Avcılar'da kadın başkanlar zirvesi

01.04.2015 1086

 

Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak,  28 Mart günü İstanbul’da  ‘Uluslararası Kadın Belediye Başkanları Zirvesi’nde buluştu. Bu ilk adımın son oturumunda ‘Kadın ve Barış’ konuştuk. O gün Handan Başkan başarı öyküsünü, dünyanın kadın başkanlarının öykülerine kattı. Bu çağdaş adıma tanıklık etmenin sevinciyle yazdım.  

BARIŞ VE KADIN

Barış ve kadın...

Uğruna yaşamlar adanan iki güzel sözcük...

İki binli yıllarda  Güneydoğu’daki siyasi çalışmalarım sırasında barışın ne denli zor olduğuna tanıklık ettim.  Barış savaştan zordur dedim. Bu zoru başaracak olanlar; barışa inanan, barış uğruna bir yaşam adayanlardır.

Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk, barış özlemini “Yurtta barış, dünyada barış.” Diye dillendirir. Bu yüksek hedefi ancak kadınlar başarabilir. Çünkü Anadolu’da söylenen “Ana yüreği” vurgusu önemlidir.  Evde, sokakta, yaşamda, ülkede, ülkelerde barış olmalı. Kadınlar savaşın tüm zorluklarına, acılarına tanıklık ettiklerinde  zor olan barış için uğraş veriyorlar.

‘Cumartesi Anneleri’, ‘Madımak Anneleri’, ‘Şehit Anneleri’, ‘Roboski Anneleri’, ‘Gezi Anneleri’ kadın örgütleri barış adına çalışmalar yapıyorlar. Gezi Anneleri inanılmaz bir dayanışma ile ilk kayıpları Fadime Ayvalıtaş’ın tabutunu hep birlikte taşıdılar. Yitirdikleri evlatlarının duruşmalarına birlikte koşuyorlar.

Anadolu anneleri yıllardır bu topraklarda ağıtlar yakıyor…

Kadınlar niçin barış sever? Bu sorunun yanıtı savaşın en büyük mağdurları, kayıp verenleri kadınlardır.  Ortadoğu’daki savaşta göçe zorlanan Ezidi kadınları sadece göçe zorlanmakla kalmayıp, tecavüzlere, saldırıyai şiddete  uğradılar. Gözleri önünde sevdikleri öldürüldü. Hala köle pazarlarında satılıyorlar. Savaş önce kadınları hem sosyal hem ekonomik hemde can evinden vuruyor. Savaşın bütün zorluklarını kadınlar yaşıyorlar. Bu zorlukların aşılması yeniden barışın inşası ile olasıdır.

O nedenle kadınlar barışı dünyanın her tarafında mücadele ile örmek istiyorlar. Barış sevgi ve dille örülür. Barışı besleyen barışa inanan insanların çalışma ve deneyimleri önemlidir. Barışın sözcüsü kadınların dillerine bakın, onları dinleyin çatışmasız, saygın bir dil kullanırlar.  Bakışları, yorumları önyargıdan arınmıştır.

Çünkü “dil aklın ayak izidir.”

NOBEL BARIŞ ÖDÜLLÜ KADINLAR

‘Nobel Barış Ödülü’ 1901’de veriliyor. Bu ödülün 16’sını kadınlar alıyor. İlk ödül 1931’de Jane Addams, ABD’li reformcu kadın hakları savunucusu’na; son ödül 2014’te Pakistanlı Malala Yusufzay’a veriliyor.

‘Nobel Barış Ödülü’ alan erkeklerin bir araya gelip Nobel Ödülü’nün gücüyle dünyanın çeşitli ülkelerinde barışı gündeme getirmek, çalışmak  akıllarına geldi mi? Son yıllarda Müslüman ülke kadınları ‘Nobel Barış Ödülü’nü alıyorlar. İlk adımı 2003 yılında  İranlı avukat Şirin Ebadi atıyor.  İkinci ödülü 2011 yılında   kadın gazeteci  Yemenli Tevekkül Kerman alıyor. Üçüncü ödülü 2014 yılında  Pakistan’da eğitimi savunurken; Taliban tarafından vurulan ve yaşam mücadelesi veren Malala Yusufzay alıyor.

Nobel Barış Ödülü alan kadınlar dünyanın başka ülkelerinde ödül sahibi kadın ve erkeklerle bir araya gelerek çalışmalar yapmak istiyorlar.

Kadınlar değişimin, dönüşümün dinamiği, yaşamın rengidir.

Savaşın ve şiddetin mağduru kadınlar, dünya kadın örgütleriyle, barışı ilmek ilmek örmek istiyorlar.

Hep bir ağızdan ‘Yaşasın Barış!’ diye haykırmak istiyorlar…