Dört vardiyalı kadınlar!

06.06.2010 0

Eskişehir’deki 1. Uluslararası Kadın Kitapları Fuarı nın ilk buluşmasında, 27 Mayıs Çalıştay programında onları anlatacaktım. Söyleşinin başlığını Sevgili Berrin’le koyduk. Ne yazık ki o etkinliğe gidemedim. İlk kez bir etkinlikte adım yazılı kaldı. Oysa özlemle, sevgiyle koşacaktım. Dost yazarlarla, BASİSENLİLERLE, Kadınlarla, gençlerle, okurlarla ve Eskişehirlilerle özlem giderecektim, olmadı. Sendikal kimliğim izin vermedi. Yoğun toplu iş sözleşmesi görüşmeleri bu buluşmanın önüne geçti. Bağışlayın, bir başka etkinlikte buluşmak umuduyla.

VARDİYALI KADINLAR!

Bir gün bir gazeteci bir söyleşide sendikacı olarak çalışan kadın tanımı yapmamı istedi. İşte o sorunun yanıtında çıktı dört vardiyalı kadınlar. O zaman 20. yüzyıldı. Yılların sendikacı ve kadın hakları savunucusu olarak günümüz çalışan kadınını şöyle tanımladım: İki işverenli, iki mesaili, dört vardiyalı ( Ev, eş, iş, çocuk) sonuçta yorgun ve mutsuz çalışan kadın. Ev kadınları bile üç vardiyalı yaşıyor.

“ Beş vardiyalı kadın kitabını kaçıncı vardiyada yazdın?
Sorular, espriler, dokundurmalar, övgüler, yergiler…

Dört vardiyalı kadınlar tanımı beni aştı gitti bilim dünyası kadınlarında bile karşılığını buldu. Çünkü o tanım gerçek yaşam gözleminden çıkmıştı. Gerçekler acımasızdı. Dört vardiyalı kadından biz sendikacı olmasını, siyaset yapmasını kısacası toplumsal yaşamda yer almasını istiyoruz.

Değişimin ve dönüşümün gücü olan kadınların toplumsal yaşamda yer almasını istiyorsak onların vardiya sayılarını azaltmalıyız. Onları yorgun ve mutsuz olmaktan kurtarmalıyız. Yoksa yıllar boyu söylenen klasik, yaşamda karşılığı olmayan sözü tekrarlayıp dururuz. O sözü hepiniz kaç kez duydunuz, anımsarsınız. “ Kadınlar toplumsal yaşama girmek için çaba harcamıyorlar. İstekli görünmüyorlar.” Oysa bu koca bir yalan…
Bugün 21. yüzyılda da bu tanım geçerliliğini ne yazık ki koruyor.
Biz ülke olarak kadınların dört vardiyasını azaltma yolları aramıyoruz. 

Demokrasi bir yaşam biçimi ise ilk adım evde demokrasiyi başlatarak sağlanmalı. Eşin eşiti olmak, çocuğun sorumluluğunu paylaşmak ve dört vardiyanın yükünü azaltmak evde demokrasiyi yaşam biçimine dönüştürmekle başlar.

Ülkede demokrasiyi tüm kurum ve kurallarıyla yaşama dönüştürmekle sürer. Çalışan kadının anneliğini cezalandırmak yerine ödüllendirmek. Yerel yönetimlerle iş birliği içinde emzirme odaları, kreşler açmak. Çalışma saatlerini gözden geçirmek. Ulaşım sorununu çözmek, çağdaş kentler yaratmak.

Çağdaş ülkelerde olduğu gibi kadınların vardiyaları azalır.    

ITUC 2. DÜNYA KONGRESİ

Bir sevincim ilk kez Kazete’de sizlerle paylaşarak yazımı noktalamak istiyorum:

19 – 26 HAZİRAN 2010 tarihlerinde KANADA / VANCOUVER kentinde toplanan Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu- ITUC 2. DÜNYA KONGRESİ Türk – İş delegesi olarak katılıyorum. Sendikal yaşamımın bu onurlu temsilinin onurunu ve sevincini paylaşmak istedim.

Kadınların vardiyalarının azalması umuduyla…