Erkeklerin ikinci İstiklal Marşı

01.10.2015 1798

Günlerdir ülkemize ölüm yağıyor…

Bu güzelim ülkeyi yönetenler zaman zaman yurttaşlarına utançlar yaşatıyorlar.  Çünkü yönetici oldukları ülkemizi öyle  kötü yönetiyorlar ki, bildikleri tek çözüm ölüm. Bir dönem darağaçları kurarlar, bir dönem cezaevlerindeki tutukluların  isteklerini duyurdukları ölüm oruçlarını ‘hayata dönüş operasyonu’ adını verdikleri  operasyon yaparak, tutuklu olan gencecik insanları  öldürürler. Ülkenin üstünü kapkaranlık utanç bulutları kaplar. Şimdi de yıllarca ‘Çözüm süreci’ ‘Barış’ derken ansızın güne, geceye ölüm yağıyor...

Ölümler her gün sayılarla veriliyor.

Oysa her sayı bir öykü, bir roman, bir yaşam, bir can.

Her ölüm sonunda, anne, eş, sevgili, kardeş, evlat ol dayan dayanabilirsen.

Yüreğin dağlanır.


Ölümlere ağlarken; “Coğrafya kaderdir” sözünü anımsıyorum.

 Ortadoğu coğrafyasının kaderine, kaderimize isyan ediyorum.

Bu kınalı coğrafyayı, kanlı coğrafyaya dönüştüren güçlere lanet yağdırıyorum.

Ülkeyi kötü yönetenlere kızıyorum.

Bu toprakların acıların anımsıyorum.

Zaman zaman öyle utanç verici olaylar tarihe yazıldı ki hayretler içinde donup kaldık…

Katliamlar, katliamlar, katliamlar!

Maraş Katliamı’ndan sevdiklerini yitiren bir güzel insanın sözlerini anımsıyorum:

“Annemin, babamın acısından daha dehşet verici olan ve asla unutulmayan aynı sofrada ekmeğimizi katık ettiğimiz kapı bir komşularımızın bizi doğramaları, eşyalarımızı yağmalamaları, evlerimizi yakıp, yıkmaları, bizleri gözünü kırpmadan öldürmeleri,  gözü dönmüşlükleri aklımdan çıkmıyor.”

 

Kardeş kavgası başlatan eli kanlılara soruyorum.

Maraşlı Dede’nin sözlerini duyuyor musunuz?

Aynı futbol takımı ile coşanların, aynı türkü ile sevdalananların kardeşliğini bozmayın.

 

Bir türkü örneği ile yazımı noktalamak isterim.

“ Yar deyince kalem elden düşüyor

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor

Lambada titreyen alev üşüyor

Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban”

 

Mihriban Türküsü bu topraklarda yıllardır söylenir. Bence bizim erkeklerin   ikinci istiklal marşıdır. Mihriban türküsünü sevmeyen erkek görmedim. Bu türkünün sözleri rahmetli Abdurahim Karakoç’a aittir. O Türk, sünni, ve milli görüşe yakın bir ülkücü olarak bilinirdi. Mihriban türküsünün bestesini yapan, söyleyen, dünyaya soldan bakan bir Türkmen Alevisi Musa Eroğlu’dur. Taşıdıkları kimlikler önemli mi? Önemli olan bu türkü ile milyonların gönül telini titretmesi, sevdalanıp, yaşama durmasıdır.

 

İşte böyle güzeldir bizim toprakların insanı.

Hangi halktan, inançtan olmamız önemli değil aynı ekonomik sıkıntılarla yaşam mücadelesi vermemiz, aynı topraklarda yaşamamızdır aslolan.

Ülkemizin,  çocuklarımızın geleceği için kol kola yürümeliyiz.

Kıyıya vuran insanlıktı, unuttunuz mu?

Hepimiz kardeşiz, birilerinin iktidarı uğruna bu kavga niye?