İş-Aile Yaşamı Dengesizliğimiz Tescillendi!

01.06.2009 726

3 Ekim ve 3 Kasım 2008 tarihli ilk iki yazıma geri dönüp bakarsanız, “Sağlıklı Bir Toplum İçin İş-Aile Dengesi” başlıklı yazımda sağlıklı bir topluma ulaşmada iş-aile yaşamı dengesinin önemini vurgulamış, “Denge Modeli”mden sözetmiş ve modelde iddia ettiğim denge sağlanmadığı müddetçe bir toplumda hem kadınların, tercih ettikleri taktirde, entelektüel bireyler olarak istedikleri gibi üretmekten yoksun kalacaklarını hem de sonuçta bütün toplumun kaybedeceğini belirtmiştim. Bu dengeyi sağlarken, önce devletin ve işletmelerin sosyal sorumluluk çerçevesinde destekleyici politikalar oluşturmaları, kadınların ise yaşam tercihlerinde bireysel sorumluluklara bağlı kararlar almaları gerektiğinin altını çizmiştim. Bir sonraki “Dünyada Neler Oluyor?” başlıklı ikinci yazımda ise bu politikaların dünyadaki uygulamalarından çeşitli örnekler vermiştim…Geçen hafta Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği, Türkiye İş Kurumu, ve Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi Platformu tarafından ortaklaşa düzenlenen ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “İstihdamda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ne Doğru: İş ve Aile Yaşamını Uzlaştırma Politikaları” temalı konferansa katıldım. TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı, TÜSİAD Başkan Yardımcısı, Dünya Çalışma Örgütü (ILO), Avrupa Kadın Lobisi, KESK, İŞKUR ve en önemlisi de bu denge işini kendi ülkelerinde bir şekilde başarma yolunda çok ciddi adımlar atmış olan İsveç, Hollanda, Fransa, İspanya, Güney Kore ve Meksika’dan akademik temsilcilerin katıldığı bu kapsamlı konferansta modelimin diğer ülkelerde nasıl tezahür ettiğini bir kez daha, fiilen görmüş oldum. Daha önce ise “bizim için lüks, işlemez!” diye rafa kaldırdığım modelimin uygulanabilmesi için gerçekten Türkiye’deki alt yapının ne kadar yetersiz olduğunu, her zaman tekrar ettiğim gibi “tekerleği her açıdan yeniden keşfetmemiz gerektiği”ni ne yazık ki bu konferansta bir kez daha görmüş oldum. Tüm bunları konferans boyunca tartıştık; “nerede olmamız lazım” kısmı AB’nin Lizbon Stratejisi’nde belirlenen kriterler ve yukarıdaki ülke örnekleriyle zaten belliydi ama “neredeyiz” kısmı gerçekten içimi çok acıttı, ülkemin ve bilhassa yetişen nesillerin geleceği için bunun bir haksızlık olduğunu düşündüm...Neyse ki “ne yapmamız ve nereden başlamak lazım” kısmı için TBMM Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Sayın Güldal Akşit gerekli mesajın alındığını ve bunun ilgili bakanlığa iletileceğini belirterek bir ölçüde ilk adımı atmış oldu. Bu yüzden kendisine teşekkür ediyoruz…Çünkü eğer önce Devlet’imiz bu dengeye inanıp gerekli adımları atmazsa, ne işletmelerde ve ne de toplumda, hiçbir politika hiçbir şekilde uygulama alanı bulamayacaktır. O yüzden bütün birimleriyle devlet, sonra işletmeler, STK’lar ve tabii ki tüm toplum bir arada entegre olarak bu dengenin sağlanması için çaba sarf etmek durumundayız…Sonuç olarak bu konferans, Türkiye’de sağlıklı bir topluma ulaşma yolunda, tabii bu sadece belirtilen yönüyle, çok ciddi adımlar atılması gerektiğini bir kez daha hatırlattı bize. Hele diğer ülke temsilcilerinin anlattıklarına, onların devlet ve işletme politikalarına bakarak iş-aile yaşamı dengesinde ne kadar içler acısı durumda olduğumuz, yani bir bakıma “dengesizliğimiz” iyice tescillenmiş oldu!..Ama bu konferansla birlikte, ben de rafa kaldırdığım modelimi, bir ümit hayata geçirebilmek için, tekrar ele alarak ve bir vatandaşlık görevi olarak bu yöndeki çalışmalarımı sürdüreceğimi belirterek sözlerimi noktalamak istiyorum…Umarım bir gün başarabiliriz…