Avrupa'da sonbahar, ağaçlarda aşk yangını var

02.10.2014 1031

 

Sonbahar her ülkede her coğrafyada her kıtada her gönülde farklı yansır.  Avrupa kentlerinin birçoğunda sonbaharı doğada, kentte, insanda, aklımda, gönlümde öyle yaşadım ki; görünümü gözümde, rüzgârı gönlümde esti.

Gördüm ki sonbahar her kentte, her insanda farklı yansıyor.

 Bir sonbahar İsveç’teydim. İsveç’te sonbahar Nobel’di… Nobel Ödülleri her yıl Sonbaharda İsveç’ten dünyaya esen mutluluk rüzgârı gibi… Dünyanın tanınmış birçok yazarı ile karşılaşma, yan yana kâffelerde oturma, söyleşme, fotoğraf çektirme önceden okunmuş bir kitabı imzalatma sadece İsveç sonbaharında yaşanır…

Sonbahar Frankfurt’ta ansızın kitap fuarının estirdiği kitap günleri oluyor.

İnsanlar sonbahar rüzgârında savrulan yapraklar gibi savrulur kitap fuarına. Bu savruluş fuarın kitap raflarında, stantlarında da sürer. Kitaplarla dünya yazarlarına savrulmak, kitap dünyasında kaybolmak sonra aldığın kitaplarla kendine gelmektir. Kitapları okudukça çoğalmak,  dinginleşmek, güzelleşmektir. Frankfurt kitap günlerinde yazarlarla buluşmak, konuşmak, imza günlerine ve söyleşilerine koşmak, sonbaharı rüzgârlamaktır…

Birkaç kez gittiğim Stuttgart’ta ilk kez parlak bir güneşle buluştum. Doğa bir başka göründü gözüme; yolculuk boyu ağaçlardaki renk yangınından gözümü alamadım. Güneşe özlem böyle bir renk cümbüşü yaratıyor, doğa yanıyor, yanmaya hazır kuru ağaçlar gibi yanıyor. Avrupa sonbaharı seyrinde;  ağaçlarda aşk yangını yansıyor…

Bu yangın insanın aklını başından alıyor. İçindeki sevgi ağacı kıpırdıyor. Dalları yeşeriyor… Kıpırdayan sevgi ağacı insanı sevdiklerine savuruyor. Siteme, hesaplaşmaya götürüyor. Erzincanlı kadın, sevdiği erkekle hesaplaşmasını öbür dünyaya ertelemesini de ne güzel söylüyor:

" Ela gözlerine kurban olduğum/ Ahrette İstanbul yok ki kaçasın”  

Ağaçlardaki yangın, dökülen sonbahar yaprakları gibi savuruyor, Paul Auster’in sözüne:“Mutlu olmanın yolunu karşıdakini mutlu etmek sanıyorduk. Yanıldık! Çünkü ne kadar mutlu ettiysek, O kadar yalnız kaldık..!”

Mutlu etmek istedikçe de yükseldikçe de yalnız kaldık.

Bundan mıdır yalnızlığımıza metaforlar bulduk.

Görünen yalnızlığımıza methiyeler dizdik, süsledik:

Yalnızlık insanı çoğaltır diyenlerden olduk.

Bu kez yalnızlığı sonbahar görünümü zenginleştiriyor.

Yanan gönüldeki aşk mı ağaçlardaki renk cümbüşü mü?

Ağaçlardaki yangınla gönüldeki yangın sanki yarışıyor.

Ağaçlardaki yangını deli bir rüzgâr serinletir.

Ya gönülleri?

***

Avrupa’da ise ekonomik sonbahar yaşanıyor.

 Liderler birer birer koltuklarını bırakıyorlar.

Ekonomik Sonbahar Avrupa'nın artık yaşamayan efsane sosyal demokrat liderlerini anımsatıyor:

 Willy Brant, Olof Palme ve François Mitterrand.

Yeni liderler bir ekonomik sarsıntı ile sarsılıyorlar.

Bu yıl sonbahar mı güçlü yoksa onlar iktidarlarının baharında,  son baharlarını mı yaşıyorlar?

Görünen ağaçlarda sonbahar yangını var.

Gönülleri savurur, kavurur, yakar.

Ya yaşamlardaki Ekonomik Sonbahar?

O öyle bir yakar ki, zor yeşerir yaşamlar.

Güzel olan doğadaki sonbahar değil mi?

 (Göçmen Kalem Kitabından)