Toprağın çocukları

30.09.2012 683

 

Yönetmen Ali Adnan Özgür bir büyüğe saygısını sanki sanatla sunuyor. Ne mutlu o büyüğe ki, böyle bir değeri yetiştiriyor. Ne mutlu bize ki, Köy Enstitüleri’nden söz eden bir filmle buluşuyoruz.

Bu kurumların kıymetini bilmeyen ülke yönetenler bilmelidirler ki; UNESCO tarafından dünyaya örnek gösterilen “Köy Enstitüleri Modeli” bir gün yine kalkınma programları içinde örnek proje olarak önünüze konabilir. 

 Bir Köy Enstitülü gördüğümde saygıdan kusur etmemeye özen gösteririm. Onların yetiştirdikleri, oğulları, kızları, torunları hep önemserim. Köy Enstitüleri’nin konup göçtüğü ilçeleri bilirim. Hangi bölgemizde var olmuşlarsa orayı farklı kılmışlar. 

Akçadağ, Akpınar (Lâdik), Aksu, Arifiye, Beşikdüzü, Cılavuz, Çifteler, Dicle, Düziçi, Erciş, Gölköy, Gönen,  Hasanoğlan, İvriz, Kepirtepe, Kızılçullu; Ortaklar, Pamukpınar, Pazarören, Pulur, Savaştepe gibi…

 Çünkü Köy Enstitüleri'nin ereği beraber ülkeyi kalkındırmak birlikte üretmek ve birlikte yaşama katılmak. Bu kurumlar yalnızca öğretmen yetiştirmekle yetinmeyip çevreyi araştıran ve kalkınmasını üstlenen kurumlar olarak çalıştılar. Kırsal kesimde ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlayarak toplumsal iklimi değiştirdiler. Bu okullarda mezun olan gençler tarımda, sanatta ve sağlık alanında başarılı çalışmalar yaptılar. 

Filmdeki gibi o okullarda okuyanlara ‘Tonguç Baba’nın çocukları denir. Onlara hemen gönlüm akar. Konuştukça zihnim tazelenir. Yetiştirdiği değerler hala ölümsüzdür. En güzel aşk öykülerini onlar yazmıştır.

 Toprağın Çocukları filminde oyuncular verilecek mesajı öyle güzel içselleştirmişler ki, rol yapma kaygısını aşmışlar. İçtenlik öylesine egemen ki, insanı özüne taşıyor. İnsanın en güzel hali de içten olma hali değil mi?

Suzan Kardeş’i öyle çok sevdim ki annemin deyimiyle; “ Al yüreğine koy!” öyle de yaptım.

Halk olarak Çingeneleri çok severim. Filmdeki söz ne vurucu?

 “ Toprak mı? Senin bir avuç toprağın var oysa dünya benim.” 

Koşun popüler kültürün egemen olduğu günümüzde inancın, sevginin, saygının, vefanın varlığını gösterin. Çünkü onlar gişe kaygısı duymadan, inanarak, özveriyle, ülkenin sorunlarına cesurca dokunabilen bir ekip bu ekibi yalnız bırakmayın; filmi hak ettiği yere taşıyın…

Toprağın Çocukları’nda gösterilen oyunlar bu topraklarda bugün daha da derinleşerek sürüyor…

Köy Enstitüleri, kuruluşundan çok kısa bir süre sonra şu sorudan hiç kurtulmuyor:

 "Bu komünist yuvalarını ne zaman kapatacaksınız?"

On dört yıl sonra kapatılıyor. 

Ne yazık ki, hala “kim, nasıl, niye kapattı?” Diye soruyor ve tartışıyor. Film bugüne ayna tutuyor. Aynı oyunlar eğitimde hala sürüyor. Filmi yapanlar toplumsal sorumluluklarının gereğini de yapıyorlar.

 Ya bizler?

 Bu kadar inançsız, duyarsız, vicdanları körelmiş olarak ne kadar süre tepkisiz kalacağız?

Ne zaman bu oyunları bozmak için mücadele etmeye karar vereceğiz? 

Ne zaman?