Onun Kadınları

01.10.2010 609

O, toplumsal yaşamda hep kadınları örnek aldı…İlk örneği hatta kahramanı annesiydi. Hükümet gibi kadının kızı olmanın zorlukları altında ezilmeden boy verdi… Öyle ki hükümet gibi kadın bir gün onu emekli olduğu bankanın sadece çalışanı değil emek temsilcisi ilerleyen yıllarda da sendika yöneticisi olarak görmenin onurunu, sevincini yaşadı.  Banka çalışanı annenin yanına giden Sevinç’in fotoğraflarını bir de 50’li yılların Ankara’nın Ulus ve Kızılay semtlerinde fotoğrafçılık yaparak yaşamını sürdüren ‘Şipşakçı Melahat’ çeker.O yıllarda bir kadının fotoğrafçılık yapması hep dikkatini çekti. Şipşakçı Melahat’ın çektiği fotoğraflara bir başka gözle baktı ve korudu. Fotoğraf deyince aklında o yıllarda iki kadın kaldı birisi Başkent Ankara’nın Kurucu Meclis civarında fotoğrafını çeken ‘Şipşakçı Melahat’, öbürü ise Cumhuriyet’in bilim kadını, Kadın Haklarının güçlü kalemi ve de hocası Afet İnan. O yıllarda Dil Tarih Ve Coğrafya Fakültesi öğrencisi olarak ‘Devrim Tarihi’ hocası Afet İnan’ın derslerine hep severek koşar adım gitti. İleri yaşlarındaki Hocasının verdiği dersleri, ön sıralarda gözünü kırpmadan izledi. Yaklaşık bir saati aşkın süre ayakta Atatürk ve Kadın Hakları anlatan hocasını sevgiyle, saygıyla izler. Hocasının Atatürk ve devrimlerini, kadınlara verdiği özel önemi ve Kadın Hakları çabasını anlatırken; gözyaşlarına yenik düştüğünü gözledi…O, bir gün Kadın Hakları konusundaki ödevini yazar ve notları dört gözle bekler. Günler geçmek bilmez. Notların okunduğu bir gün ilk önce okunan düşük notlar arasında kendini arar. Okunan onca kâğıt arasında henüz ismini duymamıştır. En son okunan ismin kendi ismi olunca kulaklarına inanamaz. En yüksek notu kendisi almıştır. O gün kadın hakları duyarlılığı başlar.Yıllar sonra iş yaşamına başlar;  bu kez de kader onu başka bir kadınla buluşturur. Sendikal uğraş için birlikte yola çıktığı kadın başkanla hem emek hem de kadın hakları savunur. Ondaki kadın haklarına duyarlılık tohumunu Afet İnan atmıştır. Ne hocasını ne de onun anlatılarının sonunda çocukluk yıllarında fotoğraflarını çekerek ayakta kalmayı başaran ‘Şipşakçı Melahat’ı unutmaz… Üzüntüsü bugünlerin Başkent Ankara’sında gönlüne girmeyi başaran çok az sayıda kadının varlığıdır. Kuşkusuz umutsuz değildir. Yine de Afet İnan gibi çağdaş kadınların çokça ses vermesini bekler. Bir de heykel yoksulu Ankara’da kadın heykelleri seyrinde umudun yeşermesini düşler…