Allı Turnam

23.07.2021 362

Bir gün turna türkülerini çok sevdiğimi söyleyince annem, ‘Bizde turnaların göç zamanı Erzincan’dan yola çıktık. Turnalar berekettir, uğurdur. Mübarek kuştur. Onu avlayanın yuvası yıkılır. Siz de benim turnalarımsınız’ demişti.  
Sonra turna türkülerinden, turna semahına değin her şeyi dinlemeye, öğrenmeye, okumaya başladım. En çok sevdiğim “Allı Turnam” türküsüydü. Onu güzel söylemek için hep en iyi yorumlayan sanatçılardan dinledim.
Ardından turna göçüyle gelip yerleştiğimiz Altındağ’ın daracık arka sokaklarından yola çıktım, caddeyi tanıdım, bulvarla buluştum. Bir de baktım ki dünya otobandan koşuyor. Bunun bir de hava yolu var, deniz yolu var. “Ohh bee!” diyemeden göçmen turnalar gibi dünyayı göçmen kalem olarak gezmeye başladım. Ne kadar gezip dolaşsam da en çok Anadolu’yu sevdim. Turnalar gibi… Ve her evde en az bir kişinin söylediği turna türküsünü söylemeye başladım.
“Allı turnam bizim ele varırsan
 Şeker söyle, kaymak söyle bal söyle
Eğer bizi sual eden olursa
Boynu bükük, benzi soluk yar söyle
Ah gülüm gülüm, yar gülüm gülüm
Kız gülüm, gülüm durnalar hey!”
Keskinli Hacı Taşan’ın bestesi olan bu türküyle sevdalandım. Sevdam bitse de türküm dilimden düşmedi. Yıllardır söyleyip dururum.
Sonra bir turna belgeselinde duyduğum şu sözler beni derinden etkiledi:
 “ Turnalar, çiftler halinde tek eşli bir yaşam sürerler. Yuvalarını diğerlerinden ayırırlar. Onurlarına düşkün, sade bir yaşamları vardır. Bir avcı turnaları vurur ve çiftlerden biri ölürse, geride kalan turna yaşamı sürdürmez, ölümü seçer ve kendini suya bırakır.”
Ondan mıdır? 
“ Kırıldı kolum, tutmuyor elim, durnalar oyyy!”

Turna kuşuna değil turna deyiş ve türkülerine de vurgunum...
Pir Sultan Abdal diyor ki;
“Hazreti Şah’ın avazı/ Turna derler bir kuştadır/ Asası Nil deryasında/ Hırkası bir derviştedir.”
Karacaoğlan sürdürüyor;
“Aşına da Karacaoğlan aşına
Yeni değmiş on üç on dört yaşına
Irak değil ak pınarın başına
Turna yardan haber geldi eylenme”
Musa Eroğlu, Pir Sultan Abdal’dan Kırtıl Semahı turna deyişini söyler:
“Aşağıdan gelende telli turnalar, telli turnalar
İçinizde telli turnam yok benim, telli turnam yok benim
Yarandan yoldaştan soran olursa, soran olursa
Yine sol yanımda derdim çok benim, derdim çok benim.”
Bir de Musa Eroğlu’nun “ Telli Turnam” türküsü vardır gönül tellerini titretir:
“Telli turnam selam götür
Sevgilimin diyarına
Üzülmesin ağlamasın 
Belki gelirim yarına cananıma” 
Turnalar gibi Anadolu’yu sevsem de doğduğum ve büyüdüğüm evden yoksun, yuvasız kuş misali bir başıma kaldım.  Yine de yuvasız, çaresiz kalanları, haksızlığa uğrayanları, sevdaları yüreğimde yaşatacağım ve umutlarına umut eklemek için ömrümün sonuna kadar aynı duyarlılıkta yanlarında olacağım.  Doğrunun şaşmaz katkısıyla kavgam sürecek…
Allı turnam sen de bize yol göster…