Örgütlü olmak mutluluktur!

29.01.2012 649

Ülkemizde örgüt sözcüğü uzun yıllar yasaklı ve tabu sözcüktü.Oysa çağımız insanı, düşünen, konuşan, örgütlü bireydir.Bundandır üyesi olduğumuz siyasi partinin, sendikanın, sivil toplum örgütünün adınısevdiklerimizin adını söyler gibi söylemeliyiz.İnsan bir örgüte nasıl katılır? Niçin üye olma gereği duyar? İlk işörgütün program ve tüzüğünü okumak, amaç ve ilkelerini benimsemek, çalışmayakarar vermektir. Bu kararın ilk adımı üyeliktir. Sonrası yönetim organlarına adımadım yürümek. Bu yürüyüşte birey hem örgüte katkılarıyla güç katar hem de kendisinigeliştirir.Örgütün kurumsal kimliği ilkesi ve amacıdır. Bulunduğu ülke içindekendini konumlandırması, sorunları aşmada kullandığı dil ve iletişimdir. Bir bütününkurumsal kimlik olarak oturmasıdır. Kurumsal kimlik oluşunca artık kendi dışındakitüm örgütlü yapılar ile kurumsal bir ilişki başlar.Toplumsal mücadelenin okulu örgüttür. Örgüt içinde insanlar hemörgütsel kimlik kazanır, hem de deneyim sahibi olur. Kendisinde var olan deneyim vebirikimleri ortak akıl ve işbölümü içinde örgüte aktarır.Örgüt üyesi olduğunuz andan itibaren ‘Ben ‘ değil ‘ Biz’ olarakçalışma başlar. Ortak akıl ve ekip anlayışı temel taştır. Örgüt içi çok seslilikle alınankararlar örgüt dışı tek seslilikle savunulur. Bu da örgüt adına söylem birliği sağlar.Örgütlerde disiplin önemlidir. Üye ödentilerinin sağlıklı ödenmesigerekir. Seçimler sonrası yeni seçilen yönetimle birlikte çalışmalar sürdürülmeli.Aday olmak farklı düşünceler adına demokrasinin çok sesliliğini yaşamak doğaldırama seçim sonrası yeni seçilen yönetimin çalışmalarına katkıda bulunmak çağdaşörgütsel tavırdır. Çünkü örgütlülük evrensel bir uğraştır.Yöneticiler sürekli eğitimle kendilerini geliştirmelidir. Donanımlı,birikimli olmaya özen göstermelidir. Okumalı, araştırmalı, sormalı, öğrenmelidir.Yapacağı işleri projelendirmelidir. Projesiz çalışmalar yarım çalışmalardır ve sonuçalmaktan uzaktır. Her projenin bir sahibi olmalıdır. Sahipsiz projelerin başarı şansı yoktur.Kadın yöneticiler, örgütleri ikinci evi olarak görmeli. Hiç kimseanasından örgütçü, siyasetçi, sanatçı, yönetici doğmuyor. Her şey küçük bir adımla başlıyor. Adım adım üreterek yürüyen insanların yolları kesilse de bu kısa süreli birengelleme olur.Örgüt içindeki üye, yönetici örgütsel bir dil, örgütsel bir tavır,örgütsel bir yaklaşım ve kimlik içinde olmalıyı bilmeli. Acıda ve başarıdaarkadaşlarının yanında olmalıdır. Güven vermelidir. Çağımızın sihirli sözcüğü‘Dayanışma’yı hiç unutmamalıdır…Her insan bir dünyadır. Gelişen dünyayı çok iyi izlemelidir. Kadınlarörgüt içi çalışmalarda istekli olmalı. Çağrı beklememeli. Kırılganlık göstermeyip, kararlı, inançlı, inatlı olmalıdır. İnandığı yoldan yürürken; kıran döken değil, toparlayan, barıştıran ve üreten olmalı. Bilginin, sevginin, saygının açamayacağı kapı yoktur. Çağımız insanı düşünen, konuşan ve örgütlü birey olarak; örgütlü toplumu savunmalıdır.Artık dillere düşen sloganımla yazımı noktalamak istiyorum:Bir kelebek kadar ömrüm olsa örgütlü yapılarda tüketirim!*Sendikacı/ Yazar