Başbakan ve kadınlar!

01.08.2010 0

Dolmabahçe toplantıları yine gündem…

Ben, 18 Temmuz günü ‘Demokratik Açılım Toplantıları’ adı altında Başbakanın Dolmabahçe’de kadınlarla yaptığı toplantıdan söz etmek istiyorum.

Aslında yapılan bir dizi ‘Açılım Toplantıları’na çağrı kriterlerinin ne olduğunu birçok insan gibi algılayamadım. Buna değinecek değilim çünkü bunu çok yaşamsal bulmuyorum. Önemli olan adı üstünde ‘Demokratik Açılım Toplantıları’nın sonuçları ve yaşama dönüştürülmesidir. İlk başta birçok kesim bu açılım konusuna olumlu baktı, umutlu oldu ne yazık ki kısa süre sonra açılımlar hızla kapandı.

En son Dolmabahçe’de kadınlarla yapılan toplantıda da başbakan kadınları düş kırıklığına uğrattı.   

O toplantıya katılan üç kadından yorumlar:

Avukat ve eski KADER başkanı Hülya Gülbahar toplantıyı şöyle değerlendiriyor:

Başbakan ın çözümü tek parti iktidarı "Siyasi reform, siyasetin demokratikleştirilmesi için seçim barajının indirilmesi, seçimlerin ve siyasetin finansmanı konusunda sınırlayıcı önlemlerin getirilmesi, gençler ve kadınların eşit temsili için kota ve pozitif ayrımcılık politikaları uygulanması önerileri Başbakan tarafından reddedildi. Başbakan, seçim barajın indirilmesini düşünebiliriz, tartışabiliriz ama ülkede istikrar özellikle de ekonomik istikrar açısından bir süre daha tek parti yönetimine ihtiyaç var dedi.

“Kadınların karar mekanizmalarında eksik temsili konusunda  Türkiye de böyle bir sorun yok, karar mekanizmalarında kadın var görüşünde ısrarcı oldu. Kota uygulamasının kadınları aşağılamak olduğunu söyledi." 
"Biz isteklerimizde kararlıyız."

Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği Başkanı Pınar İlkkaracan, Başbakan’ın toplantısında "Kadınlar tek tek konuşma yaptı ve Başbakan bu bölümde kimsenin sözünü kesmedi. Ama daha sonra yaptığı bir buçuk saatlik konuşmada söylenenlerin yüzde 90 ına değindi ve bütün istekleri yapamam diye yanıtladı."

İlkkaracan, "Demokratik açılım sürdürülmeliydi, bu umutla o toplantıya gittik ama Başbakan tüm isteklere hayır diyerek umudumuzu yok etti.

“DİLİ YENİDEN KURARKEN”
Van Kadın Derneği nden Zozan Özgökçe
, önerilerinin Başbakan tarafından olumlu karşılanmadığını söyledi.

"Başbakan bazı sözlere çok takıldı. Kürtlerin yaşadığı bölgelerde üniversitelerin psikoloji ve tıp bölümleri ile kamu yönetiminde Kürtçe bilen uzmanların olması gerektiğini söyledim. Başbakan "nereden bulacağız o kadar Kürtçe bilen doktoru, ayrıca doktorlar bölgeye gitmek istemiyor" dedi. Başbakan kadınların sözlerine sürekli müdahale etti. Öneri almaktan çok, her şeyi ben bilirim tavrındaydı, toplu bir şekilde had bildirdi aslında. Toplantıya umutlu gittim, umutsuz ayrıldım.”

BAŞBAKAN’IN KADINA BAKIŞI
Başbakan açış konuşmasında klasik erkek egemen bakışla kadınların annelik duygularına seslendi. Zaten başbakan için kadın eş ve annedir. Eş olarak da eşiti değil sadece eşidir. Annenin doğasal üretimi toplumsal üretiminden daha önemli ve yaşamsaldır. Doğuran anneler, çaocukları için sadece gözyaşı dökerler. O nedenle de annelik kutsaldır. Annelerin kadın olarak eşit birey görülmeleri, toplumsal hakları, dünya görüşleri, yönetimlerde eşit düzeyde yer almaları önemli değildir.

Başbakan’a göre bütün anneler bir araya gelerek gözyaşlarını pınar edip tüm sorunları anında çözerler.

Başbakan kotayı küçümseyerek; "erkek hükümet", "erkek parlamento", "erkek sivil toplum örgütleri"  kısacası erkek egemen görünümün sürdürülmesini istiyor ve savunuyor.

Bu zihniyetteki erkeklerin varlığı sadece siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin tüzüklerine kota koyarak değişebilir. Yoksa toplumsal yaşamın her alanında ‘erkek görüntü’ yıllarca sürer gider.
Kadınlar siz hala susmayı sürdürün! !