Kadınlar..!

01.06.2012 1160

DİCLEDicle o toprakların ağıtıdır. Kutsal ve nazlı baladıdır.O ise Dicle sakinliğinde akan sevdalı kadın.Yüzlerce töre ölümüne tanık…Dicle’nin sızısı…Sevdasının; coşkusunu, hüznünü bir tek Dicle’ye aktarıyor. Aktardıkça duruluyor, arınıyor. Dicle’nin bildiklerinin bilseler onu töreden öldürürler.Onun adına konuşan erkekleri dinledikçe ürperiyor.Kürtajı erkekler konuştukça sorular diline düşüyor.Bu erkekler töre ölümlerinde neredeydi?Erkekler konuştukça onlar adına o utanıyor. İsyanla, inatla Dicle’de seven kadın olmayı sürdürüyor... FIRATO doğduğu dağların sızısıdır. Geçtiği toprakların coşkun selidir. O bereketin müjdecisi, acının isyan türküsüdür.O Fırat’ta anadır. Sadece Anadolu’ya özenen, engin gönüllü bir anadır.Doktoru hamileliği süresince ona, “ kolay doğum yapacaksın” der.O sevinçle doğuma gün kala dinlemez koşuşturmasını sürdürür. Bir gezi sonrası acıyla sarsılır. Arkadaşı hastaneye zar zor yetiştirir. Profesör muayene sonrası hemen ameliyata karar verir.Ana karnındaki bebek boynuna kordon dolandığı için doğumu riske sokmuştur. Sezaryenle doğan erkek çocuğu kuvöze anne odasına gönderilir.Ertesi gün hamilelik süresince;  kadına, “ Korkma. Sen boylu poslu bir kadınsın doğumun kolay olacak” diyen profesör, o sabah diyor ki, “ Beni yanılttın. Bebeğin boynuna kordon dolanmasa da biyolojik yapın gereği sen doğum yapamazdın. Köyde olsan ölürdün. İyi ki kordon dolandı ve sezaryenle nur topu gibi bir oğlun oldu.”O Fırat’ta ana…Kadın adına sezaryen konuşan erkekleri dinliyor.  Hem de bir değil dört erkek televizyonda sezaryen konuşuyorlar.Sanki Profesör Mithat Erdoğan’lar.Bu utanç veren tablonun seyrinde gülüyor.Para ve kulluk insanları ne hallere düşürüyor.Beceriksiz erkeklerin kusurlarını kadına yüklemelerine şaşıyor.Onların yaşamlarındaki kadınlara acıyor.Kadının gücüne inanan ana Fırat’la akışını sürdürüyor.Coşuyor, taşıyor…Dicle’ye sevdası ile dağı taşı aşıyor. Can alıyor, can veriyor.Yıllarca Fırat’a kavuşmayı bekleyen Dicle sonunda muradına eriyor. İmkânsız olan sevdasıyla buluşuyor.Bu sevda yeni bir ad alıyor.Dicle ve Fırat okyanusa akma azminden, hedefinden vazgeçmiyor.Kadınlar adına uzman gibi konuşan erkekler bu azmi biliyor mu? Kadının sabrının her sorunu oya gibi işlediğini görüyor mu?Görmüyor. Duymuyor. Bilmiyor. Üç maymunu oynuyor.Gün gelecek devran dönecek.Kadınlar size bugün olduğu gibi yine gülecekler.  Gün gelecek Asi nehrinde asi bir direniş çiçeği olarak açacak.Gün doğacak Munzur’un sesi dünya seslerine karışacak.Meriç’in akışıyla akan kadın dünya nehirlerine karışacak.Porsuk’ta aydınlanmanın meşalesini yakacak.Çoruh’ta coşkulu kadın, Fırat’ta ana, Ceyhan’da toplumsal kimlik olup akacak.Kızılırmak’ta, Zap’ta, Dicle’de katliamların barış türküsünü söyleyecek.Katliamların üstünü erkekler gibi örtme korkaklığını göstermeyecek.Çaresizlikler ve aymazlıklar karşısındaki sözü hiç unutmayacak.Ve hiç kullanmayacak.Sadece gülümseyerek bu günleri anımsayacak.“Ört ki ölem!” *Yazar, sendikacı