Madımak hala yanıyor

04.07.2012 0

19 yıl önce 2 Temmuz sıcağında “ Kızılırmak boylarında bir şehir” den gökyüzüne kara bulutlar yükseldi.

SAZ, SÖZ, SEMAH YANDI
AŞK OLA…

Ülkemizi ortaçağ karanlığına gömmek isteyenler, Sivas’ta 4. Pir Sultan Abdal Kültür Şenliğine konuk gelen  insanların kaldığı oteli ateşe verip, yurttaşlarımızla, Alevilerin “üç güzeli sazı, söz, semahı” yaktılar.

Sivas Anadolu’nun doğusundan batısına atlayan eşikte bir şehir... Selçuklu, Türkmen, Kürt, Ermeni, Rum, Çerkez, Zaza tüm kültürler bu eşikten geçip kucaklaşmışlar. Farklı inançlar boy vermiş. Pir Sultan Abdal’ın “ Dostum dostum”, Âşık Veysel’in “Uzun ince bir yoldayım”  türküsü günümüze değin söylenegelmiş...

O gün gözü dönmüş Cumhuriyet düşmanları bağırıyorlar:
“ Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!”
O karanlık gün Sivas’taki insan yangını, Sivas’ın değil ülkenin yangını oldu. Kimileri Sivas yangını  dememek ve Sivaslıları incitmemek için “ Madımak Yangını “ deseler de bu yangın ülke yangını oldu.

Anadolu coğrafyasında var olmak adına direnen Aleviler, tarih boyu hep özenli dil kullanırlar. Hacı Bektaş Veli’nin "İncinsen de İncitme!" sözü öylesine kulaklarına küpedir ki; bu dillerine de yansır. Oysa hep incitilirler. Maraş, Çorum, Gazi olayları belleklerde tazeliğini hep korur. Aleviler, hor görülür, eşit yurttaş olarak inançlarını özgürce yaşayamazlar.

Devlet, yangındaki suskunluğunu bu insanlık dışı eylem için adım atmakta da gecikerek sürdürür. Binlerce kilometre ötedeki Soligen yangının acısını söndürmeye koşarken; kendi ülkesindeki Sivas yangınına suskun kalır... Soligen’deki olayın acısından farklı mı Sivas sızısı? Soligen’deki gibi Madımak otelini müze yaparak her yıl ölenleri anarak; yananların yakınlarının yüreklerine su serpmek çok mu zor?

Soligen’de ağlayan Mevlüde Genç’in yüreği, Sivas’ta yanan Belkıs Çakır’ın annesi Makbule Çakır’dan farklı  mı? Alman devletinin Soligen’de diktiği anıtı Sivas’ta dikmek zor mu?

Yönetende olsa insan bir ülkede  sesli, saygın soylu bir başka ülkede sessiz, sevgisiz, suskun olur mu? Seneler sancılı tükendi. Artık Sivas’ta ses vermenin, soylu duruş sergilemenin günüdür.

MADIMAK YANGINI

19 yıl boyunca ‘Madımak Yangını’ gönüllerde yanar haa yanar…
Madımak sızısı sızım, sızım sızlatır. Bu sızı sökülüp atılmaz.
Ülkenin üstüne çöken Madımak yangınının karabulutlarını hiçbir rüzgâr dağıtamaz. Doğa güçsüz, dil güçsüz, sözcük güçsüz, insan güçsüz kalır. Acılar zamanaşımına uğrayamaz…
Bu yangınının kara bulutlarını bir tek demokrasi rüzgârı dağıtır.

Yönetenler önce kafalarındaki duvarları yıkmalı. Acılarla yaşlanan ülkeyi karanlık olayların anıtlarını dikerek, müzeler açarak gençleştirmeli...

Bugün dünden çok kucaklaşmaya, barışa gereksinim var. Gün linç kültürünü değil bir arada yaşama kültürünü savunma günüdür. Büyük pirin dediği gibi “Gelin canlar bir olalım”

Çağdaş bir Türkiye için bu yıl Sivas’ta sevgi, dostluk, barış adına semahlar dönülmeli. Madımak Yangını tarihte kalmalı…

İşte o gün Kızılırmak boylarındaki şehir boy verir.
Yol verir…
Yoldaş şehir olur…
İşte o gün o şehirde sazlar çalınır.
İnsanlar barış halayında el ele, kol kola halay çeker.
Bütün evren semah döner…


*Yazar, sendikacı