda, kaçıncı sırada yer aldığımız gösteriliyor.

Bu açıklamalara bağlı olarak, 2009-2010 Rekabetçilik Raporu’nda Türkiye’nin durumuna ilişkin istatistiklere baktığımızda pek de iç açıcı bir tabloyla karşılaşmıyoruz. Mesela “Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları” alanında, dünya sıralamasındaki yerimizi ortaya koyan yeni veriler, Türkiye’nin karnesinin zayıf olduğuna işaret ediyor. Bu alanda Türkiye, 133 ülke arasında 89. sırada yer alırken, sözü geçen hakların korunması alanında ancak 105. sırada kendisine bir yer bulabilmiş. Aynı endeksin, “Inovasyon” bölümünde yer alan “Yeni ürün patentleri” (yeni bir buluşun ne şekilde kullanılacağını ve çalışacağını belirleyen “utility patentler”) konusundaki sıralamada da, yine 133 ülke arasında 74. sırada yer almamız, fikri mülkiyet hakları konusundaki dezavantajlı konumun bir başka göstergesi olarak dikkatimizi çekiyor.

Endeksin “Kurumlar”a dönük kısmında yer alan veriler, Türkiye’nin “rekabet için dezavantajlı” olduğuna işaret ederek bu bölümdeki hiçbir veride “rekabetçi avantajımız”ın olmadığını ortaya koyuyor. Ülkemiz, “Resmi yetkililerin kararlarında kayırmacılık” konusunda 95., “Organize suç” konusunda 108., “Kurum yönetimlerinin etkinliği” konusunda 125. sırada yer alarak, “Kurumlar” başlığında tam anlamıyla sınıfta kalmış. Geriye gidip Dünya Ekonomik Forumu’nun geçen seneki 2008-2009 Küresel Rekabetçilik Raporu’na baktığımızda, bu sefer de 134 ülke arasında 63. sırada yer almışız; faktörler düzeyinde baktığımızda en zayıf faktör 125. sırayla işgücü pazarının verimliliği ve esnekliği olmuş, sağlık ve ilköğretimde 78., yüksek öğretim ve eğitimde 72., inovasyonda 66., teknolojik hazırlıkta ise 58. sırada yer almışız…Kısacası tüm bu karamsar istatistikler bize, bu değerler ile global düzeyde asla rekabet etmemizin mümkün olmadığını söylemektedir. Peki çözüm nedir derseniz:

• Inovasyon konusunda kolları sıvamazsanız ki bence bu tamamen eğitim sistemimizle ilgili bir süreç, düşünmeyen ve yenilik üretmeyen bir toplum oluruz, buna bağlı olarak hiçbir yenilik yapamayız, hiçbir zaman hiçbir alanda “lider” olamayız ve literatürdeki tabiriyle hep “takipçi” (follower) veya daha anlaşılır ifadeyle “taklitçi” olarak yerimizde sayıklarız. Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları’nızı koruyup gözetmezseniz, üretmek isteseniz de ortamını bulamazsınız veya üretip fikri çalınan hiç kimsenin ülkesi yararına bir şey yapmaya hevesi kalmaz…

• Yeni istihdam alanları oluşturmazsanız, üniversite mezunu diplomalı milyonlarca genci sokaklara salıverirsiniz veya imkânı olanı yurtdışına beyin göçü olarak fire verirsiniz…

• Organize suçu önleyici tedbirler almaz, kurum kararlarında kayırma yapar ve böyle etkin olmayan bir işleyiş sürdürürseniz kurumsallaşamaz ve profesyonelleşemezsiniz, kimse size güvenmez…

• En önemlisi de, eğitim sisteminizde genç dimağlara tüm bunları yapacak yenilikçilik, yaratıcılık, girişimcilik ruhunu aşılamaz ve bunları ahlaki bir anlayışla, etik kurallar çerçevesinde yapmaları gerektiği bilincini vermezseniz, maalesef değerlerini yitirmiş, “her yol mubah” diyen, oturup çalışmak ve alın teri dökmek yerine etrafın üzerinden geçinen asalak ve/veya rant peşinde koşan tembel nesillere mahkûm olup güzel ülkenize yazık edersiniz…

Bunlar ekonomik işleyişin görünmeyen hassas denge noktalarıdır. Hele Cumhuriyetimiz’in 86.yaşını kutlarken hayal ettiğimiz Türkiye için, ekonomiye ve alt yapı açısından eğitime ilişkin devlet politikalarının aynı yönde belirlenmesi, hem sosyal anlamda Türkiye’nin yetişen nesilleri, hem de ekonomik anlamda gelecekteki global rekabetçiliği açısından çok büyük önem taşımaktadır…Bizden söylemesi!..