Hızlı Yaşa- Genç Git

21.09.2021

Ulaşım yollarının her türlü ulaşım araçları ve yayalar tarafından kullanılması, trafik, olarak tanımlanmaktadır. Trafik kazası, bir karayolu taşıtının diğer bir taşıta, yayaya, hayvana, ağaca veya herhangi başka bir nesneye çarpmasıdır. 


Türkiye'de 2020 yılında meydana gelen trafik kazası sonucunda 4 bin 866 kişi ölmüştür. Bu ölümlerin bir kısmı, kaza yerinde (2 bin 197 kişi) ve bir kısmı ise (2.669 kişi) yaralanıp sağlık kuruluşlarına sevk edildikten sonra kazanın sebep ve tesiriyle 30 gün içinde hayat kaybına dayanmaktadır. Ölümlerin %47,4'ü, yaralanmaların %69,2'si yerleşim yeri içinde gerçekleşirken;  ölümlerin %52,6'sı yaralanmaların ise %30,8'i yerleşim yeri dışında olmuştur. TUİK verilerine göre 2009 yılında 1.053 346 kazada, toplam 4.324 kişi kaza yerinde ölmüştür. 2015 yılı 7.530 ölümlü kazanın, 3 bin 831 kişi kaza yerinde olup, 3 bin 699 kişi 30 gün içinde ölmüştür. 2015 yılında, neden kaza oranı yüksektir bilgisi verilmemiştir. 2020 yılı analizlerine tekrar gelindiğinde;  


Türkiye'de 2020 yılında ölümlü yaralanmalı trafik kazasına neden olan toplam 177 bin 867 kusur nedeni incelendiğinde; kusurların %88,3'ünün sürücü, %7,0'ının yaya, %2,7'sinin taşıt, %1,4'ünün yolcu ve %0,5'inin yol kaynaklı olduğu görülmüştür. Karayolu ağında 2020 yılında meydana gelen 150 bin 275 ölümlü yaralanmalı kazanın %66,9'u gündüz, %30,4'ü gece ve %2,7'si ise alacakaranlıkta olmuştur.


Veri tablosu 10 yıllık zaman diliminde incelendiğinde(TUİK,2020) yılda ortalama 4.000 kişi ölmektedir. Bu rakam bir “savaş” tablosu sonuçları gibidir. Virus tehdidi ile liste yapan ülkelerin, kendi dışındaki ülkelere turist olarak gönderdiği vatandaşlarını koruma amaçlı “trafik listesi” oluşturduğunu da düşünebilirim. Kapsamlı kaza istatistiklerinde yabancı yerleşik, turist vb bilgiler herhalde yer almaktadır. Trafik terörü denilen olgu, kuşkusuz insan kaynaklıdır. Caddelerde yere çizilen ne işe yaradığını hala öğrenemediğim,  özellikle Avrupalı turistlerin korkulu rüyası olan ve Ülkem insanına güvenemeyen yöneticiler yüzünden hayata bir türlü geçirilemeyen, “sinyalizasyonu olmayan yaya geçitler”  olduğu sanılan çizgilerin üzerinde ölenler de ayrı bir konudur.  
Literatürde yer alan nedenler; pratik yapmadan araç kullanmak, yol ve hava durumunu dikkate almamak, trafikte dikkatsiz araç kullanmak, alkollü veya başka bir uyuşturucu alarak araç kullanmak, sürüş esnasında aşırı hız yapmak, hız kurallarına ve trafik kurallarına uymamak, yayalara geçiş hakkı tanımamak olarak tanımlanmaktadır. İnsanın davranış bozuklukları genel tanısı içinde trafikte sadist/acı çektiren, davranışların temel nedenlerinin, uzmanlarınca çok yönlü incelenmesi gerekmektedir. Bu konuda bir açık oturum son yıllarda yapıldığını hatırlamıyorum. Ne kadar yol yapıldı, kaç araç trafikte bu konular esası /psikolojik nedenleri ortadan kaldırmamaktadır. 
Düzensiz dış göçler nedeniyle, 1980 yılının araçlarını İzmir’de de artık görür olduk. İzmir, ayni anda 1’den 81’e bütün illerin yer aldığı araçların trafikte her saat yoğun bir şekilde dolaştığı nadir illerden birisi olsa gerek. Kuşkusuz trafik kurallarına uyarsak kaza yaparız denilen bir alışkanlık yanında, yozlaşmış bir kültürden kaçıp Türkiye’ye gelen insanların hızla yeni kurallara adapte olması kolay değilse de, kapsamlı yapısal dokunuşa ihtiyaç gösteren bir trafik kültürü içinde kalmış olması da mümkündür. Geçen yıllarda dönel kavşakta kırmızı yandığında durmuş beklerken arkamdan bir cip çarptı ve sürücüsü “kırmızı ışıkta geçeceksin zannettim, neden durdun?” diye efelenmişti. Kulaklarıma, gözlerime inanamadım. Aslında bir kısım sürücü ve yayanın trafik kurallarına uyduğu için klakson azarı işittiği de doğrudur. Sabah derslerine yetişebilmek için, saat 7.00’de çıkmazsanız, trafiğin yarısının kamyon olduğu ve çoğunun orta şeridi kapatarak kağnı hızında orta ve sağ işgali içinde ağır aksak gittiği ve ortalama 20-25 dakikalık bir yolda,  saatlerce dur-kalk gitmek zorunda kalırsınız. Köprülerin bu akışa mukavemeti konusu ilgili mühendislerin izahını gerektirmektedir. Artık,  insansız hava araçlarının, mobese kameralarının yanında akıllı robotlara da ihtiyacımız bulunmaktadır. Kanaatimce, kamu yönetiminin en önem vermesi gereken, “hukuk kurallarına saygılı” bir toplumu, “kendisi de dâhil” sürdürülebilir kılmaktır. Medeniyetin birçok göstergesi vardır, trafik yönetimi, konusu bunlardan birisidir.

* Bkz. Kapsamlı istatistikler ;  https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Road-Traffic-Accident-Statistics-2020-37436
·