Çay mı?

01.08.2021 419

Şu son birkaç hafta içinde neler yaşandı Türkiye’de neler? Ama iktidarın siyaset kanadında tık yok, hiçbir şey olmamış tavrı. Ondan güç alanlar ise, güç zehirlenmesiyle bana bir şey olmaz, ben dokunulmazım pişkinliğiyle hep aynı yerel, sözde milliyetçi ve ümmetçi söylemlerini sürdürüyor. Kadın, çocuk, hayvan, ağaç, eşcinsel, Kürk ve göçmenlere karşı düşmanlık söylem ve eylemleri ortalıkta kol geziyor.


İstanbul Sözleşmesi karşıtlığından Olimpiyat oyunlarındaki kadın voleybol takımının başarılarına gölge düşülmeye bile çalışıyorlar. Farklı olanın ulusal ortak başarısına bile katlanamıyorlar. İslam’ın kızı söylemine sarılıyor, toplumu ve kadınları saflaştırma, kutuplaştırma söylemiyle iktidar politikalarına katkı ve yön verme çabalarına devam ediyorlar.


29 Temmuzdan itibaren çıkan ve her yana yayılan yangınlar karşısındaki başarısızlıklarını örtbas etmek için Kürtlere, HPD’ye ve Millet ittifakına saldırıyorlar. Ya da Sayın Bakan Pakdemirli’nin “ağaç üzerinden siyaset yapanları ayıplıyorum” söylemine de yansıyan yangınların nedenlerini bile sorgulamaya tahammül edemiyorlar. Güç zehirlenmesi yaşayanların suç atma, hedef saptırma, hedef gösterme ve eleştiri yaptırmama çabaları, kriz yönetme strateji olarak toplumu kutuplaştırmaya devam diyor. Ama maalesef bu insanlarımızın mutsuzluğuna ve umutsuzluğuna çare değil. Ülke ekonomisi IMF Covid yardımlarına muhtaç hale geldi!


Sarayların altın varaklı mobilyalarının ihtişamı, ülke gerçeklerini görmeye engel oluyor. İktidara geldiklerindeki sadelik, yer sofralarında aynı kaderi paylaşma iddiası bitti. Artık halkın değil, sarayın ve iktidarın yanında olmak revaçta. Yandaşlığı ne pahasına olursa olsun, kaybetmemeye çalışanların, gerçekleri görmek gibi bir endişeleri de yok ne yazık ki!


Bir ülkenin itibarı binalarda ve gösterişte değil, halkının refahındadır. İtibar bina, beton, gösterişli uçaklar değildir. Betonlaşmayı zenginlik sanma yanılgısı içinde, yanlış itibar arayışına devam etmek, ülkedeki talanın üstünü örtmeye yetmiyor.


Ülke yangın yeri, ormanlar, insanlar, hayvanlar, ağaçlar yanıyor. Ormanlar yanarken turizm teşvik yasası çıkarılıp, sahillerin, ormanların ve sit alanlarının talanına kapı sonuna kadar açılabiliyor.  Sanki yangın sonrasında yine yeniden açgözlülüğü teşvik ederek, her yeri betonlaştırma, itibarın yine betonda olduğu mesajı veriliyor. İktidarın bu tutumu güven ve adalet erozyonunu iyice derinleştiriyor. Her kriz ortamını kendi lehinize çevirme konusunda şimdiye kadar büyük başarı öyküleriniz var ama bu son gelişmelerin olumsuzluklarını ört bas etmek çok kolay olmayacak. Hedef saptırma, ötekileştirme taktiklerini kullanmak da daha fazla sorun, güvensizlik ve adaletsizlikten başka bir şey üretmeyecektir.


Kadınlara, çocuklara ve cinsel yönelim gruplarına yönelik tehdit ve saldırılara göz yumuluyor. Aile, gelenek, İslam’a aykırılık söylemleri kol gezerken, Kürtler ve göçmenler saldırıya uğrarken, iktidar siyasi rant peşinde bir görünümle sessiz kalmaya ve seyretmeye devam edebiliyor.


Yangınlar insanların ve doğanın ciğerlerini yakarken, yangın bölgesine gidip, insanlara çay atmak ancak bir çaresizlik göstergesi olabilir. İnsanlar can derdinde, atılan çayı pişirip içecek ocakları sönmüş! Bu neyin aklı, nasıl bir politika! Bu politikayı akılla ve sağduyu ile açıklayabilen varsa açıklasın bize lütfen!


Eski suç işlemiş mafya babası Sedat Peker, kendini kullananların akıl okumalarını ve oyunlarını iyi bildiği için olsa gerek, ülke insanlarını kardeş kavgasına, düşmanlığa ve ötekileştirmeye karşı uyarıyor. Ülkedeki rezillikler, hak ihlalleri, şiddet, siyasal rant ve mevki avcılığı ayyuka çıktı. Fırsatçılık her alanda, yangınları bile fırsata çevirme hesabı yapanlar var!


Yangın söndürmeye uçağı olmayanlar yangın yerini görmeye özel jetlerle gidiyor. Dalga geçer gib yangın mağdurları, çay atılarak teselli edilmeye çalışılıyor. Yapmayın lütfen, bu aymazlığı, fırsatçılığı bırakın. Size olan tepkileri doğru okuyun. Sizi her eleştireni terörist, beka düşmanı ilan etmeyi bırakın.  Akıl, vicdan ve sağduyu sahibi olun.


Bu ülke, başarılı kadın voleybol takımının her üyesini de, 17 yaşında ülkesine okçulukta altın madalya getiren gencini de, eşcinsel çocuğunu da, Kürk kardeşini de eşit kabul ediyor. Onları ayrıştırmayı, ötekileştirmeyi bırakın. Ülkenin ve gençlerin geleceği için yapın bunu. Yoksa seçimlerde bu genç nesil, kadınıyla erkeğiyle size bir demokrasi dersi vermesini bilir!

Lütfen kendinize gelin. Bu ülke ağacı, taşı, toprağı, doğası ve insanıyla bizim, hepimizin.