Kadın en çok sevilmeyi istiyordu…

08.10.2021

Kadın hayatı boyunca mücalele etmişti. Sanki en küçük bir mutluluk için bile çok çalışmalı, çabalamalı ve hak etmeliydi… Sanki her şey hak edilmek üzerine kurulmuştu… Sevgi, saygı, başarı, ilgi, mutluluk hepsi hak edilmesi gereken şeylerdi… Hak etmek…

 

Beyaz bir kağıda fırlattı elindeki tüm renkleri… Sonra avuçlarını bastırdı kağıda ve ellerini oradan oraya itekledi… Renkler birbirine bulandıkça ve elleri renklerin içinde kayboldukça...

 

Oysa  bu küçük  gri taşlı odada, karşısında yüzüne vuran ateşin kenarında hiç birşey yapmadan mutlu olabilmenin keyfini çıkarıyordu… Bu anı hak etmek için mi yaşanmıştı onca acıyı? Peki bu hakkı ona kim vermişti… Eski bakkal defterleri gibi bir defter mi vardı birilerinin tuttuğu? Yoksa her farklı durumda karşısında ki kişi mi karar verecekti onun hak edip etmediğine… Yada hak verilmez alınır mıydı? Peki ama bu haklarını kimden talep edecekti...

 

Ellerinden akan boyaları izliyordu… Ellerinden kağıda kağıdın kenarından yerdeki taşların üzerine damla damla akan boyalar… Bulanık renkler parlaklıklarını kaybetmiş… Her damla taşla buluştukça...

 

Kadınlar ve yeterli olmama duyguları, kadınlar ve hak etmek, kadınlar ve kendini ıspatlamak… Kadın doğmak yetmiyor kadın olabilmek için hep bir çaba…  Yıllar boyunca ne kadar çabaladığını düşünüyor…

 

Doğan her canlının en büyük hakkının sevilmek olduğunu diline pelesenk eden kadın niye sevilmek için onca çabaladığını şimdi soruyor kendisine… Gerçekten niye onca çaba…

Kim ne kadar severse bitecek bu sevilme isteği… Hangi sevgi doyuracak bu sevilme açlığını… Sevgi oburu muyum diye düşünüyor? Sonrasında ise tam tersini, ben gerçekten hiç sevildim mi?

 

Renkler birbirine karıştıkça çamurumsu bir görüntü kalıyor geliyor… Kağıdın üzerine bu sefer kırmızı döküyor… Çamur renginini üzerinde kendi yolunu çizmeye çalışan kırmızının akışını takip ediyor… Elleri kırmızıya müdahele etmeden...

 

Sadece ben olduğum için, karşımdakine yaptıklarım, verdiklerim, hizmetlerim olmadan bütün hatalarımla, günahlarımla, yapmadıklarımla, beni değiştirmeye çalışmadan olduğum gibi seven birileri oldu mu hayatımda? Olmuştur tabii, olmuş muydu? Kadın kendi sorularının yanıtını bile bilmiyordu konu sevgi olunca…

 

İçinden onu zorlayan ve  kırmızıyı da o çamura katmak isteyen dürtüye dirinmeye çalışıyor. Kırmızıyı kendi haline bırakmak için, kağıdın diğer yanına yeşil boyayı döküyor… Şimdi kağıdın başka bir köşesinde yeşil ilerliyor...

 

 

En yalın duygulardan biri olan sevgi’nin nasıl bu kadar karmaşıklaştığını anlayamıyor. Sevgi… Sevilmek… Sonra kendini düşündü kadın? Peki ama hangi beni sevdiler yada sevmediler? Ben hiç kendim oldum mu? Kendi olmak, kendinle olmak, kendinde olmak, kendiyle olmak…  Kadının yüzünde yarım bir gülümseme belirdi belki de ilk defa kendimi, kendime rağmen hak etmeliyim diye düşündü. Bir kez kendimi hak edersem….

 

Kadın elindeki tüm boyaları kağıdın üzerine döktü. Morlar, grileri, maviler, pembeler kadının elleri müdahele etmezse bütün renkler kendi yollarını buluyordu aslında… Kadın hepsini karıştır diyen iç sesini dinlemedi ve tüm renklerin kendi yollarında gidişlerini sessizce izlerdi… Renkler yollarını oluştururken…