Bu yıl kadınların emek mücadelesinin 100. yılı

01.03.2010 776

Bazı kadınlar vardır onlar ölümsüzdür çünkü mücadeleleri çağlarla akar. Clara Zetkin’de böyle bir kadındır. Kadının özgürlük ve eşitlik mücadelesini simgeleyen ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ Clara Zetkin adını zihinlerde hep ışıldatır. 26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihinde New York’taki tekstil yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “ Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanması önerisini getirir ve öneri oybirliğiyle kabul edilir.   2010 Dünya emekçi kadınların mücadelelerinin 100. yılıdır. Clara Zetkin “Yaşamın olduğu her yerde savaşmak istiyorum” diyen emekçi kadınların öncüsü olarak dünya var oldukça hep zihinlerde, gönüllerde ışıldayacak pırıltılı bir isimdir…1910 kabul edilen ‘Dünya Emekçi kadınlar Günü’ 1975 yılında Birleşmiş Milletlerin önerisi ile ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ olarak kutlanmayı sürdürdü.Görüldüğü gibi mücadeleyi başlatan iki masum istek olan “ eşit işe eşit ücret’, ‘çalışma saatlerinin kısaltılması’ 21. yüzyılda da yaşamsallığını sürdürüyor. Kısacası gün varsa sorun vardır. Sorunları aşmanın tek yolu örgütlü olup, örgütlerimizin öncülüğünde mücadele etmektir. Bugün ülkemizde iki ayı geride bırakan Tekel İşçileri kazanılmış haklarını koruma ve kölelik düzenine karşı durma mücadelesi veriyorlar.KADININ İSTİHDAMI VE SENDİKAL KONUMUBugün -dünya eğilimlerinin tersine-  Türkiye’de kadın istihdamı düşüyor. Çünkü ülkemizde istihdam politikalarında kadınlar hep sessiz yedekler görüldü.  Kadınların işgücüne katılım oranı 1988’de 34,3 iken, 2006’da 24,9, 2007’de 24,8 oldu. Ciddi bir kadın işsizliği yaşanırken, kadınlar daha ziyade ev eksenli, geçici, esnek işlerde yoğunlaşıyorlar. Tarım kesiminde kayıtsız çalışan kadın oranının yüksekliği de işgücüne katılım oranını düşürüyor. Düzenli çalışmanın olduğu sektörlerde ise sendikalar kadın işçileri örgütlemek konusunda isteksizler, örgütçülerin, eğitimcilerin, temsilcilerin çoğu erkek, toplu sözleşmeler son dönemlerde artan emeğe yönelik genel saldırıların da etkisiyle var olan hakların korunmasına yönelik yapıldığından, kadınlar için  yeni isteklerde bulunulmuyor. Küresel kriz yakıcı etkilerini Türkiye’de de göstermeye başlamış ve son 5 ayda sadece Türk-İş üyesi 40 bin işçi işten atıldı,  40 bin işçi ücretsiz izne çıkarıldı. Türkiye’de son kriz döneminde yaklaşık 450 bin kişi işini kaybetti.Çalışanlarının çoğunun kayıt dışı olduğunu, krizin özellikle tekstil, hizmet ve otomobil gibi sektörleri vurduğunu, işten atılan kadın çalışanların çoğunun da bu sistem içerisinde var olduğunu düşünürsek krizin en çok kadınları etkilediğini söylemek yanlış olmaz.Kadınlar açısından kriz olumsuz sonuçlar yaratmayı sürdürüyor. Kadınlarda ev eksenli çalışma yaygınlaşıyor, kayıt dışı sektör genişleyecek ve beyaz yakalı çalışanların işçileşmesi, mevcut çalışanlara da işsizlik, kıdem tazminatının, ikramiyelerin, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi, çalışma saatlerinin uzaması, taşeronlaştırma, esnek çalışma gibi durumlarla yüz yüze kalıyorlar.Yoksulluğun arttığı durumlarda; ailenin ayakta kalma çabası büyük ölçüde kadının görünmeyen emeği üzerinden sürdürülüyor. Bu süreç kadının sırtındaki yükü arttırıyor.  Kriz döneminde aile içi şiddet, cinsel taciz, saldırı vb. yoğunlaşıyor.Türkiye’de kuruluşundan günümüze erkek egemen yapıda olan sendikalar, bu özelliklerini her platformda koruyorlar. Bu egemen bakış açısı kadının sendikal pratiklerin içerisinde çok fazla rol almasını engelliyor, iş yaşamına katılması kuşkuyla karşılanıyor ve erkek işçilere rakip olarak görülmesi sonucunu getiriyor. Kadınlarda sendikalaşma oranı yüzde 10 ile yüzde 13 arasında kesin rakam informal ekonomi, kayıt dışılık ve sağlıklı bir istatistik sisteminin bulunmaması nedeniyle tam bilinmiyor. Son zamanlarda sendikaların kadınlarla ilgili siyasalarını değiştirmeye ve geliştirmeye yönelik çalışmalarında artış olmasına karşın henüz yeterli bir ivme kazanılamadı.Ülkemizdeki sendikalar erkek görünümünü koruyor. Kadınlar emek adına mücadelelerinin 100. yılını böyle karşılıyorlar. 100. yıl kutlu olsun demenin ötesine geçilmiyor. Kadınlar adına kutlanacak ne var ki?