Solan gülün ardından solda siyaset

02.11.2009 564

"Sosyal demokratlık eşitlik demektir. Kimse kimseden üstün değildir"ERDAL İNÖNÜErdal İnönü, ölümünün 2. yıldönümünde anıldı. Erdal İnönü’yü, 12 Eylül sonrası yeniden kurulacak sosyal demokrat partinin başına geçeceği haberleriyle tanıdım. Yüzünde sevecen bir ifade vardı. Gülmesini bilen ve gülmekten korkmayan bir siyasi yüz o karanlık günlerde dikkatimi çekti.Yıllar sonra Ankara’da bir grup sendikacı ile SHP genel merkezinde kendisini ziyaret ettik.  Bizi kabul ettiği salonda masa üstünde bir çiçek vardı ve Erdal Beyin önüne konmuştu. Sendikacılar içinde tek kadın sendikacı görünce şaşırdı ve çiçeğin benim önüme konmasını istedi.Bu görüşmede sosyal demokrat sendikacılar, sorunları aktardı. SHP ile daha sıkı bir diyalog kurulmasını rica etti. Yüzünde hiç eksik olmayan bir tebessümle dinledi ve yanıtladı. Parti Başkanı olarak yanıtları bizi inanılmaz etkiledi. İlk kez bir siyasetçinin içtenlikle kurumsal iletişimden söz ediyor olması beni çok şaşırttı. O günden sonra onu, özenle izledim.Deneyimli "Aslan sosyal demokratlar(!)" onun başarısızlığını beklerken; o inanılmaz ölçüde başarılı bir performans sergiledi. Herkesi şaşırtan ironi yüklü esprileri ile hem güldürüp hem düşündürdü. Herkesi ülkeye fazla gelen bir siyasi kimlikle karşı karşıya bıraktı…Bir akşam Pera Palas’ta Ercan Karakaş’ın oğlu Devrim’in düğününde karşılaştık. Ayaküstü söyleştik. İnanılmaz bir belleği vardı. Tanıştığımız günden sonra artık onda, sendikacılık çağrıştırıyordum. Önce sendikal dünyayı soruyor, ardından ekliyordu: “ Kadın sendikacılar çoğalacak mı?” gülerek. Umarım diye yanıtlıyordum.Birlikte çalışmadığım için hep özenle izledim. Bana göre okunması zor bir insandı. Belki yakın çalışma arkadaşı olarak daha kolay algılanabilirdi. Oysa siyasi hele sosyal demokrat liderlere uzak biri değildim. Bülent Ecevit ilk genel başkanımdı. Onunla uzun yıllar gençlik kollarında çalıştım.Daha sonra CHP Başkanı Deniz Baykal’la çalıştık. Uzmanı olduğum konularda konuşma metinlerine katkıda bulundum. 1994 yerel seçimlerinde adaylığım sırasında ve sonraki yıllarda parti meclisinde birlikte siyasi çalışmalarda bulunduk. CHP Başkanı Altan Öymen’le 17 ay Genel Başkan Yardımcısı olarak çalıştım. Gözlemlediğim kadarıyla Erdal İnönü ile Altan Öymen’in benzerlikleri çoktu. Yine de bir siyasi lideri uzakta izlemekle birlikte çalışmak farklı olmalı diye düşünüyorum.Erdal İnönü’nün bende kalan akılcılığı, demokrat kişiliği, kadın haklarına özeni, esprileri, siyasi yaşama kattığı farklı davranışları onu, sevmeme, örnek almama yetti de arttı…Önce siyasi lider olarak tanıdığım, özenle izlediğim İnönü’nün daha sonra yazar kimliği ile buluştum. Yazar İnönü’ye kendimi daha yakın duyumsadım. İnanılmaz ayrıntıcı bir kalem. Erdal İnönü ile Altan Öymen’in anı kitapları, kişinin kendini aklamayacağını, objektif olabileceğini de gösterdi. İnönü’nün anı kitapları Cumhuriyet dönemini, ülkemiz insanının siyasete bakışını aktaracak ve siyaset yapacak kadroların yolunu en çok da bugünlerde aydınlatacak kaynak kitaplar oldu.        O, Türk siyaset yaşamında çağdaş bir eş, üretken bir bilim insanı, örnek alınacak bir siyaset adamıydı. Günümüzde kirlenen siyaset diline de örnek olması umuduyla; saygıyla anıyorum.