TEKEL işçileri Ankara da dayak yedi!

01.01.2010 681

“Kadınlar görmedin mi? Kaybolur gider sanırdın. Tarla çapalarken güneş altında; Karanlık odalarda tütün dizerken Yanıp sönerdi ıslak ıslak Yeşil tütün renginde gözleri.”Türk – İş Başkanlarından Seyfi Demirsoy yıllar önce “ … Ankara’da Türk – İş var .” demişti. Nerede o güçlü işçi önderleri? Hani dönemin Çalışma Bakanları’nın emekçilerle ilgili her hangi bir düzenleme yapmadan önce görüşlerine başvurduğu sendika başkanları? Ankara’da Türk – İş olsaydı hak aramak için Ankara’ya gelen Tek Gıda – İş üyesi Tekel İşçileri başkentin orta yerinde polis dayağı yer miydi?Sanki Tekel işçileri Ankara’ya hak aramaya değil dayak yemeye geldiler.Yine de Ankara’da iyi ki Türk - İş var. Yoksa dayak yiyen işçi hangi binaya sığınıp ıslanan saçlarını kaloriferlerinde kurutacaktı?“Dert bir değil elvan elvan” misali son aylarda kamu çalışanlarının ve işçilerin eylemlerinde görülen polisin öfkeyle işçi ve emekçileri dövmesi yanında bir de halkımızın hak arama mücadelesi veren emekçilere dayanışma yerine engel olmasıdır. Halkımız inanılmaz bir bilinçsizlikle grevdeki kamu çalışanlarına sözlü saldırılar, grevi kırmak için akıl almaz tepkiler göstererek; insan olanı utandırıyor. Oysa uygar ülkelerde hak arama mücadelesi veren emekçilerin eylemleri karnaval havasında geçiyor. Halk grevcilere destek oluyor. Bizim halkımız ise hak arama mücadelesi verenlere destek yerine köstek oluyor.Bir düşünse hakkını alan emekçi aldığı ile ona geri dönecek.Bunu düşünmek eğitimle, kültürel gelişimle olur. O da o kadar zor ki!Bir insan gece aç yatıp sabah zengin kalkabilir.Bu tür entrikalar öyle çok ki.Ama bir insan gece kültürsüz uyuyup sabah kültürlü uyanamaz.  ENGELLERİ AŞAN İŞÇİ LİDERİ: ATİLAY AYÇİN Hava İş’in 13 Aralık 2009 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen 26.Olağan Genel Kurulu’nda Atilay Ayçin bir oyla yeniden genel başkan seçildi.Atilay Başkan, yıllardır hükümetlerin kuşatması altında üyeleriyle inanılmaz bir mücadele veriyor. Hava İş başkanı seçildiği günden beri bir yaşam adadığı mücadelede ödediği bedeller kaç film, kaç roman, kaç belgesel olur anlatamam.Son genel kurulunda kıyasıya bir mücadele sonucu bir oyla seçim kazanması inanılmaz bir başarı aynı zamanda da emekçi adına mücadele eden emek önderine sahip çıkılmamasının acı fotoğrafıdır…O her platformda AKP iktidarının uyguladığı ekonomik politikalar karşısında sendikaların üzerine düşen sorumluluğu gereğince yerine getirmediğinin ve mücadelede yetersiz kaldığını; iktidarın sermayeyi güçlendirirken emekçileri hızla yoksullaştırdığını söyler.Genel kurul konuşmasında inançla haykırır:“Sendikalı işçi sayısındaki hızlı düşüş ve yatırım, istihdamdaki azalma nedeniyle artan işsizlik sonrası çalışan işçiler, iş güvencesinin önemini yavaş yavaş kavramaya başlamıştır.” diyerek işçi sınıfına olan güvenini, umudunu her dem taze tutar.   “Özelleştirme sonrası kapatılan işyerleri, yeni iş yasasının işverenlere sağlamış olduğu kolaylıklar, günümüzde oluşturulan işçi istihdam büroları modern köleliğe geçişi hızlandırmakla kalmıyor, kıdem tazminatını otomatik olarak işlevsiz kılıyor.Türkiye barışa ve kardeşçe yaşamaya hasret bırakılmıştır. Can güvenliği kalmamış, insanların her geçen gün ağırlaşan yaşam koşulları altında çaresiz kalmaları sonrası, saldırganlıkları artmış, ahlaksızlık had safhaya ulaşarak sektörel kimlik kazanmıştır.”“Her platformda bize öfkesini kusan hükümet, sendikamıza karşı işkolu, sözleşme yetkisine itirazlar ve bir yıldır kesilmeyen üyelik ödentileri ile sendikamızı abluka altına almak istedi. Bizler bu oyunu da bozacağız, hazır olda durmayacağız. AKP ye inat, işverenlere inat, işbirlikçilere inat aday olacağız ve kazanacağız.”Ve kazanırlar…Yolları açık olsun! Unutmamalı ki; “HAK VERİLMEZ ALINIR!”